Geleneksel toplumlar aklı, daha büyük bir gerçekliğin parçası olarak görürler ve onu daha geniş bir varlık ve anlam çerçevesi içine yerleştirirler. Aklın doğru çalışabilmesi için, bilen özne olarak insandan daha büyük bir gerçekliğin yer aldığı bir hiyerarşide kendi konumunu kabul etmesi gerekir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akıl, hikmetin yabancısı değil, yoldaşı ve taşıyıcısıdır. İslam düşünce geleneği bu birlikteliği ve yoldaşlığı ortaya koyan muazzam bir külliyat üretmiştir.
Varlığa hikmet nazarıyla bakmak, aklın tefekkürü ve nefsin tezkiyesi marifetiyle iyinin, doğrunun ve güzelin bilgisine ulaşmak ve buna göre yaşamaktır.