Naz

Naz
@kathearnshaw
Kızıl ve Kara
Puan vermedi
2025 okunacaklar listemde üst sıralarda, başlarken aşk romanı diye başladığım ama arka planında hem tarihsel olarak hem karakterlerin psikolojik yapısı olarak çok şey anlatan bir eser. Ne varsa eskilerde var dediklerine ben tamamen katlanlardanım. Özellikle kitap konusunda ne varsa gerçekten eskilerde var. Kitap uzunluk olarak hatrı sayılır bir sayfa sayısında (674 sayfa). Bu nedenle planladığımdan daha uzun bir sürede kitabı bitirdim. Tarihsel açıklamalarına ve arka planına değinmeden, daha ilgili olduğum bir alandan (romantizm ve karakterlerin psikolojisi ekseninden) ilerlemek istiyorum. Burada bahsedebilecek iki ilişki var: Madam Renal ve Julien, Mathilde ve Julien. Bu iki ilişki de aslında bir erkeğin kadına bağlı olarak nasıl bambaşka insana dönüşebileceğini bize çok net gösteriyor. Julien’in neredeyse ilk ilişkisi sayılabilecek olan Madam Renal ile ilişkisinde çok daha anaç, sevgi dolu, duygusal bir ilişki izlerken Mathilde ile olan ilişkisinde aslında günümüz değimiyle çok daha ‘’toxic’’ bir ilişki gözlemliyoruz. Bu iki ilişkide Julien de aslında bambaşka bir karakter oluyor. Hatta kitapta daha keskin olayların üstü kapalı şekilde anlatılmasına rağmen bir cümleyle de olsa biz Mathilde ve Julien’in birlikte olduğunu biliyoruz. Zaten ilerleyen kısımda bu iki insanın bir bebek beklediğini de öğreniyoruz. Tabii Mathilde’nin psikolojisi açısından bu hiç iyi olmuyor. Mathilde yaptığı her hareketle Julien’i kendisine bağlayabileceğini düşünürken aslında Julien sık sık kendi içinde bulunduğu durumla mücadele ediyor. Yani Mathilde kendini Julien için paralarken Julien kendi dertleri arasında boğulup gidiyor. Yükselme hırsı, kendini kanıtlama çabası, hayatı ve yaptığı işi sorgulaması derken aslında bu karakterin bir kadından önce kendini tanıması gerekiyor ki birini
Kızıl ve KaraStendhal · Cem Yayınevi · 201912,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçimizdeki Şeytan
Puan vermedi·256 syf.··
2025 2. kitabı
2025 yılında okuduğum ilk kitaptı. Hemen bir incelemesini yazmak istedim. Tabi her kitap incelemesinde ekleyeceğim gibi bu inceleme kendi fikirlerimi oluşturmaktadır. Kitap okuyucularına önyargı oluşturmasını hiç istemem. Kitap gerçekten çok güzeldi. Okurken Sabahattin Ali'nin nasıl bu kadar içten ve samimi bir roman yazdığını anlamış oldum: insan psikolojisini muhteşem yansıtmış. Karakterlerin monologları, iç hesaplaşmaları, ikilemleri çok güzel işlenmiş. Kitabı okurken en az bir kere, ''Ya bende de bundan olmuştu!'' demişimdir. Bu beni hem ara ara gülümsetti hem de düşündürdü. İnsanların o günlerden bugünlere değişmeyen özellikleri, gençlerin hayata karşı erken atılma telaşı, hayatı basit görmeleri... Her bir olay içinde toplumsallığı barındırıyor hem de bazı sayfalarda bireyselliğin de alasını görüyoruz. Bu kadar iç içe güzel kurguyla yazılan bir romanı okumak için bu yaşıma kadar bekledim ancak iyi ki de beklemişim. Romanın başında çok basit ama sürükleyici bir tutkuyla karşılaşıyoruz. Ömer'in Macide'ye olan aşkını aslında en başından itibaren bize tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ömer çoğunlukla zaten Macide'ye bir hayalle, bir basit tutkuyla tutuluyor. Macide'yi severken bile kendi düşüncelerinde kayboluyor. Ömer'e ''avare, boş beleş'' gibi yeni dönem yakıştırması yapmak istediğimde ise kendimi Ömer'e acır halde buluyorum. Kitabın ortalarına doğru aslında şimdilerde de toplumun kangren olduğunu düşündüğüm bir bölüm yer alıyor: Macide'nin dedikodulardan dolayı evden ayrılması. Bu, hem bize toplumun nasıl zehirli olduğundan hem de toplumun ne kadar bireyi aslında etkileyebileceğine dair güzel bir örnek. Olaylar da aslında burada başlıyor. Macide, Ömer'in yanına taşınıyor ve aslında hayatın sanıldığı kadar basit olmadığını her ikisi de anlıyor. Burada her iki
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
Bülbülü Öldürmek
Puan vermedi·360 syf.··
2025 1. kitabı
Bu kitabı ilk olarak duyduğum yer Taylor Swift'ti. Bu kadar ünlü ve etki alanı geniş birinin etkilendiği kitabı merak ederek okumaya başladım. Kitabı beğenmedim. Açık ve net şekilde bunu söyleyebilirim. Yazacaklarım tamamen kendi fikrim olup kimseyi bu görüşe ikna etme amacı taşımamaktadır. Beğenmeme sebebimin ilk başında karakterlerin karakterden çok tipleme oluşu. Bunu ister Atticus karakterinde ister Scout karakterinde görebilirsiniz. Sık sık kitabı okurken, ''Yahu bu çocuklar çok küçük yazılmış ama neredeyse 10-20 yaş daha büyük gibi davranıp konuşuyorlar.'' düşüncesine kapıldım. Bu beni romanın olay akışından sıklıkla kopardı. Atticus karakterinde ise o kadar dürüst, adaletli, ahlaklı insan tiplemesi yapılmış ki bir insanın kendi çocuğunu bile yargı önüne çıkarabilecek olması romandaki karakterleri tipleştirmiş. Romanda tipleştirmeler romanın, roman olma özelliğini değersizleştiriyor. Kitabın çok önemli bir bölümü çocukların Öcü'yü evden çıkarma çabasını anlatarak geçiyor. Buna bağlı olarak Öcü'den kitap içerisinde daha büyük bir anlam beklerdim. Bu kadar mesaj içerikli olan bir kitabın daha sağlam bir alt metin kurgusu karakterlere yedirilebilirdi ancak karakterler tipleştirildiği için bu da pek mümkün olmamış. Dill karakterinin altı çok boş kalmış. Kitapta anlatıcıyla önemli bir bağı olarak gösterildi ancak bir o kadar silik ve işlenmemiş. Verilen mesajlar çok açık olmasına rağmen olaylar herkesin tahmin edebileceği şekilde işlenmiş. Şaşırtıcı pek bir olay bulamadım (Öcü'nün bizim yazarın karşısına çıktığı birkaç sefer hariç). Neyse çok uzatmak da istemiyorum. Aslında her unsur tek bir unsura bağlanıyor ama ana hatlarıyla incelememi böyle eklemek istedim. Okuyacaklara da şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,8bin okunma