10/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Herkese ama herkese öneriyorum bu kitabı. Çok kapsamlı ve görseller ile de anlatılarını destekliyor. Yalnızca travma sonrası stres bozukluğu değil birçok psikiyatrik bozukluk ve psikolojik problemin de bedene nasıl yansıdığını anlatıyor. Bu kapsamdaki ilk örneklerin nasıl çıktığı, şu anki örneklerinin nasıl olduğunu da anlatıyor kitap. (Ve hayır, Vietnam Savaşı gazileri size üzülmedik:)) Siz de bu kitabı okuduktan sonra nedenini bulamadığınız sırt, kalça ve çene ağrılarınızın nedenini bulursunuz belki de..
Beden Kayıt TutarBessel A. van der Kolk · Nobel Yaşam Yayınevi · 20182,443 okunma
Ateşten Düğüm 2
7/10
·412 syf.··
2026 47. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere @ayssbssrt kaleminden #ateştendüğüm2 kitabı ile geldim... Yazarın kalemi ile serinin ilk kitabıyla tanışmış ve çok sevmiştim serinin devamını da merakla bekliyordum. Şimdide üçüncü kitabı merakla bekliyor olacağım... Yazarın akıcı dili olayların sürükleyici olması, bazı sayfalarda bizi hüzünlendirirken bazı sayfalarda gülümsetiyor. İlk kiqtptada belirttiğim gibi tam bir dizi havasında hikâyemiz. İki ailenin geçmişten gelen düşmanlığı ve bu düşmanlığın bitmesi için feda edilen iki genç Elif ve Baran hikâyesi, oysa ikisininde hayelleri vardı... Hayellerini bir çırpıda yok eden töre Elif ve Baran'ı zorunlu bir evliliğe sürüklemişti. Onların hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor. Bu kitapta da Berfin'in böreklerinden öğğğ geldi börekleriyle birlikte yok olabilir mi üçüncü kitapta. Birde Elif'in ergen tavırları beni sinir etmedi desem yalan olur Elif ilk kitapta yaşadığı büyük kırılmaların ardından İzol konağında kendisine kurulan oyunlarla mücadeleye devam ediyor. Hayatında yaşadığı kayıplar ve yıkılan hayelleri nedeniyle büyük bir yalnızlık yaşar. Elif'in elinde geçmişten abisinden kalan tek hatıra olan ve nişan gecesi kaybettiği bileklikten başka hiçbir şey kalmamıştır. Bu bileklik hiç beklemediği bir kişinin elindedir ve Elif bilekliğe ulaşmaya çalışırken o kişinin yalan söylediğini anlar. İzol konağında Baran'la gerçek evli olduklarını düşünüldüğü için tâbiki aynı odayı paylaşmak zorunda kalırlar. Elif Baran'la aralarında esen soğuk rüzgarlarla verdiği mücadelenin yanı sıra birde Berfin ve Rojbin hanımın saçma entrikalarıyla uğraşmak zorunda kalır. Bu arada birde aşiretin onlardan beklediği bir bebek vardır. Elif abisi ve babasına verdiği sözü tutamasının üzüntüsünü yaşarken bir sabah telefonuna gelen dershane kayıt mesajı ile şaşkına döner.
1000Kitap
Ateşten Düğüm 2Ayşen B. · Ulysses Yayınları · 20268 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·144 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:35
Yakın zamanda vefat eden Baek Sehee'nin bu eserini okumadan önce gereksiz bir beklenti içerisindeydim. Bu beklentinin sebebi elbette sosyal medya ve popüler kültürdü. Fakat eserin sonunda umduğumu bulamadım. Baek Sehee bu eseri kendisi ile aynı şeyleri yaşayan insanların yalnız olmadığını hatırlatmak için kaleme aldığını özellikle vurguluyor. Depresyon, anksiyete ve alkol bağımlılığı gibi sorunlarla mücadele eden yazar, psikiyatri seanslarını kayıt edip yazıya dökerek okuyucuya iletmiş. Eser boyunca güçlü bir oto sansür hissettim. Elbette seansları harfi harfine yazmak zorunda değil ve bir şeyleri saklamak onun en doğal hakkı. Bu oto sansürler nedeniyle ortada ne bir adam akıllı problem ne de bir tedavi görebiliyoruz. Uzman bir psikiyatrist değilim, bu alanda çok fazla şey bilmem ama okuduğum onlarca kitaba dayanarak çok fazla yüzeysel bulduğum itiraf etmeliyim. Başlığı ile okuyucuyu kendisine çeken fakat içeriği ile zaman kaybı olduğunu düşündüğüm bir eser. sevgili Baek Sehee, ben de ölmek istiyorum ama mantı da yemek istiyorum... Fakat aynı sebeplerden ölmek istemiyoruz. Kitapla ve saygı ile kalın.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Gece Açan Çiçekler
10/10
·312 syf.··
2026 8. kitabı
Gece Açan Çiçekler kitabı çıktıları: Boğaziçi Kitap Kulübü'müzün 12. kitabıydı. Yani ilk sene sonumuzu bu kitapla taçlandırdık. KONU: Vefa'da bir Konak Can Feda Konağı ve orada geçen hayat hikayeleri, tiplemeler karakterler, olay örgüsü içinde birçok metafor ve semboller yüzleşmeler, Türk edebiyatının çağdaş ve özgün isimlerinden senarist yazar Tarık Tufan'ın kitabı çok etkileyiciydi. Kitaptan ziyade insanlığa, günümüze, modern insanın yalnızlığına içine düştüğü çıkmazlara, handikaplara da değinen geçmişle gelecek arasında bir denge kurarak konuşan yazar, hepimizin düşüncelerine olumlu yönde etki etti. Dijital kültürün, teknolojinin ve yapay zekanın en üst düzeyde olduğu bu modern çağda, aslında her şey kolaylaşırken insanın kalbine ve ruhuna dokunulmadığını ve bireyin yabancılaştığına da değinildi. Sevilen yazar, Türk aile yapısı olarak, birey olarak, değişen değerler ve kültürel yozlaşma ile ilgili nereden nerelere geldiğimizin de başından geçen olaylar ve çeşitli örneklerle farkına vardırdı. Yasemin çiçekleri akşamüstü açar, kokularını karanlıkta yayarlar. Yazar Tarık Tufan'ın eserinde de, gecenin gizemini, insanın geceye açtığı iç dünyasını buraya atıfla görürüz. Dolayısıyla eser kapağındaki gibi müze bahçesi kamelyasındaki yaseminlerin kokuları eşliğinde yaptık biz de bu söyleşiyi. Ve unutulmayacak anlar yaşandı, eserdeki imgeler pekişti. Eserdeki teknik inceleme: Roman, modern ve postmodern teknikteki klasik aile dramıyla modern anlatı örneği. Yazarın tüm romanlarındaki gibi varoluşçu felsefesinin izleri var. Zaman açısından geçmişe gidip günümüze çıkışıyla iki farklı zaman katmanını paralel ilerletiyor (Nonlineer). Ve geri dönüş (Flashback) tekniğinde. Sembolist eser. Yani konak geçmişin yükünü, bastırılmış aile sırlarını, toplumsal çözülmeyi temsil eder. Gece
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
10/10
·464 syf.·
2026 87. kitabı
Harzemşah ​Seri: 2 kitaplık Başkarakterlerimiz: Kutsal ve Araz ​Konusu: ​Arkadaşı Eylül'ün kaybından sonra Kutsal, ona bunu yaşatanlardan intikam almak istiyor. Arkadaşının babasının yardımıyla Bratva Pakhanı olan Araz'ın bulunduğu Rusya'ya gidiyor. ​Araz iki kişiyi öldürürken Kutsal bunu kayıt altına alıyor. Böylelikle polise ulaşacak ve onu hapse tıkacak. Ama maalesef Araz tarafından fark ediliyor ve kaçmaya başlıyor. Telefonunu saklamayı başarıyor ama kendisi Araz tarafından alıkonuluyor. Araz'dan kurtulmasının tek çaresi, kendisinin masum olduğunu ve olaya şahitten başka bir şey olmadığını kanıtlaması. ​Peki bu durumdan Kutsal kurtulabilecek mi? Araz'dan alması gereken intikamı alabilecek mi? _______________________________________ ​SPOILER İÇERİR! ​İnat ettim "Asena ne yazsa okuyacağım," diye. Harzemşah'a bayıldım! Hem Kutsal'ı hem de Araz'ı çok sevdim. Kutsal'ın zekasına ayrı bir yükseldim. Gerçi planları Araz'a işlememiş olabilir ama boş oturup da birilerinin onun hayatını kontrol etmesine izin vermediği için benden artı puan aldı. ​Ben kitap boyunca düşünüyordum ki: "Şimdi Kutsal'ın gerçekte kim olduğunu öğrenince ortalık karışır." Ters köşe yedim ya! Araz biliyormuş meğer. Gerçi koskoca Pakhan'ın bilmemesi garip olurdu. ​Bir de ben artık karakterler ilk kez yakınlaşınca sevinemiyorum. Şimdi diyebilirsiniz ki: "Enemies (düşmanlar) kısmı bitince sıkılıyorsun." Hayır, ondan değil. Yazarları bildiğimden sevinemiyorum! Olayın patlak vermesi için onca zaman varken, hep de ilk yakınlaşmayı bekliyorlar. İşte o yüzden sevinemiyorum. ​Lafı uzatmadan; ben kitaba bayıldım. Tavsiyemdir, okuyun, okutturun!
Harzemşah 1: Moroz YasasıAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202626 okunma
"Irgat Siman" Üzerine...
Puan vermedi·243 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:13
Balkan coğrafyası, tarih boyunca imparatorlukların, inançların ve farklı aidiyetlerin amansız çarpışmalarına sahne olmuş; bu çarpışmaların en büyük bedelini ise daima "küçük insan" ödemiştir. 1961 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İvo Andriç'in üç uzun öyküsünü ve lirik notlarını barındıran Irgat Siman adlı eseri, tam da bu tarihsel fay hatlarında gezinen, insan psikolojisinin ve toplumsal dönüşümlerin haritasını çıkaran bir başyapıt. Andriç'in "vakanüvis" tavrının ardına gizlenmiş muazzam bir sosyolojik laboratuvarla karşılaşıyoruz. Kitaba dair değerlendirmelerimi dört ana başlıkta toparlayabilirim: Sosyalizme Göz Kırpan Bir Trajedi ve Osmanlı Hukukunun İronisi: Kitaba adını veren Irgat Siman novellası, sosyalist Yugoslavya'nın kuruluş yıllarına denk gelen yazım tarihiyle, alt sınıfların başkaldırısı üzerinden sosyalizme zarif bir selam çakıyor. 1878 Avusturya-Macaristan işgaliyle değişen hegemonya karşısında saf bir özgürlük umuduna kapılan kmet (ırgat) Siman'ın, kendi ağasına karşı başlattığı zamansız ve trajik isyanı okuyoruz. Ancak metinde çok daha çarpıcı bir ironi var. Andriç, bir yandan Osmanlı feodalitesini eleştirirken, diğer yandan Siman'ın ağzından Osmanlı yasalarının çağları aşan kapsayıcılığını istemeden de olsa itiraf ediyor: "Türk yasası bunca yıl önce gelmiş olmasına rağmen -orostopolluğa bak ki- sanki daha bu sabah benim için yazılmışa benziyor." Emperyal gücün rengi değişse de (Osmanlı'dan Avusturya'ya), hukukun ve mülkiyetin statükoyu nasıl koruduğunu gösteren kusursuz bir detay. Jepa Köprüsü: Eserde yer alan Jepa Köprüsü, Andriç'in estetik felsefesinin zirvelerinden biri. Zindandan çıkan Vezir Yusuf'un memleketine yaptırdığı köprü üzerinden sanatın otonomisi, iktidarın geçiciliği ve "sessizliğin" gücü anlatılıyor. Bu öyküyü okurken, yazarın
Irgat Simanİvo Andriç · Cem Yayınevi · 2000108 okunma