Hastalarımızda neyin yetersiz olduğu konusuna çok fazla dikkat ediyor, korunmuş ve sağlıklı olana çok az ilgi gösteriyoruz. Konuya has başka bir özel kelime söylemek gerekirse, kusurlu, eksik ve yetersizliklerle ilgilenen tıp konusu, defektolojiyle çok uğraşıp, ihmal edilmiş, ama ihtiyaç duyduğumuz bir konu olan somutun bilimi, narratolojiyle ilgilenmiyoruz.
Okuduğum en sinir bozucu karakterlerden biri oldu Goriot efendi. Vıcık vıcık bir iyilik kisvesine sığdırılmış abartılı bir vicdan azabı portresi. Kızlarına olan patolojik tavrının yüceltilmesi de ayrıca enteresandı.
Kitabın akışı da bir çok klasiğe göre beklentinin çok altında kaldı, çoğu olay sadece olsun diye oldu sanki. Balzac’ın böyle aşırı yoğun çikolata yemiş hissi veren eserleri bana hiç tat vermiyor.