Okuyan savaşçı

Okuyan savaşçı
@karacafff
Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz. Yunus Emre
2 soru
Ahmet Bin Fatik, Hallac'a dedi: "Bana bir vasiyette bulun!" cevap verdi Hallac: "Sana nefsine dikkat etmeni öneririm: Eğer sen onu meşgul etmez isen o seni meşgul eder." Şibli bir gün Hallac'a sordu: "Üstadım! Allah'a giden yol nicedir?" Cevap verdi Hallac: "İki adım var, onları atarsan ulaşırsın: Dünyayı, ona aşık olanların yüzüne çal, ahireti de onun ardınca seğirtenlere bırak!"
Sayfa 182·Kitabı okudu
Din
Reklam
Yaşar Nuri'den Muhammed İkbal'e
İkbal'in bu özlemi, son nefesini verdiği ana kadar devam etmiştir. Ölümünden yarım saat kadar önce okuduğu rubai şudur: "Geçip giden nağmeler geri gelir mi gelmez mi? Hicaz semtinden tatlı bir rüzgar eser mi, esmez mi? Bir fakirin devri sona erdi; Sırrı bilen biri daha gelir mi, gelmez mi?" Okumakta olduğumuz satırların yazarı, büyük İkbal'in bu serzenişli yakarışına onun naçiz bir öğrencisi olarak şu rubai ile cevap vermiştir: "Günler geçerde ey İkbal, yeni bir devran görünür, İklim-i Hüda'dan toprağa ferman görünür. Bakidir Aşkın kadehinde iksir-i Enel Hak, Bir köşeden 'Nuri' diye bir kalb-i suzan görünür."
Sayfa 154·Kitabı okudu
Din
Ebu Zer-Hallac-İkbal
Ebu Zer-Hallac-İkbal üçlüsündeki Kur'ani yaklaşımın bugünkü dilde ifadesini kalkıştığımızda şu iki ilke-yasayı telaffuz etmek zorundayız: 1. Toprakta özel mülkiyet yoktur, 2. Yeraltı kaynakları (başta su olmak üzere), kamunun ortak malıdır, 3. Sınırsız kazanç ve serbest kar anlayışı tartışmasız zulümdür. "Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Kendilerini fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakileri aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkar ediyor bunlar?" (Nahl 71) "Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki, 'Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınızı yeterli olanından artanını verin.' Allah ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilirsiniz." (Bakara 219)
Sayfa 146·Kitabı okudu
Din
Polarite/zıtlık
Hallac, iblis münasebetiyle, insanlığın kulağına şu gerçeği fısıldamıştır: Varlık ve oluş için polarite yani zıtların karşılıklı varlığı ve etkileşimi kaçınılmazdır. O halde, negativitenin, eksinin, karanlığın varlığı da Yaratıcı'nın iradesini uygun bir varoluş sergiler; sonuç olarak o da makbuldür. İnsan, polaritenin artı kutbunda yer almayı övebilir ama eksi kutba sövmek hakkına sahip değildir. Çünkü, tanrısal irade açısından bakıldığında hayır kadar şer de haktır. Bu gerçek 20 yüzyılın en büyük sufilerinden biri olan Türbedar Ahmet Amiş tarafından son derece güzel bir deyişle ifadeye konmuştur. Türbedar, Cenab-ı Hakk'a bir yakarışında diyor ki: "Hayrın da hak, şerrin de. Ama bu mazhardan şerrin zuhur etmesin!"
Sayfa 137·Kitabı okudu
Din
Safahat
Hadisi uyduruyorken sevap uman bile var Sevabı var imiş! Bir zaman gelir anlar Lisan-i pak-i nebiden yalanlar uyduruyor, Sıkılmadan da "Sevap işledim" deyip duruyor. Düşünmedin mi girerken şeriatin kanına? Cinayetin kalacak zanneder misin yanına? Sevap ümit ediyor ha! Deyin ki namerde Sevabı seni göreceksin huzur-i mahşerde. Tepende gezdirecek ra'd-i intikamını Hak, Ki yıldırımları beyninde kaynayıp duracak. Bugün fesadına kurban olan zavallıların, Vebali boynuna yüklenmesin mi yoksa yarın? Kolay mı ümmeti ıdlal edip sefil etmek, Kolay mı dini hurafât içinde inletmek! Niçin kitab-i ilahiyi payimal ettin? Niçin şeriati murdar elinle kirlettin? Herif! Şu millet-i masûmeden ne isterdin, Ki doğru yol diye tuttun dalali gösterdin! Mehmet Akif Ersoy
Sayfa 121·Kitabı okudu
Din
Reklam