Herkese selam tekrardan. Ben 18 yaşıma bastığım gün bu kitabı okumaya başlamıştım. 21 yaşıma bastığımda da bitirdim. Epey uzun bir süre. Çünkü bu kitap benim başucu kitabımdı. Kötü hissettiğim de daha da kötü hissetmek için aldım okudum aldım okudum. Dönüp dönüp çizdiğim satırları ezberleyene kadar okudum. Okuduğum sayfaları tekrar dönüp tekrar okudum. O kadar benliğime işledim ki bu kitabı.
Bir kitap sizin duygularınızı özetler mi?
İşte duygularımı özetleyen o kitap oldu benim için. Pessoa ne yaşamış bilmiyorum ama, bu kitap oturup oturup karaladığı cümlelerden ortaya çıkmış bir kitapmış. Bende yattım kalktım, karaladığı yerleri okuya okuya bende zihnimi karaladım. Sayfa sonunda ağladım , satır başında kendime gelip tekrar ağladım. Ne bu döngüyü kırdım, ne de farklı bir şeyler yaptım. İnanır mısınız her sayfanın her cümlenin altını çizdim. Bazen gözyaşlarımla altını çizdiğim satırları bile görünmez kıldım. Bazen zihnimde çizdim cümlelerin altını kendimce. Kimse görmesin, kimse bilmesin yaralarımı diye kendimce.
Zayıf noktalar gizlenmeli derim hep çevremdekilere. Zayıf noktalar bana göre kişinin okuduğu kitaplar da altına çizdiği cümlelerdir.
Zayıf noktalarımın bütünleştiği ve sarıldığı kitap da bu oldu işte.
Benim zihnim kitaplara sıkışır sadece, her insanın arkasından kolayca sıyrılır, ama kitaplarda sıkışır.
Benim zihnim sürahinin kenarlarında oluşmuş minik damlalar gibi, bir cümleyle buluştuğunda her hangi bir damlaya tutunup akar gider.
Benim zihnim henüz gerçekleştirilmemiş bir intihar hazırlığı, sayfalar da cesarete bulaşır sanki.
Zihnim , korkunç dalgaları olan koca bir okyanus gibi, her hangi bir yazara denk geldiğinde küçücük göl oluyor sanki.
Pessoa; senin gibi bir yazarla karşılaştım ve senin zihninin yanında benim zihnim göl oldu.
Okyanusunla savaşırken,