Bu öyküleri okuduktan sonra artık ne bir romanın ne de bir başka öykü kitabının erkek çocuklarının bazen aydınlık bazen kasvetli dünyalarını hiçbir yazarın onun kadar iyi anlatabileceğini düşünmüyorum. Uzun zamandır bu kadar güzel ve sürükleyici öyküler okumamıştım. Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes , erkek çocuklarını ve ergenleri anlattığı öykü kitabında onun çocukluğa ne derece hakim olduğunu ve neler hissettiğini , hissettiklerini o kadar net hatırladığını ve bildiğini görüyorum. Bu kitapta herkes çocukluğuna ait bir şey bulabilir ve bu buldukları şeyler öyle bildiğimiz parkalara giderdik , top oynardık , ninem börek yapardı ve benzeri yüzeysel parçalar değil ve Emrah Serbes bunu bildiği için bize herkesin içinde hissettiği ama anlatmadığı tuhaf bir ayrıntı olarak hatırladığı ve hiç bir zaman hissetmediği şeyleri ona tekrar hissettiriyor. Bahsettiğim bu parçalar ve kitabı besleyen çocukluk şeylerinin bir kısmını hatırladığım kadarıyla şöyle verebilirim ; salam ekmek , büyük bir ağabey veya abla ile arkadaş olmak , öğretmenin verdiği kitap okuma ödevinde okuduğumuz kitabın ismini hatırlayamamak , yazın dükkanda çalışmak , sadece yazın tatil veya başka bir şey için gittiğimiz yerde arkadaş olup sonra hatırlamadığımız dostlar , siyasetten hiç anlamamak. Emrah Serbesin bu öyküleri yazmak için sanki çocukken ''ulan ileride yazarım bunları'' deyip o çocuk akılıyla bir yere not ettiğini düşünebilir veya çok iyi oldukları için sanki çocukken yazdığını düşündürecek derecede iyi öyküler bunlar ama bu teoriler büyük ihtimal yanlış çünkü bu kadar güzel cümleleri bir çocuk yazsa büyük ihtimal Nobel Edebiyat Ödülü alır. Benim en beğendiğim öykü Üst Kattaki Terörist adlı öykü oldu çünkü bu öykü bize çocukluğun bilgisizliğin verdiği güçle üst katta oturan bir