Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...
Zor bir hayat yaşıyor olabilirlerdi. Umutlarının tümü gerçekleşmemiş olabilirdi, ama öteki hayvanlardan farklı olduklarının bilincindeydiler. Açlık çekiyorlarsa zorba insanları doyuralim diye çekmiyorlardi, çok çalışıyorlarsa, hiç değilse kendileri için çalışıyorlardi. Hiçbir hayvan iki ayak üstünde yürümüyordu. Hiçbir hayvan, hiçbir hayvanın 'efendi'si değildi. Bütün hayvanlar eşitti.
Yetimlerin biricik babası!
Mutluluğumuzun pınarı!
Yem kovalarının sultanı!
Gökyüzündeki güneşi andırırsın,
Dingin ve buyurgan bakışınla,
Yüreğime coşku salarsın,
Napoleon yoldaş!
*
Kullarının sevdiği her şeyi,
Sensin ona bağışlayan,
İki öğün yemek, tertemiz saman döşek,
Büyük küçük her hayvan,
Rahat uyur her akşam,
Sensin onları koruyup kollayan,
Napoleon yoldaş!
*
Bir gün yavrum olursa,
Daha ufacık bir bebekken,
Altı karış olmadan boyu
Öğrenmeli senin değerini bilmeyi,
Gözlerini açar açmaz dünyaya
Ciyak ciyak basmalı çığlığı;
"Napoleon yoldaş!"