PENTHEUS, BAKKHALAR KOROSU
STROPHE I Ey göğün kraliçesi, Alın kanatlarıyla yeryüzünün üzerinde dolaşan yüce tanrı! Duydun mu Pentheus'un sözlerini? Duydun mu ettiği küfürleri Bromios'a, Semele'nin oğluna? Bromios, mutlu tanrıların en mutlusu Güzel çelenkli şölenlerin baş tacı! Odur koroların başında koşan, Kaval sesleriyle sevinip cosan; Odur tanrı sofralarında, Kederleri dağıtan, Akınca şarap testilerinden Pırıl pırıl özü salkımın, Dağılınca insanlara uyku Sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde.
Yaylada demli bir çay Sırt ve golezena yaylalarında şenlikler düzenlenmeye başlandı golezenada horonlar şenlik saatini bile bekleyemiyor şenliklerde zirvelerin karakterine uygun sert oyunlar oynanıyor Atlas sayı 103 ekim 2001 Kul Nefsani çoban Ahmetin yanına gelmişti koyun keçesinden yapılmış olan çizmeleri onu kışın com comlu buzlu havasında sıcak tutardı o da koyunlarına kuzularına teşekkürünü yerine getirmek için kaval çalar koyunların bereketini çoğaltırdı onları aşk ile seviştirirdi çoban baba yüksek zirveler sert olur evlat biz coşkumuzu yaylalarda oyunlarda geçirir insan soluğu bize sıcaklık verir diyordu Çoban Ahmet bu karadenizin sisli dağlarının en eski çobanıydı halâ dinç bir şekilde keçilerine emanetçilik ediyordu sıcak bir çoban çayı ikram etti misafire Allaha şükür kula teşekkürü unutma evlat dedi ve misafirini uğurladı Rizeyi karış karış dolaşan Nefsani şimdi Karadenizde insana sessizliğiyle huzur veren başka bir köşeye gelmişti Golezana yaylası için Kul nefsani şunları söylüyordu burada sessizliği ve huzuru buldum sükunet ve huşu arayanlar mutlaka buraya gelin laz insanı ile birlikte tütün sarın yaylalara çıkın ve çoban Ahmet bu rizelilerin laz insanının şakacı olduğunu söylemişti ona Golezanya yaylası Rizenin ardeşen ilçesine bağlı şehir merkezine 50 km elinde fotoğraf makinesini unutmamıştı Nefsani bastığımız toprakta iz bırakmayı severiz ve bu izler bazen gönülde bazen toprakta anı olarak kalır dedi devam etti
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Küçük ilyasın ağıdı Şanlıurfanın güney kesiminde eyyubiye mahallesinde bulunan 360 mağara var binlerce yıldır kullanılan bu mağaraların kimi ahır kimi hafta sonları urfalıların hoşça vakit geçirdiği mekânlar Atlas sayı 160 temmuz 2006 Zeynep Akdağın torunuydu Küçük ilyas Çobanlık yapıyordu demiyordu kış yaz Hayatın ve yaşamın tadıydı o Zeynep Nene böyle diyordu torunu için Gelin mağaramıza hoş vakit geçirin Şanlıurfanın mağaraları Hayatımızın ve bereketimizin kaynağı Unutmayalım kuzularımızı koyunlarımızı Binlerce yıldır kullanılıyor bu mağaralar Kimisi yas tutar kimisi düğün yapar Küçük ilyasta besliyordu ceylanları Yetiştiriyordu koyunları kuzuları Gelin ey koyunlarım kuzularım Allah Tealanın davetine uyalım İlyas çoban ne güzel konuşurdu Kuraandan ayet kitaptan vahiy okurdu O da Mahmut dört budağın ögrecisiydi Onun öğrettiği Kuraan ile zenginleşti Kuzular ne zaman kaval sesini duydu Küçük ilyasın başına toplanır oldu Bir gün sürüye akılsız bir kurt girdi Bu ekinler sürüler bana emanet Allah Tealanın nimetidir en güzel lezzet
Şiir
Mutabık Me'hazler
Said-i Nursi Eserlerinde Kürt Halk Kültüründen Birkaç Örnek) Aydin ÜNEŞİ, M. Zahir ERTEKİN Çend Nimûne ji Çanda Gelêrî ya Kurdî di Berhemên Seîdê Nûrsî da "{Kela Dimdimê: Destana Kela Dimdimê li ser rûdaneke dîrokî ya rasteqîn hatîye vegotin. Destaneke mêrxasî û welatparêzîyê ye. Kela Dimdimê dikeve başûrê rojavayê Ûrmiyeyê, bi 18 km. yan jê dûr e. Li ser zinarekî bilid ê ku navê wî Dimdim e hatîye avakirin. Ev kele berî Îslamê ava bûye. Emîrxanê Biradostî ew kela kevin ji nû ve ava kirîye. Dorpêça Kela Dimdimê di sala 1608ê de dest pê kiriye û heta dawîya sala 1609ê bi têkçûna bera Xanê Lepzêrîn ê Biradostî qedîyaye. (Kaplan, 2015: 13). Ji vê beşa destana Kela Dimdimê diyar dibe ku Nûrsî jê îstîfade kirîye. Di destanê de bûyera behsa wê tê kirin di navbera Şah, Xan û şivanekî de dibore. Nûrsî heman meseleyê wekî ku di navbera du şivanên ehlêqelb de dibore vedibêje. Varyantên vê destanê ên din jî hene. Di varyantek din a pexşanî de weke ku ev bûyer di navbera Xan û şivanek de dibore hatiye neqilkirin. (Kızıl, 2016). **“Bir zaman ehl-i kalp iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi Uykum geldi, deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: Ey arkadaş! Acib bir rüya gördüm. O da der: Allah hayır etsin, nedir? Der ki: Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acib bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki başları
Deli gönül, neyi özler durursun? Acınacak dostun, cananın mı var? Dünya yansa yorganın yok içinde, Harap olmuş evin, dükkânın mı var? Hatır, gönül bulamazsın birinde, Dama dedi dişisinde, erinde, Vatan dedikleri yangın yerinde, İnsanlığa hâlâ imanın mı var? Nene yetmez senin şu kuru kaval? Pir aşkına sıkıldıkça durma, çal.Malta'daki kurnazlardan ibret al, Paran mı var, bağın, bostanın mı var? Sana giren, çıkan nedir, be dürzü? Be Allah'ın numunelik öküzü! Ben mi yuttum on dört bin okka düzü, Bekri Mustafa'dan fermanın mı var? Ne uymazsın zamaneye be domuz? Kırk senedir.... ne verdin omuz Nâzır olmuş desem sana ıstakoz, Reddedecek kılıç, kalkanın mı var? Çünkü neden? Dalyanın yok, ağın yok, Bir tek hamsi kızartacak yağm yok. Ocağın yok, dalın yok, budağın yok, Yoksa Gökalp gibi Turan'm mı var? Uyanmadın gitti, dalgın uykudan, Sana ne be âlemdeki kaygudan? Dem vurursun siyasetten duygudan, Beynelmilel bir imtihanın mı var? Feylesofum dedi herif, pap çıktı, Nâzır oldu, saman sattı sap çıktı. Reçetede şurup yazdı, hap çıktı,
Şiir
Kötülüğü çoğaltan kulun nasibi İnsanların en kötüsü, iyiliği kötülükle karşılayan ve insanların en iyisi kötülüğe karşı iyilik yapandır.” Hz. Ali Gelin çocuklar anlatayım size bir masal Siz deyin düş ben diyim hayâl İnsanların en kötüsüdür biriktirirse mal İyiliğe kötülük yaparsan dertli çalar kaval Zamanın birinde iyiliği bol bir ülkede Ebabiller cevap verirmiş Kötülüğe iyilikle İnsanlar ise gülüp geçerlermiş her iyiliğe Ebabiller derki iyilik yaparak nasip iste İnsanların en kötüsüdür kötülük yapan En iyi insandır iyiliklerini arttırıp çoğaltan Ve o dur bizi iyiliklerle donatan Selam verilir kötülüğe iyilik yaparsan Ve ebabil kuşları uyarsada insanları İnsanlar cezalandırmış hakka dualı kulları İbret ve tefekkür ile bakmazmı insan aklı Kötülükleri çoğaltan elbet kırar tartıyı Allah Teala görevlendirmiş ebabil kuşunu Ateşten döşekler kaplamış dünya yolunu Unutmuş insan ateşin şiddetli olduğunu Ateşler kaplamış kötülüğü çoğaltan kulu
Şiir