Dilara Yolcu

Dilara Yolcu
@kedizeynaa
Didem Madak'ın daha fazla şiir kitabı bırakamadığı bir dünyayı pek ciddiye almıyorum
Uzun süren depresyon, kronik olarak travmatize insanlarla yapılmış neredeyse tüm klinik çalışmalarda, en yaygın bulgudur. Uzamış travma deneyiminin her cephesi, depresif semptomları alevlendirmek için çalışır. Travma sonrası stres bozukluğunun kronik aşırı uyarılma ve müdahaleci semptomları depresyonun hareketsiz semptomlarıyla birbirine kaynaşarak, Niederland'ın "mağdur üçlemesi'' dediği uykusuzluk, kabuslar ve psikosomatik şikayetleri üretir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tekrarlayıcı terör deneyimi ve tecil, özellikle bir aşk ilişkisinin tecrit edilmiş bağlamında, yoğun bir duyguyla, neredeyse tapınılan, güçlü, Tanrısal otoriteye ba­ğımlılıkla sonuçlanabilir. Kurban onun gazabının yarattığı terör içinde yaşayabilir; fakat gücün, yol göstermenin ve bizatihi yaşamın kaynağı olarak da onu görebilir. ilişki olağandışı bir özel olma niteliği yüklenir. Eşlerinin büyüklenmeci tavrını benimseyen ve sadakat ve boyun eğmenin kanıtı olarak kendi kuşkularını gönüllü baskılayan dayak yiyen kimi kadınlar, bir tür müstesna, neredeyse sanrısal dünyadan söz eder. Benzer deneyimler totaliter dinsel tarikatlara katılan insanlar tarafından düzenli olarak rapor edilir.
Uzamış tutsaklık, içinde deneme-yanılmaya biraz hoşgörü­nün bulunduğu görece güvenli bir inisiyatif alanına ilişkin ola­ğan duyguyu yıpratır ya da tahrip eder. Kronik olarak travmatize insanlar için herhangi bir eylemin potansiyel olarak korkunç sonuçlan vardır. Yanlışa yer yoktur.
Tek bir travmadan sonra bile yaygın olan, dünyayla aktif ilişki kapasitesinde kapasitesindeki bu büzülme, çoğu kez pasif ya da çaresiz olarak tanımlanan kronik travmatize insanlarda en belirgin düzeye erişir. Bazı teorisyenler dayak yiyen kadınlar ya da di­ğer kronik travmatize insanların durumu için yanlışlıkla "öğ­renilmiş çaresizlik'' kavramını kullanırlar. Böylesi kavramlar kurbanı basitçe yenilmiş ya da uyuşuk olarak resmetmeye eğilimlidir, oysa gerçekte genellikle daha canlı ve daha karmaşık bir iç mücadele vardır. Çoğu vakada kurban kendini bırakmamıştır. Fakat her yaptığının gözleneceğini, hemen her yaptığı­na karşı çıkılacağını ve başarısızlığın cezasının pahalıya mal olacağını öğrenmiştir.
Fakat kronik olarak travmatize insanlarda, travma sonrası stres bozukluğunun en abartılı hal alan özellikleri kaçınma ve büzülmedir. Kurban sadece hayatta kalma hedefine hapsedildiğinde, psikolojik büzülme adaptasyonun asli biçimi haline gelir. Bu daralma hayatın her cephesi -ilişkiler, aktiviteler, dü­şünceler, hatıralar, duygular ve hatta duyumlar için- geçerlidir. Bu büzülme, tutsaklıkta adaptasyona hizmet ederken, bastırılmış psikolojik kapasitelerde bir tür körelmeye ve yapayalnız bir içsel yaşamın aşırı gelişmesine de yol açar.