İşte bu kadar önemlidir başkalarını kazanmadan önce herkesin kendini pohpohlayıp doğru yolu bulması. Eğer hâlinden hoşnut olmaksa mutluluk -inanın bana- kendini beğenmişlik insanı en kısa yoldan cennete ulaştıracaktır.
Şuracıkta kafalarını böğürlerine sarkıtanlara bir bakın; bedenlerini ve zihinlerini felsefe gibi ağır bir işle uğraşarak heder etmiş şu yiğitlere bakın hele, gençliklerinin son demlerinde yaşlanmışlar bile. Neden? Mesleklerinin verdiği ciddiyet ile mütemadiyen yoğun düşüncelere dalıyor olmaları onlarda hayat emarelerini söküp, can sularını emip almış âdeta.
Her ne kadar aralarında kırışıklık ve yaş günü sayısı bağlamında farklar gözlense de aslında ihtiyarlar çocuklar gibidir: Saçlar kır, ağızlar dişsiz, vücutlar çelimsiz; her ikisinin de gıdası süttür; sendeler, yekinir, anlamsız laflar ederler; hepsi de çocuksu, unutkan ve düşünceden yoksundurlar. Yaşlandıkça daha bir çocuk olurlar ve çocukların yaşamaktan yorgun düşmeyen, yaşlanmaya direnmeyen kıvamına ulaştıklarında da sessiz sedasız el etek çekerler bu dünyadan.