Videolar

Kabul etmezler
Sen onların milletine tabi olmadıkça, Yahudiler ve Hiristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir." (2/120) Bu âyeti, yukarıdaki kavramsal tanımlama çerçevesinde anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırsak, bugünün dünya-sında olup bitenleri ve ümmet olarak karşı karşıya kaldığı-mız tehdit ve tehlikeleri daha doğru kavrama imkanına sahip oluruz. Mesela; mürettep 11 Eylül 2001 olayının akabinde ABD etBaşkanı Bush'un ve Temmuz 2005'te İngiltere Başbakanı Blair'in söylemiş oldukları: "Bu bizim hayat tarzımıza yönelik bir saldırıdır." sözünün ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabiliriz. Onların hayat tarzlarının yani milletlerinin ana
Sayfa 72·Kitabı okudu
Altan Çetin- Tarih Felsefesi
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumun tüm hakları kitapyurdu.com'a aittir. Bu eser, tarih düşüncesinin uzun gelişim çizgisini hem felsefi hem de metodolojik yönleriyle ele alan kapsamlı bir
Tarih
Tarih FelsefesiAltan Çetin · Selenge Yayınları · 20251 okunma
Kozmik bilince ulaşan Gautama için insanların uydurduğu kastlar, sınıflar ve sosyal hiyerarşiler anında anlamını yitirdi. O, saray kökenli bir prens olmasına rağmen, en alt tabakadan insanları dahi müridi olarak kabul etti. ​[...] Toplumsal roller, unvanlar ve hiyerarşiler tamamen öz-bilincin (kavramsal dünyanın) ürünüdür. Kozmik bilinç aşamasında ise tüm insanlar ve varlıklar aynı atomik ve ruhsal dokunun parçaları olarak görünür. Dolayısıyla Buddha'nın kast sistemine meydan okuması politik bir ideolojiden değil, gerçekliği çıplak ve sınırsız görmesinden kaynaklanır.
“Yaratıcı sanatlar için kuramsal, kavramsal donanım, entelektüel birikim ancak yaşamın içinde sınandığında, kitapların öğrettiklerinin sağlamasını hayatla yaptıktan sonra bir iç bilgi olarak yerleşir insana.”
Metis Yayıncılık
IEVE
İlk harf olan I, ışığın beyaz rengine sahiptir, diğer üç harf ise gökkuşağının tüm renklerinin yuvarlandığı değişen bir ateş gibi parlar. Bu harflerde gizemli bir hayat vardır! İlk harf Musa; eril ilkeyi, en üst seviyedeki yaratıcı varlığı, Osiris'i, son üç harf olan Eve ise kavramsal melekeyi, onun bir parçası olan doğurgan gücü, yani semavi İsis'i algılar. Böylece potansiyel olarak tüm âlemleri içeren ilahi güçler, Tanrı'nın bağrında konuşlandırılır ve düzenlenir, birbiri ardınca sıralanır. Baba ve sözle tarif edilemez Anne, Oğul'u, yani kusursuz birliktelikleri ile evreni yaratan canlı kelamı vücuda getirir. Anlamları perdeli ama insana varlığın varlığa hitabı gibi ezeli-ebedi olan Tanrı sembolü vasıtasıyla konuşan sırların sırrı budur. Kutsal tetragrammaton (dört harfli İbranice isim YHVH) her zamankinden daha yoğun bir ışıkla parlar. Musa; üç âlemin, tabiatın tüm âlemlerini ve bilimlerin yüce düzeninin fışkırarak ortaya çıktığını görür. Sonra ateşli gözleri yaratıcı varlığın eril sembolü üzerine odaklanır. Tanrı'nın eserini seyrettikten sonra, yaratılışlar dizisi boyunca aşağılara inmek ve kudret sahibi iradenin içinde, onda gizli bulunan yaratma gücünü su yüzüne çıkarmak üzere yardım çağırır. İşte, mahzenin karanlıkları içinde diğer ilahi isim ortaya çıkar.
Sayfa 200