Dilara Yolcu

Dilara Yolcu
@kedizeynaa
Didem Madak'ın daha fazla şiir kitabı bırakamadığı bir dünyayı pek ciddiye almıyorum
Travmatize insanın iç yaşamı ve aktivitelerinin dış sınırları üzerindeki kısıtlamalar negatif semptomlardır. Bunlarda drama eksiktir; önemleri, kayıp olan şeyde yatar. Bu nedenle, bü- zülmeci semptomların fark edilmesi kolay değildir; travmatik bir olaydaki kökenleri çoğu kez kayıptır. Zaman geçtikçe bu negatif semptomlar travma sonrası bozukluğun en önemli özelliği olurken, tanı giderek daha kolay gözden kaçar. Çünkü travma sonrası semptomlar öyle inatçı ve öyle geniş çaplıdır ki, kurbanın kişiliğinin değişmez karakteristikleri zannedilebilir. Bu pahalı bir hatadır, zira travma sonrası stres bozukluğu teşhis edilmemiş insanlar, daralmış bir hayata mahkum edilir, hatıralardan eziyet çeker, çaresizlik ve korkuyla kısıtlanır.
Reklam
Altüst edici bir tehlike deneyiminin sonucunda müdahale ve büzülme şeklindeki iki çelişik yanıt, dalgalanan bir ritim izler. Bu zıt psikolojik durumların diyalektiği, belki de travma sonrası stres sendromunun en karakteristik özelliğidir. Ne mü- dahale ne de uyuşukluk semptomları travmatik olayın entegrasyonuna izin verdiği için, iki uç durum arasında gidip gelmeler ikisi arasında tatminkar bir denge bulma girişimi olarak değerlendirilebilir. Fakat denge tam da travmatize insanda eksik olan şeydir. O kendini, unutmanın ya da travmanın yeniden yaşanmasının uçları arasında; yoğunluk seli, altüst edici duygular ve zerre kadar duygunun olmadığı çorak durum arasında; asabilik, itkisel eylemler ve eylemin tamamen ketlenmesi arasında bulur. İstikrarsızlığı travmatize insanların kestirilemezlik ve çaresizlik duygusunu daha da alevlendiren bu periyodik gidip gelmeler üretir. Bu yüzden travmanın diyalektiği, potansiyel olarak kendini sürekli kılmaktır. Zaman içinde bu diyalektik kademeli bir evrim geçirir. Başlangıçta travmatik olayın müdahaleci yeniden yaşanması hakimdir ve kurban yeni tehlikeler için tetikte, ileri derecede ajite bir durumda bekler. Müdahaleci semptomlar en bariz olarak travmatik olayı takip eden ilk birkaç gün ya da haftada ortaya çıkar, üç ila altı ay içinde bir derece hafifler, daha sonra zamanla yavaş bir biçimde etkisini kaybeder.
Travmatize insanlar geçmiş travmayı hatırlatan herhangi bir durumdan ya da gelecek planı ve risk içerebilen herhangi bir inisiyatif ten kaçınmakla, travma tik deneyimin etkisini azaltabilecek başarılı çareler için bu yeni fırsatlardan kendilerini mahrum bırakırlar. Bu yüzden büzülmeci semptomlar, altüst edici duygusal duruma karşı bir savunma girişimini temsil edebilse de, sağladığı koruma ne olursa olsun, yüksek bir bedel dayatır. Hayatı daraltır ve kalitesini düşürür; sonuç olarak travmatik olayın etkilerinin devam edip gitmesini sağlar.
Büzülmeci semptomlar, geleceği planlama ve öngörmeye de engel olur.
Travmatik nevrozun büzülmeci semptomları yalnızca düşünce, hatıra ve bilinç durumlarında değil, amaçlı eylem ve inisiyatif alanının tamamında da görülür. Travmatize insanlar biraz güvenlik duygusu yaratma ve yayılan korkularını kontrol etme çabası içinde kendi hayatlarını kısıtlarlar. İki tecavüz mağduru travmadan sonra hayatlarının nasıl daraldığını şöyle anlatır: -Kendi başıma bir yere gitmekten dehşete kapılıyordum ... Kendimi çok savunmasız ve çok korkmuş hissediyordum; bu yüzden yaptığım her şeyi bıraktım ... Yalnızca evde kalıyor ve yalnızca korkuyordum. -Saçlarımı dibinden kestim. Erkeklere çekici gelmek istemiyordum ... Bir müddet için cinsiyetsiz görünmek istiyordum yalnızca, çünkü bu daha güvenliydi.
Reklam