“İslam ne yalnız Doğu’ya aittir ne de Batı’nın karşıtıdır.” “Doğu insanı dünyadan koparır, Batı insanı dünyaya hapseder. İslam, insana iki âlem arasında köprü olma sorumluluğu yükler.” Aliya‘ya göre İslam’ın üstünlüğü, bu iki uç arasında ahlaki denge kurabilmesindedir. Bu dengenin merkezinde açık dindarlık vardır. Açık dindarlık, inancı kapalı bir cemaat kimliğine hapsetmeden, evrensel insanlık değerleriyle birlikte yaşamaktır. Mustafa Yeneroğlu Karar 19/10/2025
Alıntı
Âlimden zalim olmaz, zalim âlimi zalim gösterir. Zor anda kalp baştan alır yaşamı. Boşaltmak lazım korkunun yakasını. Salmak lazım kadavrasını taşıdığın adaletini. Karar vermek için karıncaların balıkları yemesini anlatmasınlar. (Karakter lazım, adaletin masasında oturmak için.)Neek
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugün seni unuttuğum gün değil. Çünkü bazı insanlar unutulmaz; sadece hayatındaki yerleri değişir. Bugün senden vazgeçtiğim gün de değil. Vazgeçmek, hâlâ mücadele etmek demektir. Ben artık mücadele etmiyorum. Bugün senden bir karşılık beklemediğim gün. Bugün senden bir mesaj ummadığım, bir telefon beklemediğim, "Belki gelir." diye hayal kurmadığım gün. Bugün bilekliğimi çıkardığım gün. Sadece bileğimden bir aksesuarı değil, aylarca taşıdığım umudu, beklentiyi ve yükü de çıkardığım gün. Bugün "Sen olmasan da hayat devam ediyor." dediğim gün. İlk kez bunu kendime gerçekten inandırdığım gün. Bugün her şeyden önce kendimi düşündüğüm gün. Hayatımı bir başkasının varlığına göre değil, kendi varlığıma göre yaşamaya karar verdiğim gün. Bugün kendime yeni bir başlangıç yaptığım gün. Geçmişimi inkâr etmeden, ama ona mahkûm da olmadan yürümeye başladığım gün. Dün sen hayatımın merkezindeydin. Düşüncelerimin, hayallerimin ve dualarımın merkezindeydin. Bugün ise sadece bir anısın. Güzel ya da acı... Ama sadece bir anı. Bugün senden umut etmediğim gün. "Belki bir gün." cümlesini içimden sildiğim gün. "Keşke gel." demediğim gün. Arkama bakmadan yürümeyi seçtiğim gün. Bugün seni ne kadar büyüttüğümü fark ettiğim gün. Seni ulaşılmaz değil, sadece insan olarak gördüğüm gün. Seni gözümde büyütürken kendimi ne kadar küçülttüğümü anladığım gün. Bugün yeniden kendimi hatırladığım gün. Bugün kendi değerimi yeniden keşfettiğim gün.
Yavaş yavaş tekrardan aktif olmaya karar verdim 🫠
Anlamsız bir hikaye.
Tam bir şey söyleyecekken aklına başka bir şey gelmiş, onu söyleyip söylememek arasında arafta kalmış ve neticede söylememiş, fakat aradan geçen bu sürede ne söyleyeceğini de unutmuş yorgun bir zihne benziyor hava: sıcak bir yaz gününün akşamüstü. Günlerden belli ki Cumartesi ve belli ki birazdan hava kararacak. Yoksa gündüz vakti neden yansın sokak lambaları? Bu sokak lambaları da ilginç; gündüz hiçbir işe yaramıyorlar, geceyse olup biten her şeyin gizli bir tanığı gibi sessizce seyrediyorlar olup biteni. Gündüzden başlıyor mesaileri, bu vakitlerde: güneşin karşı tepeleri aşıp gittiği, işten çıkanların telaşla evlerine koştuğu, şu karşıdaki duvarın dibinde yatan sarı kedinin gelip şu karşıdaki duvarın dibine yattığı vakitlerde… Sarı kedi yerinden kıpırdamıyor. Sanki günün saatini, insanların telaşını, ışığın eğimini bilen tek varlık oymuş gibi. Gövdesini kaldırım taşına bırakmış; taşın soğukluğunu kendi sıcaklığıyla uzlaştırmış. Ne acele ediyor ne de gecikiyor. Sadece “burada” olmanın en basit hâliyle duruyor. Varsa nafakası zaten birazdan gelip önüne serilecek mükellef akşam sofrası; karşıdaki lokantada akşama kadar kaynaya kaynaya helak olmuş ne kadar yemek varsa, yarın işe yaramayacak olanlar onun için dökülecek çöp konteynerinin yanına ve o şişman, kaba saba, sevimsiz ve kahrolası çöpçü gelip oraları temizleyene kadar vakti olacak. Bu kadar teferruatlı düşünüyor mudur acaba? Sanmıyorum. Belki de sanıyorum. Bilmiyorum. Sokak lambası hafifçe titriyor. Elektrik gelmeden önce bir anlık tereddüt gibi bu. Yanıp yanmamak arasında değil de, hatırlayıp hatırlamamak arasında kalmış gibi. Sonra birden karar veriyor: yanıyor. Ama tam değil. Işık, gündüzün kalıntısına karışıyor; ne geceyi başlatıyor ne de gündüzü bitiriyor. Işığı; gecenin karanlığını aydınlatıncaya kadar,
~Acı gerçek şu ki,kötülüğün çoğu ne iyi ne kötü olmaya karar vermemiş insanlar tarafından yapılır.
Sosyoloji-Psikoloji