Geçmişin gölgesinde bir dostluk hikayesi
Puan vermedi·375 syf.··
2026 37. kitabı
Bazı kitaplar vardır; yalnızca bir hikaye anlatmaz, insanın içine sessizce yerleşir. Uçurtma Avcısı da tam olarak böyle bir kitap. Dostluk, vicdan, pişmanlık ve affetme gibi duyguları öylesine güçlü işliyor ki sayfaları çevirdikçe karakterlerin yükünü siz de hissetmeye başlıyorsunuz. Kitabın en etkileyici yanı, olaylardan çok insanların iç dünyasına odaklanması. Her karakterin kırılganlığı, korkuları ve seçimleri oldukça gerçek hissettiriyor. Özellikle geçmişle yüzleşme teması, hikayeyi sıradan bir dram olmaktan çıkarıp uzun süre akılda kalan bir anlatıya dönüştürüyor. Sade ama duygusu güçlü anlatımı sayesinde kitap hiç zorlamadan akıyor. Afganistan’ın kültürel atmosferi de hikayeye ayrı bir derinlik katıyor. Okurken yalnızca karakterlerin yaşamına değil, onların büyüdüğü topluma da tanıklık ediyorsunuz. Duygusal yönü ağır basan, insanı hem üzen hem düşündüren kitapları sevenler için kesinlikle etkileyici bir okuma deneyimi. Kitap bittiğinde geriye yalnızca bir hikaye değil, insanın içinde kalan bir his bırakıyor.
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
Zihnin Labirentinden Şimdiki Ana
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Rana Beril, kitabın merkezine şu temel soruyu koyar: “Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında mekik dokurken, elimizdeki tek gerçeklik olan ‘şu an’ı nasıl kaçırıyoruz?” Yazar, "anda kalmayı" sadece popüler kültürün sunduğu yüzeysel bir "gülümse ve geç" mottosu olarak ele almaz; bunun zihinsel bir disiplin ve cesaret işi olduğunu savunur. Kitap, teorik bilgileri boğucu olmaktan uzak, samimi ve adeta bir seans odasındaymış hissi veren bir dille aktarıyor. Her bölüm, okuyucunun kendi hayatını sorgulamasını sağlayan pratik egzersizler, nefes teknikleri ve farkındalık uygulamalarıyla desteklenmiş. Yazarın akıcı üslubu, karmaşık psikolojik mekanizmaları (örneğin kaygı anında beynin amigdala bölgesinin verdiği tepkileri) herkesin anlayabileceği bir sadeliğe indirgiyor. Kitabın en vurucu yanı, okuyucuya suçluluk duygusu hissettirmemesi. Zihnimizin sürekli geçmişe ya da geleceğe kaçmasının evrimsel ve biyolojik bir süreç olduğunu kabul ederek başlıyor. Bu kabul, okuyucunun kendisine karşı daha şefkatli olmasını sağlıyor. Özellikle modern çağın getirdiği "hız ve tüketim" çılgınlığı içinde, bir durup nefes alma molası verdiriyor. Rana Beril'in bu eseri, sayfaları hızla çevrilip bitirilecek bir roman değil; sindire sindire, altı çizilerek ve içindeki egzersizler hayatın içine dahil edilerek okunması gereken dönüşümcü bir rehber.
Anda KalmakRana Beri · Remzi Kitabevi · 202459 okunma
Reklam
9/10
·326 syf.··
2026 59. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:26
Kurucularıyla birlikte 7 farklı psikiyatri kuramını incelerken; çocuk gelişimi, birey davranışları, ankisiyete, korku, kaygı gibi pek çok duygu durum halini öğreniyor ve psikanaliz süreçlerini tanıyoruz. Engin Geçtan, tabi ki psikanalizin kurucusu Freud başta olmak üzere; Alfred Adler, Carl G. Jung, Otto Rank, Karen Horney, Harry S. Sullivan ve Erich Fromm kuram ve yaklaşımlarını oldukça açıklayıcı ve anlaşılır bir anlatımla sunuyor. Her yaklaşımı Freud'un kuramlarıyla karşılaştırıyor ve farklı bakış açılarının daha net anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Böylece bizlerin de kendi görüşlerini oluşturmasına katkı sağlıyor. Ben de Freud'un bazı yaklaşımlarını "acaba" diye sorgularken, özellikle Adler, Jung ve Fromm'un görüşlerine de yakınlık duyduğumu fark ettim. Ayrıca, "Yaşamın ilk 7 yılının tüm hayatımıza etkisi", psikanaliz okumadan önce de üzerine çok düşündüğüm bir konuydu. Sullivan'ın bu görüşe katılmadığını öğrenmemle bu konudaki fikirlerim daha da özgürlük kazandı. Hala ilk 7 yılın büyük etkisi olduğuna inansam da, bu etkinin yönetilebileceğini düşünüyorum. Bundan sonraki okumalarım yeni bilgileri öğrenirken, kendi sorularıma da cevap aramakla devam edecek.
Psikanaliz ve SonrasıEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20201,018 okunma
10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
“Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır.” Gibi klişe bir cümle vardır ya hani… Aşkın Celladı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Başlangıçta aşk hikâyelerinden oluşan bir terapi kitabı sanmıştım ama yanıldım. Basit bir aşk kitabı ya da ilginç vakaların anlatıldığı bir psikoloji kitabı değil. Bu kitap; yas, yalnızlık, utanç, özsaygı, ölüm korkusu, sevilme ihtiyacı ve insanın kendine anlattığı hikâyeler üzerine yazılmış. BURADAN SONRA BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KARAKTERLERLERLE İLGİLİ YORUMLAR BULUNMAKTADIR. Thelma’da aşkın bazen bir kişiden çok o kişinin bize hissettireceklerine duyulan özlem olabileceğini düşündüm. Ayrıca Thelma’nın terapistinin de kendi terapi sürecinde olmadan bir başkasını terapiye almasının zararlarını gördüm. Yalom’un bir terapist olarak Thelma ve Matthew’i yüzleştirmeye zorlaması, ama bunun hiç işe yaramaması ve Yalom’un kendini eleştirmesine hayran kaldım. Carlos’ta “Ben ayakkabılarım değilim.” ve “Herkesin bir kalbi var.” cümleleriyle insanın değişebilme gücüne bayıldım. Başlangıçta “Sapık bu adam” dediğim adamın geçirdiği değişim şok etti. Betty beni en çok sarsan karakter oldu. Babasını kaybettikten sonra kilo alması, kendini sevilmeye layık görmemesi ve içindeki acımasız ses beni kendi hayatımla yüzleştirdi. Belki de ilk kez bedenime başka bir gözle bakmaya başladım. Ayrıca burada beni etkileyen bambaşka bir şey oldu. Yalom’un şişman kadınlara karşı duyduğu önyargı ve bunun sürece yansımaları. Terapistler de insan ve bu önyargılara bakmak kıymetli. İkisi açısından da geliştirici bir süreçti. Penny’de bir insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayalleri de kaybedebileceğini gördüm. Yanlış çocuk öldü, doğru hayalleri öldü. Ve bu yas onun 2 oğluyla ilişkisini zedeledi. Süreç Penny ve çocukları
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
Kitap sadece ders çalışma tekniklerine odaklanmıyor. Öğrenme sürecini bir bütün olarak ele alıyor; motivasyon, odaklanma, erteleme alışkanlığı, kaygı ve hedef belirleme gibi konulara da değiniyor. Anlatım dili oldukça sade ve akıcı. Akademik bir dil kullanmadan ilerlediği için rahat okunan bir kitap olmuş. Bazı bölümlerde “aslında bunu biliyorum ama uygulamıyorum” diye düşündüğüm yerler de oldu. Özellikle çalışma alışkanlıklarına farklı bir açıdan yaklaşması hoşuma gitti. Sadece yöntem anlatmakla kalmayıp öğrenme sürecinde karşılaşılan yaygın sorunlara da değiniyor. Sınav döneminde olanlar kadar çalışma düzenini yeniden şekillendirmek isteyenlerin de ilgisini çekebilecek bir kitap.
Üstün BaşarıAcar Baltaş · Doğan Kitap · 2026320 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:17
Herkese selamlar Serhat Yabancı tarafından yazılan; Kurtarıcı mısın Kurban mı? Sizi Suçlu ve Borçlu Hissettirenlerden Kurtulmanın Yolları”, psikolojideki Drama Üçgeni (Kurban–Kurtarıcı–Zorba) modelini günlük ilişkilere uyarlayan bir kişisel gelişim kitabıdır. Yazarın en önemli mesajı şudur: İnsanların hayatını kurtarmaya çalışırken aslında kendi hayatını ihmal eden kişi de bir kurbandır. Kitap, sürekli başkalarını memnun etmeye çalışan, “hayır” diyemeyen, herkesin yükünü üstlenen insanların zamanla tükenmişlik, öfke ve değersizlik hissi yaşadığını savunur. Bu nedenle kurtarıcı rolü ilk bakışta güçlü görünse de uzun vadede kişiyi mağdur konumuna sürükler. “Kurtarıcı mısın Kurban mı?” özellikle: *Herkese yetişmeye çalışan, *Hayır diyemeyen, *Sürekli fedakârlık yapan, *Kendini suçlu hisseden, *İlişkilerinde tükenen, kişiler için güçlü bir farkındalık kitabıdır. Akademik bir psikoloji eseri olmaktan çok, okuyucunun kendi ilişki kalıplarını görmesini amaçlayan pratik bir rehber niteliğindedir. En önemli mesajı ise şudur: Başkalarını kurtarmaya çalışmak bazen kendinden vazgeçmenin başka bir biçimidir. Genel olarak "Kurtarıcı mısın Kurban mı?", ilişkilerinde sürekli aynı sorunları yaşayan, kendini ihmal eden veya başkalarının yükünü taşımaktan yorulan kişiler için okunmaya değer bir eser. Kitap, okuyucuya başkalarını değiştirmeye çalışmak yerine önce kendi sorumluluklarını, sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark etmesi gerektiğini hatırlatan güçlü bir mesaj veriyor. Nasıl düşünürsen öyle hissedersin hissettiğin gibi de davranırsın. Olaylarla ilgili algını değiştirdiğinde her şey değişir. Düşünce bir arabanın ön tekeri gibidir, ne tarafa dönerse seni oraya götürür. Unutma; olayları değiştiremeyiz ama onlara verdiğimiz anlamları değiştirebiliriz. Kitapla kalın..
Kurtarıcı mısın Kurban mı?Serhat Yabancı · Destek Yayınları · 2022487 okunma
Reklam
Reklam