ll. Abdülhamit dönemi sakıncalı kelimeleri
Kullanmaktan sakınılacak sözcüklerin bazıları: millet (onun yerine ümmet kullanılacak), hürriyet, murat (onun yerine mir'at kullanılacak), vatan, dolap, isyan, zulüm, zihar, ihtilal, yıldız, hücre, anarşi, içtima, cemiyet... kaval (buruna kinaye olabilir)...
Sayfa 350·Kitabı okuyor
Tarih
Vitrindeki Vicdan
Ruhunu bir hırsa rehin bırakanlar, Gökkuşağını tek renge boyamak istedi. “Beterin beteri var” diye diye alıştırdı insanları karanlığa. Bir süre sonra alışmak denen o görünmez zehir, damar damar yayıldı hayatlara. Yaraya merhem aramak yerine yarıştılar acıyı normal saymakla. Herkes kendi kuyusunun dibinde başkasının ışığını söndürmeyi bekledi. Sesini çıkaranı meczup saydı kalabalık, sustukça büyüdü içimizdeki boşluk. Çölün ortasında, herkes kendi serabını alkışladı. Kendi konforuna zırh ören cüceler, Adına sabır dediler bu kör teslimiyetin, oysa derin bir uyuşmaydı çoğu zaman. (Şükür, güzel bir erdemdi elbet, ama düşüncenin yerine konunca yaraya dönüştü.) Gözlerini yalnız kendi kapısına dikenler sokağın yangınını görmezden geldi yıllarca. “Bana dokunmayan yılan” masallarıyla büyüyüp zehir evlerine sızınca şaşırdılar. Merhamet vitrinlerde sergilenen bir süs oldu,
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Vitrindeki Vicdan
Ruhunu bir hırsa rehin bırakanlar, Gökkuşağını tek renge boyamak istedi. “Beterin beteri var” diye diye alıştırdı insanları karanlığa. Bir süre sonra alışmak denen o görünmez zehir, damar damar yayıldı hayatlara. Yaraya merhem aramak yerine yarıştılar acıyı normal saymakla. Herkes kendi kuyusunun dibinde başkasının ışığını söndürmeyi bekledi. Sesini çıkaranı meczup saydı kalabalık, sustukça büyüdü içimizdeki boşluk. Çölün ortasında, herkes kendi serabını alkışladı. Kendi konforuna zırh ören cüceler, Adına sabır dediler bu kör teslimiyetin, oysa derin bir uyuşmaydı çoğu zaman. (Şükür, güzel bir erdemdi elbet, ama düşüncenin yerine konunca yaraya dönüştü.) Gözlerini yalnız kendi kapısına dikenler sokağın yangınını görmezden geldi yıllarca. “Bana dokunmayan yılan” masallarıyla büyüyüp zehir evlerine sızınca şaşırdılar. Merhamet vitrinlerde sergilenen bir süs oldu,
Bakma sessizce dalışlarıma Bir dilsiz kavaldır yüreğim
Sayfa 48
Şiir
Kaval kemikler, beyinler, kafatasları, Dirsekler, pazular... Çünkü sayılar gibi Sonsuzdur senin hesabın, Asla bitmez bu hesap!
Şiir