“Yavuz Sultan Selim'in Hırka-i Saâdet'i Mısır'dan getirip bu odadakı mevkıine koyduğundan beri kırk hafız nöbetle Kur'ân okur. Türk tarihinde bir dakika bile buradaki Kur'ân sesi kesilmemiştir. Gezintilerimde bir hakikat keşfettim. Bu devletin iki manevi temeli vardır: Fâtih'in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki hâlâ okunuyor! Selim'in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur'ân ki hâlâ okunuyor. Eskişehir'in, Afyonkarahisar'ın, Kars'ın genç askerleri siz bu kadar iki güzel şey için dövüştünüz!”
Türk milletinin ülküden yoksun olduğu sık sık söylenmekte ve bunun acılığı, milli başarısızlığa uğradı-ğımız zamanlarda daha çok duyulmaktadır. Kıbrıs konu-sunda, Birleşmiş Milletlerdeki son başarısızlık sırasında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in gazetelere geçen bir sözü çok ilgi çekicidir. O zaman Gürsel: "Yunanlılar Kıbrıs'ı, Bulgarlar Trakya'yı, Ruslar Kars'ı istiyorlar. Biz ne istediğimizi bilmiyoruz" demişti.
Buradaki "biz" zamiri şüphesiz Türkiye'nin resmî çevreleri, resmî sorumluları anlamında kullanılmıştır ve bu sorumlular cidden ne istediklerini bilmemektedir. Çünkü millî bir program yoktur. Siyaset bilgisi onlara göre "idare-i maslahat"tır. En büyük zekâ, köylü kurnaz-lığı ile karşısındakini kısa bir süre için aldatabilmektir. Bir tehlikeyi iki üç yıl geriye atmak bir zaferdir.
Oysa ki Türkiye'de ne istediğini bilen bir zümre var-dır. Bu zümre Türkçülerdir ve bütün Türklerin tek devlet halinde birleşmesini istedikleri için, yerine ve zamanına göre maceracılık, emperyalistlik; faşistlik ye kafatasçı-lıkla suçlanmaktadırlar.
Küçük ve zayıf Yunanistan kurulduğu günden beri Megalo idea, yani Bizans İmparatorluğunun diriltilmesi düşüncesinin ardında koşarken, dağınık ve geri Arap, İran Körfezi'nden Atlas Denizi'ne kadar Arap Birliği isteği-nin arkasında iken, Afrika'nın yeni çelimsiz devletleri kendilerine göre birer dış hedef gözetirken, geçmişin nice büyüklüklerinin mirasçısı olan Türk milleti millî bir ülkü gütmekten alıkonuyor ve bunu dış düşmanlar değil, Türk aydını olarak bilinen bir güruh yapıyor.
Eflak ve Bogdan, Avusturya'ya kaptirilmis, Bulgaristan bir anlamda bagimsizlik demek olan muhtariyete kavusmustu. Batum, Kars ve Ardahan, Rusya'nin eline gecmisti.
Nurettin Topçu, din konusunda olduğu gibi, din adam konusunda da fikirlerini açıkça ortaya koyuyor ve şunu diyordu "Asıl bityüik adamlar, man yaratıcısı olan peygamberlerdir". Bunla, hareketleriyle kâinatı velveleye verenler değil, şuurları harekete geçirenler, insanda irade yaratanlardır. Maddeyi rûha kars kullanan zorba hareket adamları, İskender, Sezar, Napolyon ve Lenin insanlığ ın asırlarca çalışıp kurduğu medeniyetleri bir hamlede yakmış olan adamlardir. Bunların hiçbiri insanhg yeni bir krymet getirmediler, belki eski krymetleri yıkark bununla harap olan insanhığı, kendi benliklerinin gururuna esir ettiler. İnsanlığı hakiki çehresiyle tanımak için, küçük görünen ve kalabalığın alkışını toplayamayan, lâkin gözy şından doğan eserlere bakınız: İnsanlk, kaba gözlerle göril- meyen bu şuur hareketlerivle ilerlemistir. Bugünkü insanlık Ramses'in, İskender' in, Sezar'ın, Haccac-1 Zalim'in, Cengiz'in Napolyon'un ve Lenin'in eseri degildir. İnsanlık, Peygamberin vahyinde, bir de sanatkârın eserinde ebedilik sırrinı yakalamis ve kendini bulmuştur
... milliyetçiliği yalnız biz bize olmakta, içe kapanmakta sanıyordum. "Ziya Gökalp"in;
Aruz sizin olsun, Hece bizimdir
deyişindeki dar görüş içindeydim. İlk verdiğim "edebiyat" derslerinde talebeme edebiyat yerine "sav erdem" dediğim olmuştu. Bir dilin bütün kelimeleriyle "özdil" olamayacağını biliyor, ama yine de içimin isteğine kapılıyordum. Bunda bir parça da İmparatorluğumuzun yıkılışını, bize kendi öz milletimize ve öz vatanımıza dönüş diye tanıtan ve yalnız Anadolu topraklarına sığınmamızı bir zafer gibi gösteren zihniyetin tesîri vardı. Bu "özdil" gibi acayip bir "öz vatan" anlayışıydı. İyi ama "Edirne" öz vatandı da "Selânik" ve "Üsküp" neden değildi?
Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır
Evlâd-ı fâtihâne onun yâdigârıdır
diyen şair yanlış mı söylüyordu? Üsküp şehrini hiç yoktan vâr edenler biz Türkler, bizim atalarımız değil miydi?
Kars, Ardahan öz vatandı da Kerkük neden değildi?