Ekmeği düşürdüklerinde öpüp başına koyarlardı çocukken, kırıntıya asla basılmazdı, yemek seçilmezdi, tabakta yemek bırakılmazdı çünkü arkanızdan ağlardı o yemek. Bunlar, ekmeğin üzerine, emeğin üzerinde, hukukun üzerinde, adaletin üzerinde besmeleyle tepiniyorlardı yirmi yıldır.
O ân rüya gibiydi gerçek değil, elimizde kalan bakiye aşktı, yasak değil, tedbir değil, şüphe değil. O ân sen ve ben aşka ermiştik, vuslatmış fırakmış ne gamdı bize, ikimiz devâsa bir hiçtik Ey Sevgili, Nihil, habentes et omnia possidentes; hiçbir şeyimiz yoktu ama en bereketli hasadımızı biçtik.