İnsanların hala sözcüklere bu kadar önem vermeleri çok tuhaf! Sözgelimi, birini dövmesen de bir aptal olduğunu söylesen üzülür. Ama çok akıllısın deyip parasını vermesen bile sevinir.
-Belki de egemen olmayı istiyorsunuzdur?
-Yo, hayır! Neden isteyeyim? Tersine, boyun eğmeye hazırım. Yalnızca eşitsizlik ağır gelir bana. İnsanın kendine saygısını yitirmeden boyun eğmesini anlarım ama; mutluluk verir insana bu. Ama hep boyun eğen biri olmak..
İnsan her şeyi anlayabilecek yetenektedir. Gökyüzünün nasıl titreştiğini de, güneşte olup bitenleri de anlar; gel gelelim, bir başkasının neden onun gibi sümkürmediğini anlayamaz, bunu anlayabilecek yetenekte değildir.
-Aşık olmak istiyorsunuz ama sevemiyorsunuz: Mutsuzluğunuzun nedeni bu işte. Belki de aşırı titizsiniz.
-Benim için ya hep ya hiçtir. Cana candır. Benim hayatımı aldıysan sen de kendi hayatını vereceksin bana; acımadan ve dönüşü olmayacak biçimde. Yoksa başka türlüsünü istemem.
-Hayret, nasıl oldu da şimdiye kadar aradığınızı bulamadınız?
-Yoksa siz insanın kendini bir şeye vermesinin kolay olduğunu mu sanıyorsunuz?
-İnsan düşünecek, bekleyecek, kendi değerini bilecek, yani kendine değer verecek olursa kolay olmaz; ama düşünmezse, kendini vermesi çok kolay olur.
-İnsan nasıl değer vermez kendine? Bir değerim yoksa, bağlılığım kimin ne işine yarayacak?
-Benim sorunum değil bu. Değerim konusunda başkaları karar versin. Önemli olan insanın bütünüyle kendini verebilmesidir.