• Biri size "Hayatınızın tamamını siz belirlersiniz, dış faktörlerin hiçbir etkisi yoktur." derse inanmayın. Eğer birileri çıkıp "Her şey kaderdir, şanstır, gerisi boştur." derse ona da inanmayın.
  • Film önerisi isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum..

    1- Yağmur Adam (Otizm)
    2- Benim Adım Sam (Zeka geriliği olan bir baba ve kızı)
    3- Sol ayağım (Fiziksel engeli olan bir adam)
    4- Guguk Kuşu (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    5- Aklım Karıştı (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    6- Akıl Oyunları (Şizofreni)
    7- Wilber Ölmek istiyor (İntihar ve Depresyon)
    8- İçimdeki Deniz (Ötenazi isteyen bir adam)
    9- Kimlik (Çoklu kişilik bozukluğu)
    10- Şanslı
    11- Atlı Karınca
    12- Zenne
    13- Siyah Kuğu (Mükemmliyetçilik psikolojik gerilim)
    14- Gözlerimi de Al (Karı koca ilişkisi)
    15- Karanlıktakiler (Sosyofobi- cinsel taciz)
    16- Otomatik Portakal (Vicdan deneyi- vicdan var mıdır? var edilebilir mi?)
    17- Sineklerin tanrısı (İnsanların medeniyetten uzaklaştıklarında “id” lerinin nasıl devreye giridğini anlatıyor)
    18- Babam Büfe (Fakir bir aile yapısı)
    19- Benny’nin Videosu (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    20- Funny Games (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    21- Hayat güzeldir (Nazi Almanyası, baba oğul ilişkisi)
    22-İnsomnia (Polisiye , gerilim uyuyamayan bir polisin maceraları)
    23- Akıl defteri (Hafıza Kaybı)
    24- Tehlikeli ilişki (Freud- jung)
    25- Dövüş kulübü (Saldırganlık)
    26- Ceket (Psikolojik gerilim)
    27- Truman şov (Kurgu bir yaşamda insan psikolojisi)
    28- Makinist (Uykusuzluk problemi- insomnia)
    29- Gizli pencere (Paranoya)
    30- Nietzsche Ağladığında
    31- Sen ne dilersen (İki kız kardeşin ilişkisi
    32- Dönüş (Aile içi ilişkiler)
    33- Yirmi Üç (Takıntılı kişilik)
    34- Sil Baştan (İki farklı kişiliğin beraberliği- bilinçte yolculuk)
    35- Piyano öğretmeni (Aşırı tutucu bir kişilik ve beraberinde getirdiği cinsel sapkınlığı anlatan bir film)
    36- Takva
    37- Büyük balık (Baba- oğul ilişkisi)
    38-Abim evin tek çocuğu (Aile ilişkileri- özellikle kardeş ilişkisi üzerinde durulmuş)
    39- Beyza’nın kadınları (Çoklu kişilik bozukluğu)
    40- Max ve Mary (Asperger sendromu)
    41- Babam ve Oğlum
    42- Benim Adım Khan / Konusu: Rizwan Khan Otizm türü rahatsızlığı olan sperger sendromu hastasıdır..
    43-Beşir'le Vals
    44- İnception
    45- 3 İdiot
    46- Her Çocuk Özeldir
    47- 28 Gün (Bağımlılık ve Alkol)
    48-Yukarıya Bak (Animasyon)
    49- Sybil
    50- Oğul Odası
    51) Ekim Düşü
    52) Muhteşem Üçlü
    53) Gökten İnen Melek
    54) Son Armağan
    55) Kırmızı Köpek
    56) Tavuklar Firarda
    57) Neşeli Günler
    58) Yumurcak (Yabancı Film)
    59) Altına Hücum
    60) Düşler Ülkesi
    61- Gen
    62- Ölü Ozanlar Derneği
    63- The Game
    64- Black (Kör bir kız çocuğunun hayatı)
    65- Billy Elliot
    66- Forrest Gump
    67- Atlıkarınca
    68- Tavşan Deliği
    69- Herkes Mi Aldatır?
    70- Mozart ve Balina
    71- Good Will Hunting (Can Dostum)
    72- American Psycho
    73- Rüzgar gibi geçti
    74- İn Treatment (Dizi Film, her bölüm bir danışma seansıdır)
    75- Lie To Me (Beden Dilini Anlatmaktadır)
    76- Sherlock Holmes (Psikolojik analizler ve vaka çözümlemeleri)
    77- Umudunu Kaybetme
    78- Zindan Adası
    79- Zoraki Kral
    80- Öğretmenim Mori
    81- Özgürlük Yazarları (Varoş bir okulda bir idealist öğretmenin verdiği mücadele)
    82) The Mentalist (Dizi)
    83- Uçurtmayı Vurmasınlar
    84- Kelebek Etkisi
    85-Çıldırış
    86- Ghajini
    87- Kuzuların Sessizliği
    88- Kır Zincirlerini
    89- Aile Babası
    90- Başkalarının Hayatları
    91) K Pax (Uzaydan geldiğini söyleyen bir adamın ilginç anlatıları)
    92) Shine (Pırıltı) (Sıradışı kabiliyetli bir çocuğun müzikteki başarısı ve ailesini bir arada tutma çabası anlatılmaktadır)
    93) Tabutta Rövaşata (Evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir)
    94) Anayurt Oteli (Otel müdürünün birbirine benzeyen olaylar içinde, iç dünyasındaki fırtınaları dizginlemeye çalışmasını anlatır)
    95) Kader ve Masumiyet (Hayat kadınına saplantılı bir adam olan Bekir (Haluk Bilginer), hapisten yeni çıkmış amaçsız biri olan Yusuf (Güven Kıraç) ve annesinin hamileyken yediği dayaktan dolayı sağır ve dilsiz doğan Çilem (Melis Tuna) etrafında gelişen sıradan olayları ele alır)
    96) Six Feet Under (Dizi) (Geçimlerini başkalarının ölümlerinden kazanan bir ailenin hikâyesi)
    97) Fil (Elephant) (Okulda şiddeti konu alıyor
    98) Prestij (Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsü anlatılmaktadır
    99) Korkuyorum Anne (İnsan nedir ki? Film bunu merak ediyor)
    100) Mama-Anne-(2013): Anne babalarının öldürülmesinden sonra ormanda kaybolan iki kız kardeşin hikayesi. Kızlar yıllar sonra kurtarılır ancak yeni hayata adapte olabilecekler mi ?
    101) Life Of Pi -Pi'nin Hayatı- (2012): Okyanusun ortasında bir salda mahsur kalan Pi'nin hayatta kalma savaşı. Pi keskin zekası ile bu savaşı kazanacak mı acaba ? Dev kaplan ile birlikte yaşamayı öğrenip adaya varacak mı ?
    102) Lorenzo'nun Yağı(1992): 7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    103) Fil Adam-The Elephant Man (1980): Genetik şekil bozukluğu. John Merrick'in hayatının anlatıldığı filmde John Merrick' in görünüşünden dolayı gördüğü kötü muamele ve biz insanların yapabileceği kötülüğün sınırının olmadığını gözler önüne seren bir baş yapıt.
    104) Yazı- Tura (2004): Doğu Anadolu bölgesinde askerlik yapan iki gencin hayatları boyunca atlatamadıkları travmalarını ele alıyor film.
    105) Cennetin Rengi (1999): Dramatik bir İran filmi. Görme engelli Muhammed'in çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalıştığı masalsı hikayesi. Baba evlilik planlarını bozacağından korktuğu Muhammed'ten kurtulabilecek mi ?
    106) Cennetin Çocukları (1997): Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra'nın aynı ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü.
    107) Mozart ve Balina(2005): Otizmin bir türü olan Asperger sendromlu olan iki gencin aşk hikayesi. Donalt ve Isabella toplumun baskısını, asperger sendromunun getirdiklerini yenip ortak bir hayat kurabilecekler mi ?
    108) 21 Gram(2003): Bir kaza sonucu yolları kesişen 3 kişinin yaşadıklarını ele alan filmde ayrıca "şans" denen şeyin geçmiş, şimdi ve gelecek zamanda hayatları nasıl etkilediği ele alınmıştır.
    109) Şifre Merkür(1998): 9 yaşında otistik bir çocuğun Amerikan hükümeti güvenlik birimi tarafından yapılan hiç kimsenin çözemeyeceği bir şifre olan "merkür"ü kırması ve başından geçenler anlatılmaktadır.
    110) Maraton-Marathon(2004): otistik Cho-won' un yılmamak ve yorulmamak prensibi ile devam ettirdiği hayatını ele alıyor film.
    111) Kelebekler Hürdür- Butterflies Are Free(1972): Don, ailesinde, toplumdan uzak hayatını devam ettirmeye çalışan bir genç. Yaşadığı yerde hippi bir kız olan Jill ile tanışır aşık olurlar. Jill Don'a yaşama sevinci aşılayabilecek mi ?
    112) Kelebeğin Rüyası(2013): Veremli iki şairin 2. dünya savaşı döneminde halka şiiri sevdirme çabası ve kendi geleceklerini kurabilme adına gösterdikleri çabayı ele alıyor film.
    113) Ben X(2007): Ben otistik bir gençtir. Çevresiyle uyum sorunları yaşamaktadır. Ben, internet ortamında oynanan bir oyunda gerçek hayatında olduğunun tam tersi bir hayat kuracaktır kendisine.
    114) Koro(2005): Müzik öğretmeni Clement yatılı bir okula müdür olarak atanır. Kendisinden bu yatılı okuldaki çocukları rehabilite etmesi beklenilir ancak çocukların umursamazlıkları ve baskıcı eğitim sistemi başlarda onu hayal kırıklığına uğratır ancak Clement müziğin gücünü kullanacaktır.
    115) Ron Clark'ın Hikâyesi-The Ron Clark Story(2006): Gerçek bir hikayeden alınan filmde öğretmen Ron Clark'ın öğrencilerinin hayatını nasıl etkilediğini izleyiciye sunan biyografi filmi.
    116) İnception-Başlangıç(2010) : Rüya içinde rüya. Bilim kurgu ve aksiyon dolu bir film. Filmin başrol oyuncusu Leonardo Dicaprio için zihnin bilinçaltı derinliklerinde saklı değerli bilgileri çalmak için rüya görme anı kadar daha değerli bir an olamaz.
    117) Erkek Severse (1994): Alkolizmin pençesinde bir aile ve bu ailenin bu büyük soruna rağmen sevgi ve aşk ile birbirlerine destek olma çabaları
    118) Saklambaç(2005): Annesi intihar ettikten sonra Emily depresyona girer psikiyatrist olan babası kızına yardımcı olmaya çalışır ancak kendisi de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Yeni taşındıkları evde Emily hayali bir arkadaş edinmiştir.
    119) Benden Bu Kadar(1997): Udall "obsesif kompülsif" başarılı bir yazardır.
    120) Kevin Hakkında Konuşmalıyız(2011): Çocuk gelişimi ve anne çocuk ilişkisini ele alan filmde anne Eva kariyerini ve planlarını bir kenara bırakarak çocuğu Kevini dünyaya getirir. Ancak Kevin toplumsal normlardan uzak kurallara aykırı bir hayat yaşar, çete gruplarına katılır. Anne Eva çocuğunun davranışlarından dolayı derin bir sorumluluk duymakta ve nerde hata yaptığını sorgular.
    121) Tehlikeli Oyun-Die welle (2008): 1967 yılında Kaliforniya'da geçen gerçek bir olayı perdeye aktaran filmde insanları robotlaştıran ideolojilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. The Wave grubu ilk başlarda dayanışma, saf bir birliktelik olarak ortaya çıkmışsa da durum kontrolden çıkmaya başlar ve farklı boyutlara ulaşır
    Toplum psikolojisi nasıl harekete geçirilir nasıl bir tehlikeli bir hal alır, bunu anlatıyor. Olay bir lisede geçiyor. Basit bir proje ödevi olarak başlayan hareket, çok tehlikeli bir hale dönüşüyor.
    122) Experiment (Deney): Bir bilim adamı grubunun, hapishane ortamına deney yapmak amacıyla girmesini ve sonrasında işlerin çığırından çıkmasını konu almaktadır.
    123) Billy Elliot(2000): Billy 11 yaşında bir çocuktur ancak yaşına fazlasıyla olgundur. Yeri geldiğinde babası ve abisi ile birlikte grevlere katılmaktadır. Ancak Billy bir gün bale yapmak istediğini söylediğinde ailesi nasıl bir tepki verecektir ?
    124) 12 Kızgın Adam-12 angry man (1957): Grup psikolojisinin, yabancı düşmanlığının kararları vermede ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan bir film. Filmde babasını öldürmekle suçlanan latin amerikalı genci suçlu bulan 11 jüri üyesi ve genci suçsuz bulan 1 jüri üyesinin arasında geçen muhteşem diyologlar.
    125) İçinde Yaşadığım Deri(2011): Tarantula adlı romandan çevrilen filmde Ünlü bir plastik cerrahın kaza sonucu yanan eşine deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşması, eşinin intiharı ve bu intihar sonucu psikolojik travma yaşayan küçük kızını konu alır ancak olanlar sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Plastik cerrahın kızı tecavüze uğrar ve baba intikam için tecavüzcü üzerinde deri deneyleri yapar.
    126) Amedeus (1984):8 dalda Oscar ve birçok ödül kazanan filmde ünlü besteciler Amadeus Mozart ile Antonio Salieri' nin başından geçenlere tanık olacaksınız.
    127) Beethoven'i Anlamak -Copying Beethoven (2006): Beethoven' ı daha iyi, daha yakından tanımak isteyenler için güzel bir film. Sağırlığı giderek artmakta olan Beethoven son bestesini bitirmeyi hedeflediği sürede bitirip başarısına başarı katabilecek mi ?
    128) Küçük Gün Işığım(2007): Hoover ailesinin küçük bireyi yarışmaya katılmak için ailesini ikna eder ve calofirniya' ya doğru eğlenceli bir yolculuk başlar.
    129) Bir Zamanlar Anadolu'da(2010): Bir Nuri Bilge CEYLAN filmi. Filmde cinayet soruşturmasında doktor ve savcının 12 saatlik gerilimli hikayesi.
    130) Baran -Yağmur(2001): Majid Majidi yapımı bir iran filmi. Büyük bir kinin derin bir aşka dönüşmesinin hikayesi.
    131) Kulübe-Enter Nowhere(2011): Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    132) Kız kardeşimin Hikâyesi(2009): Kate adından çocukları olan çift kısa bir süre sonra çocuklarının lösemi olduğunu ve ilik nakli yapılmazsa bir kaç yıldan fazla yaşayamayacağı bilgisi ile hayatları altüst olur. Çift bir çare olarak Anna adında bir bebek daha yaparlar ve 11 yaşında kate'e böbrek nakli yapılması gerekmektedir. Ancak anna kendisinin bu amaçla kullanılmasına karşı ailesine dava açar.
    133) Dorothy Mills(2008): Ailesini trafik kazasında kaybeden bir psikiyatrist ve daha sonrasında yolları kesişen aynı kazadan kurtulan bir kız çocuğu ile yaşadığı garip olaylar.
    134) Uyanış -Awakenings- (1990) (Dr. Sayer, uzun süre bilincini kaybetmiş hareketsiz bir nevi koma durumunda olan hastalarını iyileştirmek amacıyla çabalamaktadır. L-Dopa adlı ilacı deneyecektir ancak pahalı olduğu için sadece bir kişi üzerinde deneyecektir. Ancak ilacın yan etkileri de kaçınılmazdır.
    135) Behzat Ç. -Seni Kalbime Gömdüm-
    136) Aynı Yıldızın Altında (2014) – 3 yıldır troid kanseri ile boğulan 16 yaşındaki bir genç kız ve kanserli hastalar için oluşturulan terapi grubunda yaşadıkları.
    137) Lorenzo’nun Yağı(1992) –7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    138) Sevgili Öğretmenim (1967) – Asıl mesleği mühendislik olan Thackeray iş bulamadığından öğretmenlik yapar. Ancak idealist öğretmenimizi okulun haylaz öğrencileri rahat bırakmayacaktır. Thackeray pes edecek midir ?
    139) Tedavi – The Great Hypnotist(2014) – Xu, alanında uzman bir o kadar da ukala çinli, bir psikiyatristir. Hayalet gördüğünü iddia eden hastasına inanmamakta ve hastasını hipnoz terapisine alacaktır.
    140) Musaranas (2014) – 1950 İspanyasında geçen psikolojik gerilim filminde Montse agorafobisi (açık alan korkusu) bir bireydir. Hayatı bir apartman dairesinde geçmektedir. Montse hayatının kalanını bu apartman dairesinde mi geçirecek yoksa başına çok daha farklı olaylar mı gelecek ?
    141) Edit ve Ben (2009)– Psikoloji bölümü okuyan genç zekasını arttırmak amacıyla kendisine çip taktırır ancak içinde yapay bir benlik olması nedeniyle birçok tuhaf olay yaşayacaktır. Bir yandan da otistik olan matematik dehasının gizli araştırmanın formülünü çözmesi Edit ile yakınlaşmasını sağlar.
    142) İnfaz-Calvary (2014)– Psikolojik ögelerin yer aldığı bir kara komedi filmi. Günah çıkartmak için Rahibi ziyaret eden bir adam rahibe onu öldüreceğini söyler ancak rahip adamın yüzünü görememiştir. Rahip bir yandan ölüm hazırlıkları yaparken bir yandan da bu adamın kim olduğunu bulmaya çalışır.
    143) Koku -
    144) Yalanın İcadı –
    145) 12 yıllık esaret
    146) Şeytan Üçgeni -Triangle (2009) – Arabasıyla giderken çaptığı bir martı nedeniyle trafik kazası geçiren Jess, bu kazanın hayatının değiştireceğini sonradan öğrenecektir.
    147) İhtiyarlara Yer Yok (2007)- Birçok ödül alan filmde uyuşturucu çetelerinin kanlı bir pazarlığına denk gelen Moss'un hikayesine yer verilmektedir. Moss parayı alıp gidecektir ancak akşam yaralı birisine yardım amacıyla tekrar dönecektir. Ancak başına neler geleceğinin farkında değildir
    148) Yüksek Tansiyon (2003)– Psikopat bir katilin evdekileri teker teker öldürmesini ele alan gerilim dolu bir film.
    149) İhtiyar Delikanlı -Old Boy (2003)– Muhteşem bir psikolojik film. 15 yıl boyunca tek başına bir odada esir tutulan bir adam ve yaşadıklarının hikayesi. Aklını yitirmemesi için Oh Dae-Su' ya şizofreni ilaçları verilmektedir. Oh Dae-Su bu esaretten kaçıp kurtulabilecek mi ?
    150) Yalın Ayak -Barefoot(2014) – Annesini kaybetmiş, psikiyatrik bir hasta olan Daisy, zengin bir ailenin çocuğu olan Joy ile tanışır. Romantik komedi tadında saflık ve masumiyet dolu bir film.
    151) Kayıp Otoban -Lost Highway (1997) – Fred, eşinin geçmişinden habersiz onunla evlenir ancak işler yolunda gitmeyecektir. Fred' in kişilik bölünmesi yaşaması, cinayet, bir korku hikayesi ..
    152) Enter Nowhere -Kulübe (2011) – Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    153) Onur Savaşı (2012)– Küçük bir kız tarafından cinsel istismar ile suçlanan ve sonrasında da toplumsal histeriye maruz kalan bir adamın dramatik hikayesi. Film birçok ödül almıştır.
    154) Etki Altında Bir Kadın (1974) – Bir ev kadınının eşi ve çocuklarıyla kendini var etme çabası. Mabel'in manik davranışları, çok fazla gülmesi gibi bir çok psikolojik rahatsızlığı ile eşi baş edebilecek mi ? Toplumsal eleştiri ögelerini de barındıran film ağır gelebilir ancak izlenilmesi tavsiye edilir.
    155) Trainspotting (1996)-(Psikolojik, Macera, Uyuşturucu kullanımı)
    156) Öldüren Sis -The Mist (2007) – Tutucu insanların bulunduğu bir kasaba ve bu kasabada bulunan hür düşünceli gençler..
    157) İntihar Odası (2011) – ( Farklı bir birey olan Dominik depresyonun eşiğine gelmiştir. Ailesinden ilgi görmeyen ve sürekli dışlanan Dominin kendini internet oyununa verir. İşte bundan sonra olanlar olur.
    158) Davetsiz -The Uninvited (2009) – Annesinin ölmesi üzerine travma yaşayan ve bir süre psikiyatri kliniğinde yatan genç bir kızın hikayesi. Babasının bir hemşire ile evlenmesi genç kızın depresyon yaşamasına neden olacaktır.
    159) Bir Rüya İçin Ağıt (2000)– Uyuşturucu bağımlılığı olan bir genç ve televizyon bağımlılığı olan annesi arasında giderek yükselen bir uçurum ve iletişimsizlik.
    160) Şampiyon -The Wrestler (2008) – Ünlü bir güreşçinin kalp krizi sonrası şov dünyasına veda etmesi ve tezgahtar olarak işe başlaması. Ailevi bağları bozulmuş bir adamın hikayesi.
    161) Bipolar (2014) - Harry çekingen bir adam ve aynı zamanda bipolar bozukluğu olan bir hastadır. Yeni bir tedaviyi denemek üzere bir kliniğe yatar ve tüm günü kamera ile izlenilecektir. Harry düzelme gösterebilecek mi ?
    162) Kukla - The Beaver (2011) – Sıkıntılarla dolu günler sonrası hayatını ve ailesini yeniden keşfe çıkan bri adamın hem esprili hem de duygu yüklü hikayesi.
    163) Phobe Harikalar Diyarında (2008) – Geniş bir hayal gücüne sahip olan bir çocuk ve kendini Alice Harikalar Dünyasında piyesi için olan rolüne fazlasıyla kaptırması nedeniyle kendini birden bu dünyanın içinde buluverir.
    164) Sineklerin Tanrısı (1963) - Bütün yetişkin insanların öldüğü bir uçak kazasında hayatta kalan küçük bir grup küçük çocuk ve hayatta kalma savaşları.
    165) Aklım Karıştı (1999) Bir gencin 18 ay boyunca akıl hastanesinde kalışı ve yaşadıkları
    166) Ara (2008) - Tek bir apartman dairesinde geçen filmde 4 kişinin birbirini seven ve aldatan, kıran ama bırakmayan hikayelerini ele alınmaktadır.
    167) Aç Gözünü (1997) – Psikolojik gerilim filmi. Çok güvendiği güzel yüzünü kaybedince Cesar'ın hayatı çok farklı bir yöne doğru gidecektir.
    168) Beyaz Köpek (1982) (Klasik Koşullanma) Eski sahipleri tarafından sadece siyahları saldırması ve öldürmesi yönünde eğitilmiş bir köpek. Yeni sahibi bu köpeğin koşullamasını söndürebilecek mi ?
    169) Büyük Yalnızlık –
    170) Cennet –
    171) Gölgesizler –
    172) Güneş Yanığı –
    173) Küçük Kıyamet
    174) Solaris –
    175) Gerçeğe Çağrı –
    176) Küp –
    177) Ölüm Kitabı (Misery)
    178)Esaretin bedeli
    179)godfather 1-2
    180)kaplumbağlarda uçar
    181)bajrangi bhaijaan
    182)rab ne de bana di jodi
    183) Ekşi Elmalar
    184)Azap yolu
    185) Öteki
    186) Kadın kokusu
    187) La la land
    188)Benim komşum bir melek
    189)Bay hiçkimse
    190) Yaralı yüz
    191) Paramparça köpekler ve aşklar
    192) Ateş böceklerinin mezarı
    193) Cesur yürek
    194) Gladyatör
    195) Özgürlük yolu
    196) The İntouchables ( Can dostum )
    197) Aynı Yıldızın Altında
    198) Leon ( Sevginin gücü )
    199) Lucy
    200) Karanlıkta dans
    201) Remember ( Hatırla)
    202) Zorba
    203) Peekay
    204) Ekmek ve çiçek
    205) Sarhoş atlar zamanı
    206) Kirazın tadı
    207) Kış uykusu
    208) Üç maymun
    209) Şimdi yada asla
    210) Piyanist
    211) Yeşil yol
    212) Prestij
    213) Çingeneler zamanı
    214) August Rush
    215) Amelie
    216) Otomatik Portakal
    217) Ucuz Roman
    218) Rezervuar köpekleri
    219) Zincirsiz
    220) Kanlı elmas
    221) Adalet
    222) Schindler'in listesi
    223) Er Ryan'ı kurtarmak
    224) V for vandetta
    225) Köprüdeki kız
    226) The revenant ( Diriliş)
    227) Gone girl ( Kayıp kız )
    228) Titanic
    229) Nostalghia
    230) Libertarias
    231) Özgürlüğe giden uzun yol

    Film listesi Facebook/Yeraltı Edebiyatı Sayfası Admin’inin kişisel tercihleri ve sayfa üyelerinin desteği ile oluşturulmuş, yaklaşık bir yıldır faydalanmakta olduğum listedir. Ben sadece aracıyım, sitede böyle bir ihtiyaç gördüğüm için paylaştım. Teşekkürler oluşturulmasında emeği geçenleridir.
  • Bence kitap muhteşem. Farklı kişilerin nasıl birbirlerinin hayatlarına dokunduklarını ve oluşturdukları etkiyi süper bir şekilde anlatmış yazar. Kitap, 'Kelebek Etkisi' oluşturuyor. Ayrıca, bunu o kadar akıcı bir dille yazmış ki, sanki Venedik te sokaklardan birbirine bağlanarak San marino meydanına çıkıyorsunuz. Kesinlikle öneririm.
  • Dolmuşta işe kaç dakika geç kalacağımı ya da ne yaparsam kıl payı yetişeceğimi hesaplarken omzumdan hafifçe dürttü biri. Arkamı döndüğünde saçlarındaki beyazlara bakarak yaşlarını tahmin edemediğim bir çift, 20 yaşında yeni sevgililer gibi el ele oturuyorlardı. Ruhları mı genç sevgileri mi acaba diye düşündüm bir an. O arada omzuma dokunan kadın saatin kaç olduğunu sorunca telefonun tuşuna bastım. Saat sabahın 07:45 ini gösteriyordu. Adama dönüp “yetişebilir miyiz ki ?” dedi telaşla. “Gerçi az kaldı. Birazdan ineriz” dedi. Kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Suçluluk hissettim bir an. “Teyzecim bu saat yanlış “ dedim. “12 dakika ileri bu saat.” Yüzende gerilmiş kırışıklıkların gevşemesinden rahatladığını anladım. Nasılda güzeldi teni.. Evet buruşmuştu cildi. Zaman değmişti yanaklarına. Ama hayat fışkırıyordu teninden öyle canlıydı, öyle güzeldi. “Yanlış olduğunu biliyorsun da neden değiştirmiyorsun” dedi gülümseyerek. Hayatta farkında olduğumuz her yanlışı değiştiriyor muyuz diye sormadım tabi bende ona. “Her yere geç kalırım. O yüzden ben ileri aldım saati” dedim. “Bilerek yanlış yaptın yani” dedi. “Haydaaaa” dedim içimden. Ben daha uyanmamışım. Kafamı yastıktan kaldırmışım ama aklımın bir parçası o yastığa kafasını gömerek uyumaya devam ediyor. Niye böyle soğuk su etkisi yapıyorsun teyzecim sabah sabah. “Evet” dedim aklımdan geçenlerinde etkisiyle gülümseyerek. Arkama dönerek konuşmaktan boynum ağrıdığı için tam önüme dönecektim ki “ neden tam 10 dakika değilde 12 dakika ileri aldın saati” dedi bu sefer kadın. Kısık bir sesle ve yaramazlık yapmış bir çocuğun bakışlarıyla bakarken kadına “kızı rahat bıraksana Gülderen” dedi adam. İsmide çok güzeldi kendi gibi. “Sorun değil” dedim adama. Kadına döndüm sonra. Madem onlar bu sabah yataktan yaramaz çocuklar olarak kalkmışlardı. Madem Gülderen teyze uğraşmak istiyordu benimle, bende eşlik edebilirdim onlara. “Kafam karışsın diye öyle yaptım. Eğer tam 10 dakika ileri alırsam hazırlanırken bunu hesaplayıp oyalanmaya devam ediyorum nasılsa daha bir kaç dakikam daha var diye. Ama 12 dakika ileri aldığımı unutuyorum çoğu zaman. Hazırlanmaya çalışırken durup onu hatırlayamıyorum ya da hesaplayamıyorum. Aslında küsuratlı olduğu için unutuyorum çoğu zaman kaç dakika ileri aldığımı. 12 dedim size ama 11 ya da 14 de olabilir emin değilim” dedim. “Anladım” dedi Gülderen teyze. “Zamanla sorun yaşıyorsun yani ?” “Evet çok fazla” dedim. Neredeyse kahkaha atacaktım. Grup terapisi gibi bir şeydi yaşanan. “Zamanla çekişmeyi bırak kızım. Yüzme bilmeyen insanlar gibi boğarsın kendini. Oysa çırpınmasalar boğulmazlar” dedi bu seferde. Şimdi yüzme bilmiyorum sudan da korkarım desem.. Yok en iyisi dememek. Demedim. Konuyu değiştirip önüme dönmekti en iyisi. “ Nerde inecektiniz” dedim. “Ecir’de” dedi. “Benden sonra ineceksiniz inerken hatırlatırım size” dedim ve önüme döndüm.

    Kulaklığı kulağıma taktım. Ama onları dinliyordum. Adam kadına “kalbi kırılmış olabilir” dedi. “Kimseyi kıracak bir şey söylemedim” dedi Gülderen teyze kararlılıkla. “Gülüyordu hem, gözlüğünü evde unutmasan sende görürdün. Dudağı yamuluyordu gülerken onu da görmedin. Şimdi başka yerde görsen gülerken tanıyamayacaksın ama ben tanıyacağım. Nasıl güldüğünü gördüm çünkü” dedi. Adam inatla kısık sesle, kadın inatla yüksek sesle konuşuyordu. Tatlı, aksi, inatçı bir ihtiyardı. “Tamam biraz sessiz ol. Bir daha görürsen bana da göster” dedi kıs kıs gülerken. Resmen yaramaz çocuklardı ikisi de :)

    Müzik listeme döndüm. Listeyi karışık çalması için ayarlayıp arkama yaslandım.
    Müziğin kulağıma ulaşmasıyla bir kitabın sayfaları geriye doğru hızla çevrildi sanki. Gözlerimin önünden görüntüler hızla aktı, aktı, aktı. Bir yerde durdu sonra. Bir yerdeyim. Karşımda uzun biri, tavla oynuyoruz. Tavlayı ondan öğrenmiştim. Hayır tavlayı biliyordum. Acımasız hamleler yapmayı ondan öğrendim. Neredeyiz ? Sevdiğim bir yer olmalı. Bu şarkıyı ilk duyduğum yer. Hızlı hızlı geçiyor herşey gözümün önünden. Masada tavla, pulları zarlarıyla, sigara paketleri çakmaklar, Didem Madak’ın Grapon Kağıtları kitabı, bu kitapta en çok “Mutsuza Kim Bakacak?”şiirini seviyorum (bu masadaki mutsuz kim? O. Çünkü beni mutlu etmeye bu şiir yeter. Onu mutlu etmeye yetmez ama) başka ne var masada “iki çay, biri açık”, sonra ellerimiz. Onun elleri küçük. Elleri küçük erkekler gerçek üstüdür hep. Şarkının sözlerine girince ben cebimden telefonu çıkarıp notlara şarkının sözlerini yazıyorum. Gürültüden şarkıyı duymaya çalışıyorum. Elleri küçük adam zarları atıp pulların yerlerini değiştirmeye devam ediyor. Bana uzatıyor zarları. Hızla atıp düşünmeden hamle yapıyorum. Şarkının sözlerini yakalamaya devam ediyorum bir yandan. Oyun bitiyor. Şarkıda bitmek üzere. Ne diyorsun bana elleri küçük adam bir dakika bekle şarkıyı duyamıyorum. Duyabildiğim son sözleri de yazdıktan sonra elleri küçük adama dönüyorum. Tavlayı bana uzatıyor. “Ben sana böyle mi öğrettim. Şarkıya daldın bak kaybettin işte oyunu “ diyor. “Tebrik ederim” dedim. “Oyunu sen kazandın. Şarkıyı ben. Bunun hangi şarkı olduğunu sana asla söylemeyeceğim :D” Güldük ikimizde. Ne güzel dişleri vardı, ne uzun kirpikleri.. Elleri küçük en çok onu hatırlıyorum. Birde elleri küçük adamların gerçek üstü olduğunu. Hepsi bu.. Şarkı kısılarak sonlanıyor kulaklarımda. Bir açlık hisseder gibi o şiiri okumak istiyorum. Kitabın yanımda olması gerekmez her zaman. Telefonumda da kitaplarım var. Sayfayı buluyorum. En sevdiğim yerini arıyor gözlerim.. Tamam. İşte tamda burası. “Bilir misin, büyüler bile ninniyle büyür
    Temiz kokan pazen gecelikler, şehriye çorbası...
    Hepsi, hepsi ninniyle büyür.
    Bilir misin maviş anne?
    Ben çekildiğim her fotoğrafta
    Defolu bir kelebek gibi çıkarım...”


    Telefonu çantama kaldırıp dolmuştan inmek için hazırlanırken yine Gülderen teyzenin sesini duydum. “Kafası karışık kız indi mi Celal ? Biz ondan sonra inecektik” dedi. Sonunda yaramaz bakışlı amcanında ismini de öğrendim. Kafası karışık kızda oldum :D “Bu çok ayıp oldu ama Gülderen” dedi yüzünü asarken. “Ayıp olmaz Celalim gözlüğün yok diye oluyor hep bunlar. Gülüyor hiç kızmıyor” diyor. Ayağa kalkıyorum oturduğum yerden. Gülümseyerek onlara bakıp “Şimdi iniyorum. Köşeyi dönerken de siz ineceksiniz” diyorum. “Sağol yavrum iyi günler” derken ikiside “Sizde sağolun. İyi günler :)” dedim. Dolmuş yavaşlarken göz ucuyla onlara baktım biraz önce Gülderen teyzenin dokunduğu omzumun üzerinden. Bembeyaz olmuş bir kaç tel saçını düzeltiyordu Celalinin. Adımı mı asfalta atarken kulaklığı kulağıma taktım. Aynı şarkıyı açtım hemen. Sayfalar geri doğru çevrilip ben yine o masaya dönerken kafamın içinde, gözümün önünden hızla geçen resimlerin arasında ele ve yaramaz çocuklar gibi muzipçe gülen Celal amca ve Gülderen teyze de geçiyordu. İstemsizce gülümsedim. Aşk olsun kafası karışık olmayana ve zamanla sorunlarını çözmüş olana dedim. Biraz daha açtım şarkının sesini. Biraz daha. Başka hiç bir şey duymak istemiyordum. Çünkü ben bu şarkı karşılığında elleri küçük adama yenilmiştim. Sadece bunu duymalıydım.. Adımlarım hızlandı. Yine geç kaldığım için değil. Şarkı hızlandırıyordu sanki her şeyi. Onun ritmine uymazsam kaçıracaktım bir şeyleri. Sonra işin yoksa zamanla çekiş.. Ne dedi yılların tecrübesi “zamanla çekişme” dedi. Zamanla çekişmiyorum ki şarkıyı başa alıyorum :)

    https://youtu.be/UYv4TycFt0o
  • Yazar: Li-3
    Hikaye Adı : Dünya
    Link: #31050326
    Müzik Parçası : Dünya

    Uçmak,
    Kuş olup uçmak
    Hiçbir yere
    Buradan çok uzağa
    Kanadım kırılıncaya,
    Yüreğim çatlayıncaya dek.
    Sadece uçmak.

    https://youtu.be/H-3japrHgyM

    Dünya; hepi topu bir kaç üzüntü, biraz sevinç, havada uçuşan umut tanecikleri, filizlenmeyi bekleyen düşler, yiten aşklar, uzayan ve kesilen saçlar, uçan kuşlar, geri gelmeyen kuşlar, ıssızlığı üzerine örtüp uyuyan insanlar, arada yüzüne güneş vuran suratlar, ağlayan veyahut parlayan gözler... dünya. Hepi topu bu kadar işte. İşte geldik ama ağırdan ağırdan gidiyoruz. Yolcu yolunda gerek, gidiyoruz ama bir yanımız da kalmak istiyor. Kalanlar ne istiyor kim bilir? Gidenlere mi üzülüyorlar yoksa kendilerine mi? İşte gidiyoruz hüznü ile bulamaç edilmiş önümüze gelmiş bir öğün hayat, sen okyanusun bir ucunda ben ise diğer ucunda. Kavuşmamızın mümkünü yok anlayacağın.

    Ne zaman açmayı bekleyen çam tohumlarına su versem, içimden bir şeyler akıp gidiyor, toprağa karışıyor. Onlar büyür belki ama ben de büyür müyüm peşleri sıra? Hayat acele etmek için fazla kısa değil mi, bunu en iyi çam tohumları bilir. Hayat değil kısa olan, dünya da değil. Akla hayale mantığa sığmayan evrende bir çam tohumunun ne önemi var? Ya da çam tohumunun bildiği yegane şeyin; yani büyümenin?

    Dünya işte; neresinden tutsa elinde kalıyor insanın. Varlığıma aklım ermiyor. Diğer şeyleri boşluyorum bazen ve hiçbir şeyin bir değeri kalmıyor, umursamıyorum. Falanca öldü demişlerdi, ama bana neydi? Biz de ölmüyor muyuz? Yaşıyoruz yaşamasına, yaşıyoruz öldüğümüz için. Kendi varlığımı hazmedememiş iken başkalarının varlığına kafa yormak ne kadar dürüst bir davranış olur? Seslensem sana, buradan, okyanusun en derin ucundan, duyabilir misin yüreğinin kökünde çığlığımı? Bir kelebeği ölüme sürükleyen şeyin zaman olduğunu mu düşünürsün yoksa dünya mı? Ne yapmış bu dünya bize? Kendi halinde dönüp duruyor, olmuş bir pervane. Günah keçisi olduğundan haberi bile yoktur kim bilir. Vay dünya dünya! Dünya be, hepi topu biraz gökyüzü biraz bulutlar biraz da güneş ışığı, soğuk suda duş etkisi, biraz ürperme; varlığını yüzüne buz gibi çarpan bir duş.
    Hiç boşa saran bir film makarası gördün mü? Perdeye yansıyan ışıkta boş boş uçuşan toz taneleri. Evet o tanecikler biz gibi. Oradan oraya savruluyor havada, boşlukta. Dünya diyorum dünya, hepi topu biraz toz tanesi biraz ışık, biraz perdeye yansıyan görüntü, yanılsama. Kanma kandırma yalan dolan üzerine kurulu sözler. Dünya işte, daha ne olabilir ki?
    ...
    Güneş yeni yeni batıyordu ve batmaya yakın hızlanmıştı sanki. Gökyüzünde kızıla çalan turuncu ışıklar, bulutları delip geçiyordu. Oradan sekenler ise adamın mavi takım elbisesine vuruyor, renkleri kızıla boyuyordu. Dünya dedi, dünya işte hepi topu bu kadar. Ayaklarını sarkıtmış gün batımını izliyordu mesai bitiminde. Aşağıda insanlar karınca gibiydi. Sanki yuvadan çıkmışlar ormana erzak toplamaya giden zibille karınca. Belli, her birinin acelesi var. Sağa sola hoyratça koşuşturuyorlar.

    Dünya işte, bir koşuşturmacadan ibaret. Acaba insanlar bu hayatta ne için uğraşıyorlar. Daha iyi bir iş, para, sevgili, mutluluk, cinsel zevkler... Neden yaşıyorlar acaba? Ben de çok düşündüm ve bir sebep bulamadım. Bulmayı çok isterdim ama ortada bir neden yoktu. Sıkılmak mı dersin yoksa bunalmak mı bilmiyorum. Zaten ortalıkta bir belirsizlik bulutu dolaşmakta ve zihinleri bulandırmakta. Hayatım baştan sona belirsizlik ve değişkenlik diye düşündü adam. Oturduğu yerde, esen rüzgar kravatını ve saçlarını uçuşturuyordu. Uzun süredir ciğerinde tuttuğu sigara dumanını dışarı üfledi. Gözleri uzaklara dalmıştı. Boş boş ve uzun bakıyordu uzaklara. Rüzgar kulaklarında uğulduyor acı feryatlar savuruyordu. Bir kuş olsam ne derdim olabilirdi ki diye söylendi. Arkasındaki havalandırma motorunun sesi kesilince iç sesini daha berrak duyabildi:"Dünya işte be! Hepi topu biraz ses ve sessizlik". Ayağa kalktı, sigarasından kalan son nefesi de çekip fırlattı boşluğa. İzmarit uzun ve rüzgarlı bir yolculuğa çıkmıştı. Savruluyordu, tıpkı kendisi gibi. Bulutlar ne güzel köpürmüş, köpürmüş de geliyor uzun uzun. Herkesin bir acelesi var bir yerlere yetişme çabasında. Ya ben ne yapıyorum? Dünya işte be; hepi topu biraz telaş biraz ter ve sevinç. Diyorum acaba buradan yani yükseklerden seslensem sana, duyabilir misin hüznümü? Yaşamak diyorum var olmak mıdır? Yoksa yok olmakla mı mümkündür var olmak? Bir ıssız ormanda yaşlı bir çalı olsaydım diyorum, yine de gelir beni bulurdu ormancının biri. Söker ateş yakardı benden. Yaşamak çare miydi, hastalık mıydı yoksa? Buradan seslensem sana, yani bilinmeyen ormanın en derinlerinden, duyabilir misin yapraklarımın seslerini, bulunduğun kalabalık içerisinde? Sen benim farkımda bile değilsin ki!

    Benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız, benden bir hissiz yaratmayı nasıl başardınız, benden bir uyumsuz yaratmayı nasıl başardınız, benden sizden biri yaratmayı nasıl başardınız!

    Kuş olsam diner mi acaba içimdeki hırçın dalgalar, gökyüzüne erişir mi cıvıltılar? Dünya be dedi, hepi topu olup olacağı bu kadar!

    Kendini boşluğa bıraktı. Boşluk ki yıllardır içinde savrulduğu boşluktan daha merhametliydi. Bir kelebek değilim ama bir kelebek ölümü isteseydi, bu onun suçu olamazdı? Ölümü istemek suç olabilir miydi peki? Onun üzerinden tatminkarlık sağlamak ne kadar adil olurdu? Buradan, yani ıssızlığımın ve yalnızlığımın limanından demir almışken ve sensiz bir okyanusa açılmışken diyorum, seslensem sana, duyabilir misin düşüşümü? Acaba çam tohumlarım açtılar mı? Cevabını hiçbir zaman bilemeyeceği soruları ceketinin iç cebine tıkıştırıp boşlukta süzülmeye devam etti mavi takımlı adam. Artık yoktu, var olabildi sonunda.
  • Uçmak,
    Kuş olup uçmak
    Hiçbir yere
    Buradan çok uzağa
    Kanadım kırılıncaya,
    Yüreğim çatlayıncaya dek.
    Sadece uçmak.

    Yavuz Çetin & Erkan Oğur - Dünya
    https://youtu.be/H-3japrHgyM

    Dünya; hepi topu bir kaç üzüntü, biraz sevinç, havada uçuşan umut tanecikleri, filizlenmeyi bekleyen düşler, yiten aşklar, uzayan ve kesilen saçlar, uçan kuşlar, geri gelmeyen kuşlar, ıssızlığı üzerine örtüp uyuyan insanlar, arada yüzüne güneş vuran suratlar, ağlayan veyahut parlayan gözler... dünya. Hepi topu bu kadar işte. İşte geldik ama ağırdan ağırdan gidiyoruz. Yolcu yolunda gerek, gidiyoruz ama bir yanımız da kalmak istiyor. Kalanlar ne istiyor kim bilir? Gidenlere mi üzülüyorlar yoksa kendilerine mi? İşte gidiyoruz hüznü ile bulamaç edilmiş önümüze gelmiş bir öğün hayat, sen okyanusun bir ucunda ben ise diğer ucunda. Kavuşmamızın mümkünü yok anlayacağın.

    Ne zaman açmayı bekleyen çam tohumlarına su versem, içimden bir şeyler akıp gidiyor, toprağa karışıyor. Onlar büyür belki ama ben de büyür müyüm peşleri sıra? Hayat acele etmek için fazla kısa değil mi, bunu en iyi çam tohumları bilir. Hayat değil kısa olan, dünya da değil. Akla hayale mantığa sığmayan evrende bir çam tohumunun ne önemi var? Ya da çam tohumunun bildiği yegane şeyin; yani büyümenin?

    Dünya işte; neresinden tutsa elinde kalıyor insanın. Varlığıma aklım ermiyor. Diğer şeyleri boşluyorum bazen ve hiçbir şeyin bir değeri kalmıyor, umursamıyorum. Falanca öldü demişlerdi, ama bana neydi? Biz de ölmüyor muyuz? Yaşıyoruz yaşamasına, yaşıyoruz öldüğümüz için. Kendi varlığımı hazmedememiş iken başkalarının varlığına kafa yormak ne kadar dürüst bir davranış olur? Seslensem sana, buradan, okyanusun en derin ucundan, duyabilir misin yüreğinin kökünde çığlığımı? Bir kelebeği ölüme sürükleyen şeyin zaman olduğunu mu düşünürsün yoksa dünya mı? Ne yapmış bu dünya bize? Kendi halinde dönüp duruyor, olmuş bir pervane. Günah keçisi olduğundan haberi bile yoktur kim bilir. Vay dünya dünya! Dünya be, hepi topu biraz gökyüzü biraz bulutlar biraz da güneş ışığı, soğuk suda duş etkisi, biraz ürperme; varlığını yüzüne buz gibi çarpan bir duş.
    Hiç boşa saran bir film makarası gördün mü? Perdeye yansıyan ışıkta boş boş uçuşan toz taneleri. Evet o tanecikler biz gibi. Oradan oraya savruluyor havada, boşlukta. Dünya diyorum dünya, hepi topu biraz toz tanesi biraz ışık, biraz perdeye yansıyan görüntü, yanılsama. Kanma kandırma yalan dolan üzerine kurulu sözler. Dünya işte, daha ne olabilir ki?
    ...
    Güneş yeni yeni batıyordu ve batmaya yakın hızlanmıştı sanki. Gökyüzünde kızıla çalan turuncu ışıklar, bulutları delip geçiyordu. Oradan sekenler ise adamın mavi takım elbisesine vuruyor, renkleri kızıla boyuyordu. Dünya dedi, dünya işte hepi topu bu kadar. Ayaklarını sarkıtmış gün batımını izliyordu mesai bitiminde. Aşağıda insanlar karınca gibiydi. Sanki yuvadan çıkmışlar ormana erzak toplamaya giden zibille karınca. Belli, her birinin acelesi var. Sağa sola hoyratça koşuşturuyorlar.

    Dünya işte, bir koşuşturmacadan ibaret. Acaba insanlar bu hayatta ne için uğraşıyorlar. Daha iyi bir iş, para, sevgili, mutluluk, cinsel zevkler... Neden yaşıyorlar acaba? Ben de çok düşündüm ve bir sebep bulamadım. Bulmayı çok isterdim ama ortada bir neden yoktu. Sıkılmak mı dersin yoksa bunalmak mı bilmiyorum. Zaten ortalıkta bir belirsizlik bulutu dolaşmakta ve zihinleri bulandırmakta. Hayatım baştan sona belirsizlik ve değişkenlik diye düşündü adam. Oturduğu yerde, esen rüzgar kravatını ve saçlarını uçuşturuyordu. Uzun süredir ciğerinde tuttuğu sigara dumanını dışarı üfledi. Gözleri uzaklara dalmıştı. Boş boş ve uzun bakıyordu uzaklara. Rüzgar kulaklarında uğulduyor acı feryatlar savuruyordu. Bir kuş olsam ne derdim olabilirdi ki diye söylendi. Arkasındaki havalandırma motorunun sesi kesilince iç sesini daha berrak duyabildi:"Dünya işte be! Hepi topu biraz ses ve sessizlik". Ayağa kalktı, sigarasından kalan son nefesi de çekip fırlattı boşluğa. İzmarit uzun ve rüzgarlı bir yolculuğa çıkmıştı. Savruluyordu, tıpkı kendisi gibi. Bulutlar ne güzel köpürmüş, köpürmüş de geliyor uzun uzun. Herkesin bir acelesi var bir yerlere yetişme çabasında. Ya ben ne yapıyorum? Dünya işte be; hepi topu biraz telaş biraz ter ve sevinç. Diyorum acaba buradan yani yükseklerden seslensem sana, duyabilir misin hüznümü? Yaşamak diyorum var olmak mıdır? Yoksa yok olmakla mı mümkündür var olmak? Bir ıssız ormanda yaşlı bir çalı olsaydım diyorum, yine de gelir beni bulurdu ormancının biri. Söker ateş yakardı benden. Yaşamak çare miydi, hastalık mıydı yoksa? Buradan seslensem sana, yani bilinmeyen ormanın en derinlerinden, duyabilir misin yapraklarımın seslerini, bulunduğun kalabalık içerisinde? Sen benim farkımda bile değilsin ki!

    Benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız, benden bir hissiz yaratmayı nasıl başardınız, benden bir uyumsuz yaratmayı nasıl başardınız, benden sizden biri yaratmayı nasıl başardınız!

    Kuş olsam diner mi acaba içimdeki hırçın dalgalar, gökyüzüne erişir mi cıvıltılar? Dünya be dedi, hepi topu olup olacağı bu kadar!

    Kendini boşluğa bıraktı. Boşluk ki yıllardır içinde savrulduğu boşluktan daha merhametliydi. Bir kelebek değilim ama bir kelebek ölümü isteseydi, bu onun suçu olamazdı? Ölümü istemek suç olabilir miydi peki? Onun üzerinden tatminkarlık sağlamak ne kadar adil olurdu? Buradan, yani ıssızlığımın ve yalnızlığımın limanından demir almışken ve sensiz bir okyanusa açılmışken diyorum, seslensem sana, duyabilir misin düşüşümü? Acaba çam tohumlarım açtılar mı? Cevabını hiçbir zaman bilemeyeceği soruları ceketinin iç cebine tıkıştırıp boşlukta süzülmeye devam etti mavi takımlı adam. Artık yoktu, var olabildi sonunda.