Kendimizi kandırma kapasitemiz üzerine ne kadar çok düşünürsem, inançlarım ufalanıp sanki bir kum gibi ellerimin arasından daha çok kayıyor ve bu derin düşünce zihnimi bulandıran bir duyguya dönüşünce, tüm dünya bana gölgelerden yapılmış bir sis, köşeler alacakaranlığı, bir ara verme kurgusu, sabaha hiç dönmeyen bir şafak gibi geliyor. Her şey kendinin ölü mutlaklığına, donmuş ayrıntılarına dönüşüyor. Unutmak için derin düşünceye daldığım duyularım bile bir çeşit uykuda, uzakta ve ikincil gibi, bir tür arada kalmışlık, farklılık, gölgelerin ve kafa karışıklığının yan ürünleri.