ebrar

ebrar
@karakayaebraar
8/10
·80 syf.··
2021 14. kitabı
“Yalnızca beş dakika geç kaldım.” Kendisinden yaşça küçük, yoksul bir genç kızla evlenen baş karakter eşinin ölüme götüren süreci bu ölümün hemen ardından anlatmaya başlar. Burada hiçbir zaman sorumluluk almayan, daima eşi ve evliliği için her şeyi doğru yaptığını iddia eden ve kendi megolamanisinin tuzağına düşen bir adamın hikayesine şahitlik ediyoruz. Baş karakter eşinin ilk gençlik çağında olmasını bir toyluk olarak görmekte ve onu kendi inandıklarına göre yetiştireceğini, kendisine sahip çıkarak yoksulluktan kurtaracağını düşünmektedir. Yalnızca her şey onun kontrolünde ve istediği gibi olursa mutlu olacaklarına, eşinin onu seveceğine inanır ancak durum hiçte beklediği gibi gelişmeyecektir. Bunları anlatırken kendiyle yüzleşir, geçmişte yaptıklarının ve geç kaldıklarının farkına varmaya başlar. Bu andan itibaren her şeyi düzelteceğine inanan baş kişi mutluluğa çoktan geç kalmıştır. Hepimiz hayatımızda bir şeylere yetişmeye çalışırken başka şeylere geç kalıyoruz ve bu zamana kadar kim bilir kaç insanı incittik hem de hiç fark etmeden, doğru olduğuna inandığımız şeyi yaptığımızı sanarak... hikayedeki adam gururuna yenik düştü çünkü sevginin elde edilecek, yontulacak, kontrol edilecek bir şey olduğunu sanıyordu. Halbuki sevgi koşulsuz ve kontrol edilemezdir. Sadece peşinden gidilir, fedakarlıklar yapılır ve yaşanması gereken o an yaşanır. Gelecek planları yapan, ileride güzel bir yerde güzel bir ev almak isteyen, eşiyle mutlu bir hayatın hayalini kuran karakter onu bekleyen felakete gafil avlandı ancak felaketin yolunu yapan aslında kendisiydi. Uysal kız, evliliği, sevgiyi ve gururu, kadın-erkek rollerini, gençlik dönemine bakış açılarını ve daha pek çok şeyi sorgulatan bir kitaptı. Bu incelemede okurken hissettiklerime ve düşüncelerime yer vermek istedim. Buraya
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·80 syf.··
2021 10. kitabı
7 yıllık sapma Okurken içimden sürekli bunu tekrar ettim. Kısa ama oldukça etkileyici bir eserdi. İçinde bulunduğumuz salgını 108 yıl önce farklı bir kurguyla anlatan Jack London okuru rahatsız eden ancak farkındalık kazandıran bir eser bırakmış bize. 2013 yılında baş gösteren kızıl ölüm adı verilen ve çok hızlı yayılan bir mikrop insanlığın sonunu getirir ve dünyada buna şahit olan son kişilerden olan profesör James Howard Smith salgından 60 yıl sonra bunu en açık ve net şekliyle torunlarına anlatır. Sınıf farkından, mikropların öngörülebilir ve aslında engellenebilir olduğundan, insanın hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebileceği ve ilkelleşebileceğinden bahsedilen bu kitabı eğer rahatsızlığı göze alıyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
Kızıl VebaJack London · Can Yayınları · 202047,8bin okunma
7/10
·282 syf.··
2020 28. kitabı
Eğer sabırlı bir okuyucuysanız belki hiç rastlamadığınız bir yaşama bu kitap sayesinde eşlik edebilirsiniz. Yüzleşmek istemediğimiz, göz ardı ettiğimiz, soğuk duvarlar ve hastaneler ardında bıraktığımız gerçekleri yüzüme çarpan bir kitap oldu sana gül bahçesi vadetmedim. 16 yaşında şizofreni tanısı konulan ve 3 yılını bir akıl hastanesinde, farklı koğuşlarda, farklı hastalarla geçiren Deborah’ın mücadelesi. Deliliğin serüveni. Gerçeklik boyutunu kaybeden bir genç kızın yer altından kayarken, gökyüzü onu kapana kıstırırken, değişen koğuşlara, değişen doktorlara, değişen hasta arkadaşlarına karşı verdiği savaşta kendisine eşlik eden ve ona daima inanan psikiyatrist Fried ile birlikte yaşama dair ‘belki’ umudunu, gerçek dünyaya dönme savaşımını ele alan bu kitap bize pek çok şeyi sorgulatıyor. Gerçeklik, mutluluk, normallik ve sevgi aslında nedir? Deborah’tan istenen, olması beklenilen form nedir? Ailesi onu koşulsuz seviyor mu yoksa ‘normallik’ sevginin ön koşulu mu? gibi pek çok konu ince ince işlenmiş. Endişeli bir aile, ürkek bir genç kız ve pes etmeyen bir doktor döngüsünden ne çıkacağını son bölüme gelene kadar kestiremediğim, vakanın iyileşmesiyle beraber gerilemelerinin de mevcut olduğu bu kitap yavaş tempolu ancak kafanızda belirsizlik bırakmayacak kadar açık, anlaşılır ve betimsel bir şizofreni öyküsü. Deborah’ın gerçekliği, yer, zaman, şekil boyutunu kaybettiği anlara; akıl hastanesinin yüksek parmaklıklı pencerelerine, vakaların ağırlığına göre numaralandırılan koğuşlarına, tecritlere, nöbet anlarına, hastaların iyileşmekten hastalıktan daha çok korktuklarına tanıklık edebileceğiniz bu eserin yazarının da akıl hastanesi tecrübesi olması soğuk gerçeklikle kurguyu buluşturmuş ve bize en iyi şekilde sunmuş. Herkese iyi okumalar dilerim.
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Drina Köprüsü-İvo Andriç
8/10
·354 syf.··
2020 9. kitabı
Kimi zaman varmak istediğimiz yerlere bir kitapla uzanırız, bir nehrin çağıldamasını çevirdiğimiz sayfanın hışırtısında duyarız ve de yüzyıllara bir köprü üstünde tanıklık ederiz işte bu eser tam olarak bunu ifade etti benim için. Drina bir diğer adıyla Sokollu Mehmet Paşa köprüsü, yüzyıllar boyunca çeşitlı milletlere, dinlere, devletlere ev sahipliği yapmıştır. Aşklara, ayrılıklara, dostluğa ve düşmanlığa, işgallere ve savaşlara şahit olmuştur. Salgın hastalıklarla, doğal afetlerle mücadele etmiştir. Efsanelere, masallara ve bu güzel esere konu olmuştur. İvo Andriç, Drina Köprüsü eserinde bizleri yüzyıllar geçerken bu köprü üzerinde yaşananlarla inanılmaz bir akış içinde buluşturmuştur. Bosna Hersek topraklarında yaşananları, değişim ve dönüşümleri pek çok yönüyle ele alarak okuyucuya sunmuştur. Doğuyla Batı’yı bağlayan ve zamanında oldukça önemli bir işlev gören Drina köprüsü ve Vişegrad halkının kültürel, sosyal, siyasi hayatını yaşadıkları olağanüstü olayları, kimi zaman hüzün kimi zaman tebessümle okumamıza olanak sağlamıştır. Savaşlarda, işgallerde ve başka nedenlerle hasar gören Drina Köprüsü her şeye rağmen büyük bir ihtişamla ayakta kalmayı başarmıştır ve tarihe tanıklık etmeye devam etmektedir. Bu kitap farklı kültürlerin bir köprü üstünde nasıl birleştiğini, nasıl zedelendiğini ve zamanla nasıl koptuğunu konu alıyor. Kesinlikle okunmaya ve anlaşılmaya değer. Keyifli okumalar dilerim.
Drina Köprüsüİvo Andriç · İletişim Yayınevi · 20257,5bin okunma
Limon Ağacı
10/10
·400 syf.··
2020 5. kitabı
Neresinden nasıl başlasam bilemiyorum ancak beni hem duygusal, hem bilgi hem de tarihsel açıdan doyuran kitaplardan biri oldu diyebilirim. Limon Ağacı Ortadoğu’nun kalbinde yeşermiş incelikle ve çok uzun ve detaylı araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış bir eser. Bereketli topraklarda, limon ve portakal ağaçlarının kokusuyla zeytin dalları arasında bollukla yaşayan Arapların kendi vatanlarında ıssız düşmeleri ve doğdukları evleri terk etmek zorunda kalmaları ve nazi katliamından kaçan yahudilerin vatan arayışlarını bir arada işleyen bir roman. Filistin topraklarının bütünlüğünü isteyen Beşir ve kafasında soru işaretleriyle dolu barış arayışı içinde olan Dalia’nın yolları yıllar içinde defalarca kesişir ve aralarında asla kopmayacak bir dostluk gelişir. Geçmişten günümüze kadar Ortadoğu’da yaşananları kronolojik bir sırayla ve geniş perspektifte veren Sandy Tolan bizlere yoğun tarihi bilgiler sunuyor. Yer yer kopukluklar yaşayabilir bu yoğunluğa ayak uyduramayabilirsiniz ancak kesinlikle okunmaya ve üzerine düşünülmeye değer olduğunu söyleyebilirim. Kitabı bitirdiğimde Beşir ve Dalia’nın dostluğunu hissedip derin düşüncelere daldım. Limon Ağacı’na bir şans vermenizi kesinlikle öneririm. İyi okumalar.
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,9bin okunma