Cesur Yeni Dünya’yı okurken beni en çok düşündüren şey, herkesin mutlu olduğu ama kimsenin gerçekten “kendisi” olmadığı bir dünya olmasıydı. Kimse acı çekmiyor, kimse üzülmüyor ama buna rağmen her şey çok yapay geliyor. İnsanların doğmadan önce nasıl yaşayacaklarının belirlenmesi fikri başta ilginç, sonra oldukça ürkütücü geliyor.
Kitapta insanlar sorgulamasın diye her şey düşünülmüş. Mutluluk hapı var, eğlence var, bol bol tüketim var. Ama sevgi, derin bağlar ve gerçek duygular neredeyse yasak gibi. Okurken ister istemez “Biz de bazen böyle yaşamıyor muyuz?” diye düşündüm.
Vahşi John karakteri beni en çok etkileyen karakter oldu. Onun dünyaya uyum sağlayamaması, acı çekmeyi bile bir hak olarak görmesi çok çarpıcıydı. Kitabın sonunda insan, mutsuz olma pahasına özgür olmayı mı, yoksa sorgulamadan mutlu olmayı mı seçeceğini düşünüyor.
Genel olarak akıcı, düşündüren ve insanı rahatsız eden bir kitap. Okuduktan sonra etkisi hemen geçmiyor. Distopya seven ya da dünyaya farklı bir gözle bakmak isteyen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.