Travmatize insan yoğun duygular yaşayabilir, ama olayın net hafızası olmadan; her şeyi ayrıntısıyla hatırlayabilir, ama duygu olmadan. Nedenini
bilmeden kendisini sürekli bir tetikte olma ve asabilik durumunda bulabilir. Travmatik semptomların, kaynaklarından
kopma ve kendi hayatını yaşama eğilimi vardır.
Travmatik olayların şiddeti tek bir boyutta ölçülemez; travmayı nitelemeye yönelik basit çabalar en nihayetinde dehşetin
anlamsız kıyaslamalarına varır. Bununla birlikte belirli tanınabilir deneyimler zarar olasılığını artırır. Bunlar gafil avlanma,
tuzağa düşme ya da tükenme noktasına gelmeyi kapsar. Zarar
olasılığı, travmatik olaylar fiziksel ihlali ya da yaralanmayı, aşırı şiddete maruz kalmayı ya da grotesk ölüıne tanık olmayı
kapsadığında da artar.4 Her bir örnekte travmatik olayın bariz
karakteristiği, çaresizlik ve terör uyandırma gücüdür.
Comprehensive Texıbook of Psychiatry'ye göre psikolojik travmanın ortak paydası ''yoğun korku, çaresizlik, kontrol kaybı ve yok olma tehdidi'' hissetmedir.
1980'de travma sonrası stres bozukluğu ilk kez tanı elkitaplarında yer aldığında, Amerikan Psikiyatri Birliği travmatik olayları ''alışılmış insan deneyimi sınırları dışında'' ı olarak tanımladı. Maalesef bu tanımın hatalı olduğu kanıtlandı. Tecavüz,
dayak, cinsel ve ev içi şiddetin diğer biçimleri, kadınların hayatında öyle yaygındır ki, olağan deneyim sınırları dışın(la diye tanımlamak zordur. Ve geçtiğimiz yüzyılda savaşta ölen insanların sayısı düşünülünce, askeri travmanın da insan deneyiminin yaygın bir parçası olarak değerlendirilmesi gerekir;
yalnızca şanslı olanlar onu alışılmadık bulur.