Pandora'nın Kutusu
Kısa bir dönemdir kitap okumalarımda gerideydim. Fakat en sevdiğim yazar Osamu Dazai sayesinde bir kez daha kısa bir zamanda bir kitap bitirme şansım oldu.
Genelde kitaplarda alıntılama yapmayı ya da altını çizmeyi pek sevmem, fakat bu kitapta beni bunlara çeken bir şeyler oldu.
Hiç umudu olmayan bir hayatı kısa sürede aydınlığa taşıyan Tarlakuşu'nun hikayesi bir kez daha Dazai'nin kalemine hayran kalmamı sağladı.
Beni etkileyen birkaç alıntıyı paylaşmak isterim;
"Kaygı, toplanan kara bulutlar gibi yüreğimin derinliklerine yapışıp orada kaldı. Bu şekilde yaşamaya devam edersem gelecekte nasıl biri olacağımı merak ediyorum."
"Hiçbir yol yokmuş gibi sanki, hiçbir şey. Benim böyle umarsızca yaşamamın sadece insanları rahatsız ettiğini ve tamamen anlamsız olduğunu düşününce daha da katlanılmaz geliyor."
"Benim yaşıyor olmam insanlara rahatsızlık veriyor. Ben lüzumsuz bir adamım, farkındalığı kadar acı veren bir düşünce yok." (s.11)
"Ölümle bir arada yaşayanlar için bir çiçeğin gülümsemesi, ölüm-yaşam meselesinden daha çok yüreklerine işler. Şimdi bizler, tabiri caizse, hafif çiçek kokularına kapılıp ne olduğunu bilmediğimiz büyük bir gemiye bindirildik ve kendinizi onun göklerdeki rotasının insafına bırakarak ilerliyoruz."
"Ölmenin ya da yaşamanın, bir insanın mutluluğuna ya da üzüntüsünü belirleyen kilit nokta olmadığını anlamaya başladım." (s.42)
"Hiç bilmiyorum. Ama güneşe doğru büyüyorum." (s.142)
Orhan Pamuk'un bence en iyi romanı. Bunun çok iddialı bir cümle olduğunun ve daha da önemlisi yazarın da bu konuda benimle aynı fikirde olmadığının elbette farkındayım. Ama önemli değil; bence Pamuk'un, insanın içine tatlı bir hüzün dolduran çok sevimli bir eseri bu roman. Elbette bir Benim Adım Kırmızı değil, bir Kara Kitap hiç değil; ama onların durumu çok farklı; ben de bu iki romanı yazarın opus magnumları olarak kabul ediyor ve çok başka türlü bir hayranlıkla okuyorum. Özellikle Benim Adım Kırmızı'nın akıllara durgunluk veren bir emeğin ve çok farklı bir bakış açısının eseri olduğunu biliyorum. Fakat Sessiz Ev, o basit adından başlayarak, kahramanlarının küçük dünyalarına açılan sonsuz sayıdaki pencerenin vaatkarlığıyla çok farklı bir yapıt gibi geliyor bana. Ayrıca Orhan Pamuk'un kurmaca metinleri için hala en iyi başlangıç olduğunu düşünüyorum. Sessiz Ev
Kopartılmış yapraklarımdan ibaretti hüzün.
Dedim: Rahmet yağar ben yürürken.
Gece benim ardımda…
Taşıdım kara gençliğimi dağların damarında.
Hep döşümde yaratkan, patlayıcı bir kimya;
beynimde hep manalı bir uçurum.
İsmet Özel