Kübra Göğebakan

Kübra Göğebakan
@kbra2773
7/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Zamanı her yönüyle ele alan bir kitap. Geçmişin değişmezliği ve geleceğin bilinmezliği vurgulanmış. Kitap çoğu zaman anda kalmanın öneminden de bahsediyor. Zaman tek yönlü akıp giderken gelecek bilinmezken, bazen durup etrafımıza bakıp gördüklerimizin keyfine varabiliriz. Zaman hep tek yönlü ilerliyor. Tarihte öyle. Fakat kitapta bahsedilen hastalığa sahip olup yüzyıllarca yaşayan insanlar bazen zamanı iki yönlü olarak görebiliyorlar. Yüzyıllarca yaşamak kulağa çok ütopik geliyor. Bu durumun yol açtığı bazı durumlar var. Örneğin 8 yılda bir kimlik değiştirmek zorundalar. Hayata hep yeniden başlamak yeni biri olarak başlamak elbette yorucu olabiliyor. Sevdiklerinin kaybını görmekte bu durumun en acı yanlarından biri. Yeri sır gibi saklanan kızı Marion’u bulana dek yaşadığı koca bir ömürde pek çok zorluk ve başka hayatlar var. Hayatın anlamını ise kızına ve hayatının aşkına kavuştuğu zaman buluyor.
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·282 syf.··
2025 7. kitabı
Kitabın kurgusal bir yapıt olduğunu görüyoruz. İntihar girişiminde bulunan Nora yaşamla ölüm arasında gidip gelirken kitabın başından sonuna biz okurları da merakta bırakıyor. Kitapta hoşuma giden kısım verilen mesaj. Hayatımızın bir döneminde başka seçimler yapmış olsaydık daha tatmin edici bir yaşama sahip olur muyduk ? Başka bir seçim, pişmanlıklarımıza çözüm olur muydu? Ben buna hayır cevabını veriyorum. Başka seçim yapmış olsaydık da başka bir pişmanlığa sahip olabilirdik. Aklımız ve kalbimiz yine yaşayamadığımız hayatta olurdu. Bir nevi doyumsuzluk… Düşüncelerimizde ve hayallerimizde başka bir hayatı deneyimlemek istemek kolay. Zor olan kendi kök yaşamımızda tüm hatalarımıza rağmen mutlu kalabilmek. Seçimlerimizin arkasında durabilmek ve her bir seçimimizin bizi götürdüğü noktadan tatmin olabilmek. Kendimizi ve hayatımızı kabullenmek. Üzücü bir deneyim bizden bir şeyler götürebilir. Fakat mutlaka anlamlı bir kazanım da öğretir. Çoğu zaman bir yoldan geri dönmek, bir kararı değiştirmek zordur. Cesaret ister. Fakat bunu bazen yapmalıyız. Bu cesareti gösterir ve bir yanlış adımı terk edebilirsek hayat bizi hayallerimizden daha doğru bir noktaya bile getirebilir. Mesele o adımı atabilmekte. Hayatımız, kendi kök yaşamamımız kusurlarıyla mükemmel. Kusursuz, mükemmel yoktur. Pişmanlıklarımızı ve geçmişi düşünmektense , yapamadıklarımız yerine halen yapabileceklerimize, bu sonsuz olasılığa odaklanmalıyız. Çoğu zaman bizleri ümitsizliğe sürükleyen düşünce kalıplarımızdır. Bunu aşabilirsek, sonsuz olasılıkta kendimize bir yer edinebiliriz. “Öğrenmenin tek yolu yaşamaktır.”
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Cengiz Aytmatov, lise yıllarımda edebiyat öğretmenimin önerdiği bir yazardı. Kitaplarını hep merak etmiş ancak bu zamana dek okumamıştım. Edebiyat öğretmenime beni bu yazarla tanıştırdığı için sonsuz teşekkürler. Başından sonuna tüylerim ürpererek okuduğum bu kitap, insanın varoluşu ve özü adına anlamlı katkılar sağladı. Kitaptaki adsız çocuk sevinciyle, acısıyla, hayalleriyle içimde yer etti. Hep yalnız ve mücadele içinde süren yaşamında hayallerine, inancına, umuduna tutundu. Bir gün ailesine kavuşmak ümidiyle o beyaz gemiye kavuşmayı diledi. Balık olup beyaz gemiye yüzebilmek... Dünya, insanlık bu denli acınası haldeyken saflığı ve temizliği ile kalbimde hissettim onu. İnsanın merhametine, vicdanına dokunan bir eser. Kitabın bir diğer sevdiğim yönü betimlemeleri oldu. O coğrafyanın yabancısı olmama rağmen muazzam betimlemeler sayesinde artık fikrim var. Cengiz Aytmatov ve eserlerinin kütüphanemde bulunması ne büyük bir gurur. Bendeki yeri her zaman farklı olacak. İnsanlar niçin böyle yaşıyorlardı? Niçin bazıları iyi bazıları kötüydü? Niye bazıları mutlu, bazıları mutsuz? Niye bazılarından herkes korkar da bazılarından kimse korkmaz?
Hayat ve İnsan
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,6bin okunma
Psikanaliz ve Telepati
6/10
·92 syf.··
2023 3. kitabı
“Analistler determinist ve materyalisttir. Bilimin rasyonel düşünme ve eleştiri özelliklerine göre ilerlerler. Fakat okültistler bilimin üstüne çıkma amacı ile bilimin yöntemlerini yalnızca amaçlarına giden merdiven basamağı olarak görürler. Telepatik mesaj, eğer bu tür mesajın varlığı gerçekten kabul ediliyorsa rüya oluşumunda hiçbir değişiklik yapamaz, telepatinin rüyanın doğasıyla hiç ilgisi yoktur. Rüyanın asıl doğası, özgün rüya çalışması sürecidir; bu süreç bilinç öncesi düşünceleri (günün kalıntılarını) canlanan bilinçdışı bir isteğin yardımıyla belirgin rüya içeriğine taşır. Fakat telepati sorunu rüyayı kaygı sorunu kadar az ilgilendirir. Katıksız biçimde telepatik rüyaya rastlarsak bunu uyku durumu sırasında bir telepatik yaşantı olarak nitelendirmeliyiz. Rüya çeşidi ne olursa olsun hepsi içeriden gelir ve ruhsal yaşamımızın ürünleridir. Buna karşılık katıksız "telepatik rüya " kavram itibariyle dıştan gelen bir şeyi algılama olur; ruhsal yaşam buna karşı pasif ve kabul etmeye hazır bir davranış gösterir." Kitaptan alıntıladığım bu kısımda görüldüğü gibi Freud, bilimsel bir anlayışla “Telepati, Düşünce Transferi, Okültizm,Spiritüalizm gibi kavramları ele almıştır. Okültistleri ve telepatik yaklaşımları tümüyle reddetmediği gibi kendi bilimi olan psikanaliz ile bu yaklaşımların sınırlarını çizmiştir. Freud'un hayattayken, yaşantılarını ve rüyalarını analiz ettiği sonrasında yazıya döktüğü vakaların öykülerine de bu kitapta yer verilmiştir. Bu öyküler sürükleyici bir biçimde aktarılmış. Fakat eleştirim Freud'a yöneltilen diğer eleştiriler yönünde olacak. Kitapta yer verilen vaka öykülerinin ortak noktasının aynı olması. Vakaların semptomları her defasında, çocuklukta yaşanılan "Oidipus kompleksi, Elektra kompleksi" gibi durumlara bağlanıyor. Freud'u merak
Psikoloji
Psikanaliz ve TelepatiSigmund Freud · Cem Yayınevi · 2021132 okunma
Yaratma Cesareti
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Yaratma Cesareti,kendi kaynaklarımızdan nasıl yararlanabileceğimizi öğretiyor.Düşünsel destek sağladığını ve derin düzeyde bir kavrayışa adım adım götürdüğünü söyleyebilirim.Kaygıyı,çağın sorunu ve nevrozun en temel semptomu olarak ele alan yazar bu olguyu açarak şöyle bir söylemde bulunuyor:Değişimin kaynağı kaygıdan gelir.Kaygı içerisine gömülen insan bunalım anında yaratıcı gizilgücünü açığa çıkarır.Cesaret ise umutsuzluğa rağmen ilerleyebilme yetisidir.Cesaretin bir paradoksu,kesin inanç ve şüphe arasındaki diyalektik ilişkidir.Yaratıcılık nevrozun ürünü değildir.Ancak kendi kültürüne bir başkaldırı olabilir.Toplum uyum içerisinde yaşayıp gitmek ister.Tekdüze ve yaratıcılıktan uzaktır.Günümüz teknolojisinin bize dayattığı gibi.Teknoloji de bir uyum örneğidir.Uyum isteriz.Çünkü aksi hâlde var olan elimizden kayıp gidecek ve yerine yenisini koyabilme çabası yüksek bir kaygı yaratacaktır.Yaratıcı edim,karşılaşma yoğunluğunu gerektirir.Sanatta,edebiyatta olduğu gibi.Bir ressamın eserini veya bir şairin şiirini yarattığında esin kaynağı olan işte bu karşılaşmadır.Kişilerin karşılaşma nesnesini (dünya) herkesten farklı algılayışlarıyla doğar bu ürün.Duygulanım ve us (bilinç) birleşince en iyi gözlem ortaya çıkar.Bu bilinç yoğunlaşmasıdır (Vecd).Bilinç yoğunken bütünleyici bir çözüme ulaşılmaz.Çözüm,üzerine düşünülen konunun çok uzağında bir yerde belki bir mola anında belki de başka bir işle uğraşırken çıkagelir.Bu noktada bilinçdışı süreçler işin içindedir.Farkındalık düzeyinin altında bir yerlerden fikirler aniden bilinç düzeyine gelir.Us dışı yaratıcı dinginlik ve gizli özgürlük içerir.Dogmatizm ve ussallıktan bağımsızdır.Sanatçı ya da şairin görüsü yokluktan varlığa veya anlamsız olandan anlam elde etmeye doğru bir süreçtir.Evrenin tanrı tarafından yaratılışında
Psikoloji
Yaratma CesaretiRollo May · Metis Yayınları · 20223,209 okunma