Mithat Bey'in tavsiyelerine uydum:
"Sakın karşılaşacağın zorlukların hepsini birden hesap etme, önünde ne varsa onu çöz. Yani ileride bu olur, bundan sonra işte şu olur, daha ileride de şu olur diye düşünme sakın," derdi. Adım adım; en ilkin karşılaştığın güçlüğü çöz. Ondan sonra ötekileri düşünürsün. Ve hakikaten daha kolay oluyor o zaman. Onun bu tavsiyesini hiç unutmam.
Yıllar sonra çocukluğundaki bir durumu anlamaya çalışan bir tavır görüyoruz burada. Yaşamında yer alan olaylara tepki vererek yaşayan bir insan değil Gültekin Yazgan. O algılayan, algıladığı üzerinde düşünen, anlayan, seçeneklerini araştırarak stratejisini oluşturan biri. Onun stratejisi "anlayarak yaşamak" olarak isimlendirilebilir.
Kahraman, benim için, farkında olan bir insandır. Farkında olan ve farkında olduğunun da farkında olan bir insan. Böyle bir insan neyi bilmediğini de bilir; neyi ne kadar bildiğini de. Bilmediğinin farkında olarak o bilmediğini bildik hale getirmek güçlü bir insanın özelliğidir.
Büyük işler beden gücünden ziyade, doğru düşünme ve hedefleri geçerli hale getirme ile başarılıdır. Yani kılıç keskinliği değil akıl keskinliği esastır.