Kaldı Ki, Burası Dünya, Burada Her Şey Yarım Kalır
9/10
·208 syf.·
2026 51. kitabı
Öyle bir kitap okudum ki, çok duygulandım ve heyecanlandım. Çünkü binlerce kitap okumuş birisi olarak benim için en özel isim Cengiz Aytmatov’dur. O, 10 Haziran 2008'de vefat etti. O süreçte Türkiye Türkçesine çevrilmiş pek çok eseri vardı. Ancak vefatından sonra da bazı eserleri Türkiye Türkçesine çevrildi ve her seferinde ben büyük bir heyecan duydum. 2017'de Baydamtal Irmağı'nda Türkiye Türkçesine çevrilmişti. Ardından 2023’te Bulgar Kızı-Talas’ın Kıyısında gibi eserleri yine Türkiye Türkçesine çevrildi. Biz bitti zannediyorduk fakat bitmemiş. İki eseri daha Türkiye Türkçesine çevrilmiş durumda: Altın ve Kar ile Toprak ve Flüt… Bu iki eserin ortak bir özelliği daha var. İkisi de yarım kalmış. Rahmetli Aytmatov bu eserleri yazmaya başlamış ancak yarıda kalmış. Altın ve Kar ile başlayayım. Bu, Rusların povest dedikleri, bir uzun hikaye gibi görünüyor. Altın ve Kar'ın adını ben ilk defa duymadım; ta 1998 yılında duymuştum. O zaman Cengiz Aytmatov okumaya başladığım ilk dönemlerdi. Bir dergide röportajı yayınlanmıştı. Aralık 1998'di. Zaten doğumunun 70. yılıydı. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti onu onore etmişti. Ankara'da misafir etmişlerdi. Orada Aytmatov etkinlikleri düzenlenmişti. O süreçte bir röportajdı ve bir müjdeden bahsediyordu. Üzerinde çalıştığı bir eserden söz ediyordu. İsmi Altın ve Kar'dı. Fakat yarıda kalmış. Sonrasında hiçbir ses çıkmadı tabii. O röportajdan on sene sonra aramızdan ayrıldı. Şimdi Altın ve Kar'dan söz edeceğim ama önce yayıneviyle ilgili bir şey söyleyeyim. Eser hiçbir şekilde duyurulmamış. Halbuki çok önemli bir çalışma; benim bile tesadüfen haberim oldu. Bir de ön söz yazdırılmış. Lakin ön sözü yazan kişinin Aytmatov yetkinliği olduğunu pek zannetmiyorum. Ayrıca keşke bunu son söz olarak yazsaymış. Her ne kadar uyarsa da, ipucu
Altın ve Kar & Toprak ve FlütCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20264 okunma
AĞRIDAĞININ ÖFKESİ
8/10
·119 syf.··
2026 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:15
"Ağrıdağının yamacındaki Küp gölünün kıyısında çobanların birikip kaval çaldıklarıdır." Yaşar Kemal bu kitabında bize bir aşk efsanesini kalbimizin derinliklerine kadar işleyecek acı bir gerçekçilikle aktarıyor. Ahmet'in kapısına bir at gelir. Atı 3 kere uzağa bırakıp gider ama at her seferinde eve geri döner. Artık her kimin olursa olsun atı geri veremez. At onun kısmetidir... Bu at Ahmet ile Gülbahar'ın tanışmasına vesile olur ama aşk beraberinde birçok acıyı da getirir. Kitabın içindeki her karakterin duyguları içime işledi. Yaşlı Sofi'nin merhameti, Mahmut Paşa'nın kini ve acımasızlığı, Gülbahar'ın cesareti, Demirci Hüso'nun gözü karalığı, Memo'nun mahzunluğu... Kitabı okurken her duyguyu yaşadım. Halk anlatıları, kültür, töre motifleri çok güzel işlenmiş okurken etkilenmemek elde değil. Ayrıca Abidin Dino'nun resimleri kitaba harika bir anlam katmış. Bayıldım. Keyifli okumalar dilerim.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·319 syf.··
2026 71. kitabı
Şöyle arkama yaslanıp sayfaları karıştırırken kendimi bir anda acayip ters köşe bir hikayenin içinde buldum. Kitap, hani o gece yarısı her yer sessizliğe gömülmüşken bir evde saklı kalan sırlarla başlıyor ya, tam olarak orada sizi yakalıyor. Bir annenin vedası, bir yanda intikam hırsı, diğer yanda vicdanın o hiç susmayan sesi... Adaletin o gri koridorlarında yürürken "Gerçekten suçlu kim, haklı kim?" diye kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz. . ​Beni asıl vuran ne oldu biliyor musunuz? Yazarın bizi o odalardan alıp, 1960'ların Ölçek Köyü’ne götürmesi... O buram buram toprak kokan, tulum ve kaval seslerinin yankılandığı Anadolu atmosferini öyle bir anlatmış ki, çayın kokusunu burnunuzda hissediyorsunuz. Ama tabii bu huzur çok sürmüyor; köy meydanında yaşanan o dramatik vedalar ve ardından Mehmet Komiser'in nezarethane koridorlarında gerçeği arayışı hikayeyi bambaşka bir tempoya taşıyor. ​Uzun lafın kısası; hem kökleri geçmişe uzanan derin bir dram hem de insanı merakta bırakan bir polisiye arıyorsanız, bu ara listeye kesinlikle eklenmeli. Kitabın da dediği gibi: Gerçek, bazen gözlerinin görebileceğinin ötesindedir. . ​Siz bu aralar neler okuyorsunuz? Listeme eklemem gereken gizemli kitaplar varsa yorumlarda buluşalım, kahveler hazırsa muhabbete başlayalım! . .
YüzleşmeYüksel Konak · Güneşyolu Yayınları · 20263 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN İBRETLİK BİR ESER.
Puan vermedi·472 syf.··
2026 4. kitabı
(E) TUĞGENERAL MUSTAFA KÖSE’NİN “KURSAK” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ Bordo bereli (E) Tuğgeneral Mustafa Köse generalimin bu kitabı çıktığı günden itibaren okuma listemde idi. Kendisiyle X platformu üzerinden takipleşmeye başladık ve ona iki kitabımı göndermek istediğimi yazdığımda, o da bana kendi kitabını, hayatımda gördüğüm -ancak bir hattatın kaleminden çıkabilecek kalitedeki- en güzel el yazısı ile adıma imzalanmış olarak gönderme nezaketinde bulundu sağ olsun. Kitap elime geçer geçmez hemen okumaya başladım. 471 sayfalık kitabı, 7 Mayıs günü okumaya başlayıp 10 Mayıs günü bitirdim. (“Elbette okurum abicim, ne demek! Dönüş de yaparım en kısa sürede. Sen gönder” deyip hediye aldığı bir kitabı okumayan, bir türlü bitiremeyen, 6 ayda 50. sayfaya gelemeyen, ara ara sorulduğunda; “valla okuyacam abe!” deyip 40 tane mazeret sıralayanlara gelsin…) 1988’de Kulesi Askeri Lisesi’nden, PKK terörünün ve PKK ile amansız çarpışmaların zirvede olduğu 1992 yılında da Kara Harp Okulu’ndan mezun olan sayın generali, kitabın başında kendisini tanıttığı bölümden bir alıntı ile şöyle tanıtayım: “Yurt içinde Cudi, Gabar (Küpeli), Herekol (Yazlıca), Kaval ve Tandır dağları ile Besler Dereler’den Tunceli’nin zirvelerine, Diyarbakır ve Siirt kırsalından Hakkari’nin hudut karakollarına kadar terörle mücadelenin en çetin coğrafyalarında görev yapmış; sınır ötesinde ise Irak’ın kuzeyinde Zaho, Duhok, Erbil, Musul ve Kandil başta olmak üzere kritik operasyonlara bizzat katılmıştır. İran’daki müşterek özel keşif harekatlarında ve Suriye harekat alanında da aktif görevler üstlenmiş; Bosna ve Kıbrıs gibi bölgelerde de stratejik görevler icra etmiştir. Son olarak Şırnak/ Akçay’da konuşlu 6’ıncı Tugay Komutanı olarak görev yapmış; iki yıl boyunca Pençe-Kaplan Harekatı’nı başarıyla sevk
KursakMustafa Köse · Nergiz Yayınları · 20253 okunma
Ağrı Dağı Efsanesi
9/10
·128 syf.··
2026 3. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 14:17
Diyelim ki bir sabah uyandınız ve kapınızda bir kır at duruyor siz bu olayı hayra mı yorardınız yoksa şerre mi? Kır atı sahibine mi verirdiniz yoksa "Bu haktan bize emanettir," deyip himayenize mi alırdınız. Bundan seneler seneler önce baş verilip de töre çiğnenmeyen zamanlarda, Ağrı Dağı'nın yüksek zirvelerinde yaşayan Ahmeti, yanık kavallı çobanları, dağ köylülerini ,kır atı ,kır atla birlikte gelen bir sevdayı okuyacaksınız. Bir heykelden daha soğuk daha kalpsiz, bir kılıçtan daha keskin daha yiğit ve yürekli hükümdarlar göreceksiniz. Siz de benim gibi Ahmet'in Ağrı Dağı'ndan dönmesi için dua edecek hatta belki" Benim de bir Gülbahar'ım olsaydı," diyeceksiniz.Eminim benim gibi William Shakespeare 'in şu sözünü hatırlayacaksınız:'Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez." Velhasıl bir kır atla başlayıp Ağrı Dağı'ndaki som mavi Küp gölü'nde son bulan bu eşsiz sevda efsanesini okuyun derim. Bu hikayenin sonunda sizler de Ağrı Dağı'nda bir küçük ak kuş olup,yanık kaval seslerini dinlemek isteyeceksiniz. Kitapla kalın...
Edebiyat
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
9/10
·104 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 09:00
Herkese merhaba Kısa ama etkileyici bir kitap daha bitti. Ermiş, bir hikâye anlatmıyor aslında. Daha çok insanın kendi iç sesiyle karşılaşması gibi. Okurken sık sık durup düşündüm: “Ben gerçekten neyi nasıl yaşıyorum?”    Yazar öyle bir dil kurmuş ki; ne tamamen teselli ediyor ne de tamamen sarsıyor. İkisini aynı anda yapıyor. Bu kitap bir cevap değil belki, ama o kadar doğru sorulara yöneltti ki beni kendimi sorguladım. Biraz dini kitaplar esintisi hissettiğim "Ermiş"te kendimle diyaloglar kurdum diyebilirim. Bazı bölümlerin tamamından etkilendiğimi söyleyebilirim ama buraya bazı bölümlerden aldığım alıntılarla son vermek istiyorum: Aşka Dair: "Aşk ki taç giydirdikten sonra çarmıha gerer insanı. O ki büyüttüğü gibi budar kolunu kanadını." Evliliğe Dair: "Birlikte durun ama dip dibe değil. Zira bir tapınağın sütunları ayrı ayrı yükselmez. Meşe ile servi de birbirinin gölgesinde yetişmez." Çocuklara Dair: "Sizler, yaşayan birer ok olan çocuklarınızı fırlatan birer yaysınız." Emeğe Dair: "Emek veren insan, saatlerin fısıltısını musikiye çeviren bir kaval gibidir." Dostluğa Dair: "Dostunuz ihtiyaçlarınızın yanıtıdır. Sevgiyle ektiğiniz, minnetle biçtiğiniz tarlanızdır." Konuşmaya Dair: "Konuşmanızın çoğunda can verir yarısı düşüncelerinizin. Enginlerin kuşudur düşünce, sözcüklerden bir kafeste kanatlarını açsa da uçamaz." Zamana Dair: "Düşüncenizde zamanı mevsimlerle ölçmek zorundaysanız eğer, her bir mevsim diğer mevsimleri kuşatsın, bugün geçmişi anılarla, geleceği de hasretle kucaklasın." İyiliğe ve Kötülüğe Dair: "Vermek meyve için nasıl ihtiyaçsa, almak da  kök için bir ihtiyaçtır." Duaya Dair: "Sıkıntılı ve muhtaçken dua edersiniz; keşke sevincinizin doruğundayken, bereketli günlerinizde de dua etseniz." Dine Dair: "Günlük yaşamınız tapınağınız ve
ErmişHalil Cibran · Can Yayınları · 202585,4bin okunma