Uzun vadede katarsis uygulamalarının katarsise devam etme konusunda bir bağımlılık yarattığını ve "sahte anıların" ortaya çıkışını teşvik ettiğini düşünüyorum. Travmanın doğasından kaynaklanan bir nedenle bir deneyimin katarsis aracılığıyla yeniden yaşanması kişiyi iyileştirmekten çok tekrar travmatize edebiliyor.
(...) Aynı şekilde beden de travma sırasında derin reaksiyonlar verir. Hazırlandığında gerilir, korktuğunda büzülür ve terör karşısında çaresiz kaldığında donar ve yıkılır. Zihnin verdiği koruyucu tepki normale döndüğünde, bedenin tepkilerinin de olayın ardından normale dönmesi beklenir. Bu onarıcı süreç engellendiğinde ise, travmanın etkileri yerleşir ve söz konusu kişi travmatize olur.
Geleneksel bakış açısıyla psikoloji, travmaya zihin üzerinde yaratmış olduğu etkiler üzerinden yaklaşır. En iyimser tanımıyla buna hikayenin yarısı denilebilse de bütünsel açıdan tümüyle yetersizdir. Beden ve zihnin bir bütün oluşturmak üzere iç içe geçtiklerini kabul etmeden travmayı derinden anlamamız ya da iyileştirmemiz mümkün olmaz.
Kimsenin bir açıklama getiremediğini düşündüğünüz bazı tuhaf semptomlar yaşamaktaysanız, bunlar geçmişte yaşamış olduğunuz ve belki de hatırlamıyor bile olabileceğiniz bir olaya verdiğiniz travmatik tepkiden kaynaklanıyor olabilirler. Yalnız değilsiniz. Deli de değilsiniz. Başınıza gelenlerin mantıklı bir açıklaması var.
Bedenin travmadan nasıl etkilendiğini ve iyileşmedeki merkezi rolünü anlamak zorundayız. Bunu yapmadığımız takdirde, travmanın üstesinden gelme girişimlerimiz sınırlı ve tek yönlü kalacaktır.
beyin dahil olmak üzere bedenin her bir organı kendi "düşüncelerini", "duygularını"ve "telkinlerini" ifade eder ve diğerlerinin ifadelerini de can kulağıyla dinler.