-Daha önce adı Shmuel olan kimseyle tanışmadım.
-Tel örgünün bu tarafında düzinelerce Shmuel var. Belki de yüzlerce. Keşke sadece kendime ait bir adım olsaydı.
Böyle bir son beklemiyordum. Bruno'nun Shmuel'in elini sımsıkı tuttuğu ve o son... Yutkunamadığım o son... İki aynı gün doğan çocuk sadece inançları yüzünden birbirinden farklı olan iki çocuk. Biri işkenceler görürken diğeri yağ bal içinde yaşar. Dünyanın adaletsizliği çok içimi acıtıyor. Toplama kampında Hitler'in askerlerinin yahudi soykırımı...
Kahramanımız Bruno babasının bir komutan olması sebebi ve başkandan da gelen talimat ile Berlin'den Outwithe taşınırlar. Arkadaşlarından ve kurulu düzenlerinden ayrıldıkları için çok üzülürler fakat Bruno camdan baktığında bir yer görür, bir kamp, bir sürü insan ve bu insanların hepsi aynı giysilere sahiptir. "Çizgili pijamalar ve takkeler" Bruno arkadaşsızlıktan bıkıp yürüyüşe çıkar, kampın kenarına kadar gider ve işte dönüm noktası; can arkadaşı Shmuel ile tanışır ve olayların ardı arkası kesilmez ve o hazin son...
Kitabın bir filminin olduğunu gördüm ama korkuyorum. Bütün bu duyguları bu olanları kaldırabilecek miyim bilmiyorum. Biz bazı şeylere şahit olmaya bile dayanamazken insanların böyle acıları yaşıyor olması beni derinden sarsıyor.