Lütfen bu kitabı yayından kaldırın.
Ben pes ediyorummm Öncelikle, bu kitabın basımında tüketilen kağıt, emek ve zamandan içtenlikle özür dilemek istiyorum. Çünkü ortaya çıkan şey; derinlikten, anlatı disiplininden ve edebi kaygıdan fazlasıyla uzak. Kullanılan sayfa sayısı gereksiz, karakterler yüzeysel, diyaloglar ise yalnızca boşluğu doldurmak için yazılmış hissi veriyor. Yazı dili son derece zayıf; üslup dağınık, anlatım ise özensiz. Samimi bir ricam var: Lütfen bu kitabı yayından kaldırın. Abarttığımı düşünebilirsiniz fakat gerçekten değil. “Gerilim” etiketiyle sunulan bu metinde ne güçlü bir atmosfer var ne de okuru sürükleyen bir olay örgüsü. Karakterlerin iç dünyaları o kadar sığ ele alınmış ki, yer yer ilkokul kompozisyonlarını andırıyor: “Ne olmak istiyorsun?”, “Ailen ne iş yapıyor?”, “Ne oldun?” gibi yüzeysellikten öteye geçemeyen diyaloglar… Okurken sürekli kendime aynı soruyu sordum: “Ben bu kitabı neden okuyorum?” Ve ne yazık ki hiçbir cevap bulamadım. Betimleme yok denecek kadar az. Kurgu gelişigüzel ilerliyor; sanki yazar aklına gelen her şeyi herhangi bir estetik süzgeçten geçirmeden peş peşe sıralamış. Karakter çözümlemeleri yok, düşünsel bir derinlik yok, felsefî bir alt metin yok. Kelime dağarcığı son derece sınırlı. Dolayısıyla insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu kitabı değerli kılan şey tam olarak ne? Bir de buna 450 TL verdiğimi düşününce hayal kırıklığım daha da büyüyor. Hatta bir noktada sorunun bende olduğunu düşündüm; gidip yorumları okudum. Fakat karşıma çıkan yorumların çoğu “yazlıkta okunur”, “çerezlik kitap” seviyesindeydi. Oysa mesele tam da bu: Edebiyat yalnızca vakit geçirmek için mi vardır? Kitabı bitiren okuyuculara ayrıca saygı duyuyorum; ciddi bir zaman ve sabır harcamışlar. Fakat dürüst olmak gerekirse, bu kitap o emeği ve zamanı hak etmiyor.
İçimizden BiriLucy Clarke · Olimpos Yayınları · 2023440 okunma
Puan vermedi·58 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 19:04
Müştak Bey, sevdiği Kumru Hanım ile evlenecektir. Aracılarla görücü usulüyle anlaşma yapılır. Ama düğün gecesi bir aksilik olur. Müştak Bey gelin odasına girdiğinde karşısında Kumru Hanım yerine onun çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım’ı bulur. Meğer mahalle imamı ve kurnaz komşular bir oyun oynamış. Kumru’yu zengin bir adama Sakine’yi de saf Müştak’a kakalamışlar. Müştak Bey şok olur, ortalık karışır. Mahalle, imam, aracılar işin içine girer. En sonunda iş tatlıya bağlanır. Müştak Bey sevdiği Kumru’ya kavuşur. Eğlenceli komik kitap :)
Alıntı
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
Reklam
10/10
·632 syf.··
2026 4. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 12:08
Kurt Kanunu ile dilini beğendiğim ve bir tarih tezine imza atan Kemal Tahir’in Devlet Ana’sı edebiyat derslerinde aşina olduğumuz bir roman. Okumasının bu günlere kalması da benim ayıbım. Hatırladığım kadarıyla lisede Küçük Ağa daha bir tavsiye edilip okutuluyordu okullarda. Bunda Kemal Tahir’in yer yer kadın erkek ilişkilerini açık bir şekilde anlatmasının da etkisi vardır diye düşünüyorum. Kitap 1290’lı yıllarda, Ertuğrul Bey’in ölülüyle şekillenen Osmanlı’nın beylikten devlete geçiş sürecinde yaşananları anlatıyor. O kadar geniş bir pencereden aktarıyor ki mevcut durumu, yıkılan Selçuklu ve Moğol tarafından işgal edilen Anadolu ile Bizans, Frenk elleri hem üretim tipleriyle hem coğrafyasıyla hem insan yapısı ve dini inanışlarıyla sayfalarda yerini alıyor. Bu anlatım hem çok bilgi verici ama bir o kadar da didaktik değil, metnin ve diyalogların içine o kadar güzel yedirilmiş ki ustalık da burada kendini gösteriyor zaten. Sosyoloji, ekonomi ve politiği romana ustaca dahil etmiş. Mertlik gazilerde, dürüstlük Ahilerde, strateji ve akıllı yönetim beylerde kendini gösteriyor. İlk sayfalarda Mavro işe Şövalye diyaloğunda gördüğümüz batak ise kitaba karakterini veriyor, düzenin bozulduğunun simgesi, Konya ve Bizans güçten düştüğü için bakımsızlıktan ırmakların çevrilip arazinin ekilemediğini ve Sakarya’nin üç kez yatak değiştirdiğini okuyoruz. Yine Frenk feodal düşesinin ilk gece hakkı, Ahilerin buna ses çıkarmasının bekleyen Mavro’nun orada Ahi olmadığını öğrenmesi de üretim tipleri olarak müthiş diyaloglarla bir öğreticilik sağlıyor. İlk sayfalarda şövalye Notüs Gladyüs ve Türkoğlu Uranha ile başlıyor sonra Söğüt’e doğru geçiyor kadraj. Yıllardır barışı sürdüren Ertuğrul Bey üç beyliği ile Anadolu Selçuklu başkenti Konya arasındaki ferman diyaloğu devletin bittiğine
Edebiyat & Roman
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,9bin okunma
Bu kitap sabrımı akademik seviyede test etti.
1/10
Gerçekten gerekli miydi? Asil kızımızın, asil oğlanımızın kardeşi ve yeğeniyle birlikte olduğunu daha kitabın başında okuyup şok geçirmeme sebep olmak zorunda mıydın, sevgili yazar? Yani bir roman için bu karmaşa ne kadar “romantik” olabilir ki? Her sayfada aklıma gelen tek şey, kızın aile içindeki erkeklerle yaşadığı bu tuhaf yakınlıktı. Ve evet… içim daraldı. Aman Allah’ım. Kız karakterden tamamen soğudum. Tatlı değildi. Derin değildi. Sadece karmakarışıktı. Üçüncü kitabını yazan bir kalemin, böyle bir karakter yaratmasına gerçekten şaşırdım. Ah Edward… seni bu hikâyede harcamışlar. Bir köşkte büyümüş, evinde tavus kuşu olan bir cerrah için kafamda bambaşka bir dünya kurmuştum. Ama bu kadın karakter, o hayali tek tek yerle bir etti. Sevimsiz bir kadın karakter yazmaktan daha kötü bir şey varsa, o da onu zorla sevimli gibi sunmaya çalışmaktır. Ve bu genelde şöyle olur: Kahraman erkek, körkütük bir şekilde o kadının “sevimliliğine” vurulur. Benim içinse bu sadece… saçmalıktı. Yazar bize şunu anlatmak istemiş gibi hissettim: Bu kız çekici, zeki, komik, hayat dolu, neşeli, ateşli, tatlı, sevimli, başına buyruk ve cesur. Ama benim sayfalarda gördüğüm şey bambaşkaydı: Patavatsız, sevimsiz, sığ, hırçın ve düşünmeden konuşan bir karakter. “Gerçek dişi karakter” diye sunulmaya çalışılan bir siluet. Ve itiraf ediyorum — okurken utandım bu karakter adına.
Dare to Love MeRosa Lucas · Rosa Lucas Romance · 06 okunma
Puan vermedi·243 syf.··
2026 1. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. . . . Evet 2026’nın ilk kitabı ile geldim. Normalde kitap bana ne hissettirdiyse onu yazarım ama yazar o kadar güzel bir son söz yazmış ki hissettiğim her şeyi burada buldum diyebilirim. . Son olarak Değerli okuyucularım tarih olsaydılarla, keşkelerle anlatılmaz ama ben şu iddiayı söylemekten kendimi alıkoyamıyorum. Şayet Osman Gâzi olmasaydı bugün Anadolu’da Türkler olmazdı . Bunu çoğaltabilirsiniz, alparslan olmasaydı da olmazdı tabi. Ancak Osman Gâzi farklı bir şahsiyet. Alparslan olmasa Melikşah olurdu, Çağrı Bey olurdu diyebilirsiniz. Ama Osman Gâzi olmasaydı Osmanlı olmazdı. Fatih olmazdı, Kanuni olmazdı, Yavuz olmazdı. Böylesine ulu bir beydi o . Bey diyorum çünkü Osman Gâzi’yi bir hükümdar, bir padişah kabul edemeyiz. Otorite anlamında değil yaşantı açısından Osman Gâzi , aynı babası gibi oba hayatı yaşamıştır. Göçerlik yapmış, çadırda otağda yaşamıştır. Aşiretten devletleşmeye geçen bir beydir. Osman Gâzi para için, petrol için, altın için, şöhret için savaşmadı. O Allah yolunda gazâ etmek Allah rızasını almak için mücadele etti. Öyle ki bunu mirasından anlayabiliyoruz. Osman Gâzi’nin bıraktığı miras kısmı Aşıkpaşazade de şöyle geçer: “ Baktılar ki, yalnızca fetholunmuş ülkeler var, akçe ve altın mevcut değil. Osman Gâzi’nin yenice bir elbisesi, atın yanına asılan bir torbası, tuzluğu, kaşıklığı, çizmesi, iyice birkaç at, birkaç sürü koyunu, birkaç çift de öküzü vardı başka bir şeyi yoktu. “ Düşünebiliyor musunuz? Bizans sınırında Bizans tekfurlarını ve imparatorunu titreten bir Türk Han’ı devletli bir bey, öldüğünde parası yok, altını yok. İstese edinemez miydi? Sadece bir kaleden aldığı ganimet ona bir ömür yeterken onca fetihler
Kayı Beyi OsmanBekir Manav · Pergole Yayıncılık · 201750 okunma
Puan vermedi
Sıkı okur olabilmek için inceleme yazıyorum 2 Bence çok büyük bir potansiyeli harcamışlar, Tokyo Ghoul RE'ye kadar akıcı bir şekilde izlemiştim ama RE'ye başlar başlamaz bırakmıştım. Daha sonra en baştan mangaya başlasam da bu da çok uzun sürmemişti çünkü sinirlenmiştim, mangası seinene kayarken animesinin alakasızlığı anlamamıştım. Yıllardır remake'i bekliyorum... Umarım bir gün gelecek
Tokyo Ghoul Vol. 1Sui Ishida · ‎VIZ Media LLC · 20151,846 okunma
Reklam
Reklam