"Gerçeği örten o nankörler, bazı kullarımı benim yanımdan yöremden evliya edileceklerini mi sandılar? Biz, cehennemi bir konuk evi olarak gerçeği örten nankörler için hazırladık." (Kehf 102)
Tevhidi şirke ulaştıran aldatıcılar, kendi şeytan evliyasını maskelemek için genellikle şöyle derler: "Kur'an'da kötülenen evliya, müşriklerin taptıkları putlardan olur; o evliyanın bizim efendimizle bir ilgisi yoktur." Bu savunmanın bizatihi kendisi bir şeytan evliyalığı sergilemektedir. Gerçek bunun tam tersidir: Yıkıcı evliya daima insanlardan olur.
Zümer 3. ayet şirkin evliya kültü yoluyla yürüyen en zehirli tahribine karşı müminleri donatan temel beyyine'dir. Evliya maskeli şirk savunucuları bu yedek ilahlarını 'Allah ile aramızda yakınlaştırıcı ve şefaatçi' diye pazarlamaktadırlar. (Zümer 3, Yunus 18) Kuran bunun bir şirk oyunu olduğunu söylemekte ve Kaf suresi 16. ayet ile Zümer 44. ayette bu iddianın dayanağını temelden yıkmaktadır. Bu ayetlere göre Allah, insana şah damarından daha yakındır ve şefaat tümden ve sadece Allah'ın elindedir. Böyle olunca, Allah ile kul arasında herhangi bir mesafeden söz edilemez ki, yaklaştırıcıya veya şefaatçıya ihtiyaç duyulsun.
Evliya şirkinin sosyal ve hukuksal dayanağı yapılabilecek oluşumlara da imkan verilmemiştir. Din sınıfı, din kıyafeti yoktur. Din adamı tabiri yoktur. Hatta resmi mabet yoktur. Vaftiz ve aforoz hiç yoktur. Günah çıkarıcılara ihtiyaç yoktur. İnsan doğduğu anda temizliğinin ve güzelliğinin doruk noktasındadır. Allah'a kul olmak için birilerinin tesciline, okuyup üflemesine ihtiyaç bırakılmamıştır. Kur'an, vesayet ve vekalet altında bir imanın söz konusu edildiği tüm sistemleri şirk ve zulüm sistemi olarak damgalamaktadır. Toprak post, Allah dost olacaktır. Tüm yeryüzü mabet, tüm meşru fiiller ibadettir.