Cumhuriyet sonrası kurulan, kültürel ve sosyal kalkınmanın en güçlü atılımlarından olan Köy Enstitüleri'ni kapatmaya götüren sürecin temeli Sirer döneminde atılmıştı. Sirer'in enstitülere yönelik tutumu 1946'da bakanlığa gelişinden hemen sonra renk vermeye başlamıştı. Bu tutumu çok sert bir dille eleştiren Orhan Veli konuyu Hür'deki köşesine taşımıştı. Yazının başlığı da içeriği kadar sert olacaktı: "Okuma Yazma Düşmanı Bir Milli Eğitim Bakanı."
Orhan Veli, 1946'da Londra'da yapılan Milletlerarası Eğitim Konferansında Birleşmiş Milletler delegelerinin Köy Enstitüleri ve köylüyü kalkındırma gibi projeleri takdirle karşılandığını, UNESCO'nun da konferanslarda bu konuya temas ettiğini detaylıca anlatıyor ve sözü 5 Şubat 1947'de Vatan'da çıkan bir habere bağlıyordu. Haberde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan bir kararla Köy Enstitüleri'nde sadece mektep kitaplarıın okutturulmasına dikkat edilmesinden, diğer kitapların talebelere okutturulmasının men edildiğinden bahseden şair, Sirer'i sert bir dille eleştiriyordu: "İlkin bir şaştık, inanmak istemedik. Böyle bir rivayet Abdülhamid devrinde çıkmış olsaydı belki inanılabilirdi. Ama bugün, Cumhuriyet devrinde, bütün dünyanın demokratlaşma yolunda dolu dizgin ilerlediği bir zamanda bu habere nasıl inanılır? (...) Milli Eğitim Bakanlığı, yani tek vazifesi milleti okutmaktan ibaret olan bakanlık!"
O gece bana hayaletlerden söz ettiğinde aslında hayaletlerden değil de yarım kaldığı için insana musallat olan hikayelerden bahsettiğini nihayet anlıyorum.
Benim adım Melike. Annem koymuş adımı, kraliçeler gibi yaşayayım diye. Aynaya bakar ve gülerim buna. Kraliçeye benzer bir yanım yoktur. Sokakta gördüğünüzde ikinci kez dönüp bakmadığınız, çarptıktan sonra özür dilemediğiniz kızım ben. Yüzünün neye benzediğini bir türlü hatırlayamadığınız, soyadını bilmediğiniz sınıf arkadaşınızım. Lokantaların yemeği soğuk gelen müşterisiyim. Görünmezim ben, otobüste kimseler yer vermez, kuaförde sıra bir türlü bana gelmez. Sıra gelse de istediğim model bana gitmez. Beğendiğim adamlar beni hiç görmez. Zaten gözlerine de bakamam kimsenin. Başım yerdedir, ayaklarımı seyrederim.