• Sevgi 3 türlüdür:
    Birincisi “ Eğer” tarzı sevgidir.
    İkincisi “Ancak” tarzı sevgidir.
    Üçüncüsü ve sonuncusu ise “Rağmen” tarzı sevgidir.

    “SAYFA 39”
  • William Engdahl'ın bu kitabının özgün adı 'Gods of Money: Wall Street and the Death of the American Century'. Yani 'Paranın Tanrıları: Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Ölümü'. Yayınevi 'Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Çöküşü' adıyla kitabı yayımlamış. Tercih onun ve fazla irdelemeden konuyu kapatalım.

    Kitap 18 bölümden oluşuyor. 'Amerikan Para Oligarşisinin Doğuşu' ile başlayıp 'Bir Milletin Soyuluşu' kısmıyla bitiyor.
    463 sayfalık kalın bir kitap. Eğer siyaset, ekonomi, para ile ilgili konulara meraklıysanız ve bu tarzda kitaplar okumak
    hoşunuza gidiyorsa William Engdahl'ın bu kitabını da severek okuyacağınıza inanıyorum.

    William Engdahl'in daha önce bir kitabını okumuşsanız onun muhalif tavrını da hatırlarsınız ve bu kitapta da aynı
    muhalif tavrını sergiliyor. Öyle çok teknik, dolaylı anlatımlar kullanmadan doğrudan konuşuyor. Kısaca bu kitap Amerikan genelinde dünyanın 'Paranın Tanrıları' tarafından nasıl soyulduğunu anlatıyor. Kitabın yazıldığı dönem itibarıyla Amerika'da meşhur 2008 emlak balonunun patlamasıyla bir anda dımdızlak ortada kalanların hikayesi ve bu sürece giden yolun hikayesi okunacak.

    Kitaba Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu'nun güzel bir önsözüyle başlanıyor. Sinanoğlu'da zaten 'at üstünde kasabaya gelen haydutların bankaları soyması' benzetmesiyle günümüzde 'at olmazsa da' modern bir şekilde toplumların nasıl soyulduğuna işaret ediyor. ABD'li meşhur finans kuruluşlarından bahsediyor. Yani JP Morgan, Merrly Lynch, Goldman Saachs gibi.

    Kısaca William Engdahl, 'Paranın Tanrılarının' bilinen, görülen ve bilinmeyen hikayelerini bizlerin anlayabileceği bir dille
    anlatmaya çalışıyor. O, durumu bildiriyor. Görüp, duyup, okuyup, anlamak ya da anlamamak bizlere kalıyor.

    ABD'nin önde gelen 60 ailesinin zenginliği büyük boyutlardaydı. Ve aşırı büyüklükteki bu sermaye, hem hükümet hem de hükümetler üstü bir şekilde istedikleri çoğu şeyi onlara yapma imkanı sağlıyordu. Örneğin, savaş kışkırtıcılığı ve her iki tarafa da hem silah hem de borç para vererek, servetlerine servet katmaya kadar götürüyordu. Bu güç 2.Dünya Savaşı'ndan ve Amerika'nın süper güç olarak ortaya çıkmasıyla İngiliz hegomanyasının sonlanması ve Amerikan hegomanyasının üstün hale gelmesi sonucu iyice güçlenen bir yapının ortaya çıkmasına neden olur. Bir de bunun üzerine 'askeri güç'de eklendiğinde muazzam bir seviyeye 've artık cumhuriyetten, yeni Amerikan İmparatorluğuna' giden yolun açılmasına yol açar.

    Bu kitapta özelde Amerika'da 2008 yılında ortaya çıkan krizin arka planını ve buradan hareketle 'Wall Street'in doymak
    bilmez açlığını, dünya üzerinde daha fazla kontrol ve güç elde etmek çabalarını anlamak isteyenler için, paranın gücünün nasıl kullanıldığını anlatmaktadır (s86).'

    Bu kitap savaşların özelde 1.ve 2.Dünya savaşlarının arkasında bulunan sebepleri farklı açılardan irdeliyor. Klasik tarih veya siyaset düşüncesinin dışına çıkıp, bunun ekonomik çıkar çatışmasının bir unsuru olduğunu ve özellikle Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaşanan çeşitli olayların dünyayı savaşa doğru sürüklediğini (zaten bölgesel savaşlar mevcut) örneklerle açıklamaya çalışıyor.
    Bunu yaparken de ortaya 'sermaye'yi ya da 'para'yı koyuyor. Daha fazla kazanma isteği doğrultusunda yeni işgallerin önünü açmak için savaşların da hatta tüm savaşların mecbur bırakıldığını (Haçlı seferleri ve hatta biraz düşündüğümüzde tüm savaşlarında ekonomik sebeplere dayandığını görmek mümkün değil mi?) anlatıyor. Bunu yapanlarında Londra ve New York merkezli büyük para babaları olduğunu dönemi içinde yayımlanan çeşitli yazılı ve sözlü kaynaklara dayanarak ifade ediyor.

    Belki bu kitap savaşın o kötü yüzünü içerden yani cepheden bildirmiyor olabilir ya da kan, gözyaşı, felaketlere tanıklık etmeyebilir. Ama, o duruma yol açan etkenleri anlatıyor, sorguluyor ve dillendirmeye çalışıyor.

    Kitap, cephenin içinden, günlüklerden, efsanelerden ya da savaşlardan bahsetmiyor. Çünkü savaş sondur. Bu kitap önceyi yani niçin oralara gidildiğini anlatıyor.

    Para babalarının daha fazla kazanma, dünyayı istedikleri gibi yönetme yani bir çeşit dünya üzerinde kendilerinden oluşacak bir 'Tanrı Krallığı' oluşturmasını anlatılıyor. Ailelerden bahsediyor. O ailelerin yine kendileri gibi zengin ailelerle girdikleri işbirliğinden bahsediyor. Karşılarına çıkanlar olursa ne yaptıklarından bahsediyor. Ama yanlarında olanlara ne kadar iyi davranıp, onları ihya ettiklerinden de bahsediyor. Kısaca, 'para babaları' kendi istedikleri şekilde bir dünya yönetimi istiyorlar. Bunu yaparken de siyaset, asker, din görevlisi, polis, avukat, hukuk görevlisi, gazeteci, sendikacı, işci, memur yani toplumun her kesiminden işbirlikçiler edinebildiklerini anlatıyor.

    FED'in tarihini de okuyoruz. Nasıl ve kimler tarafından hangi amaçlar doğrultusunda kurulduğunu da okuyoruz.

    Propagandanın kullanılması durumuna gelindiğinde ise bu işin uzmanı olan Edward Bernays devreye girer ve ABD'nin niçin savaşa girmek zorunda kaldığını 'Halkla İlişkiler' kavramı
    içinde anlatmaya başlar.

    Edward Bernays sayesinde propagandanın nasıl toplumları birer yönlendirilen sürüler haline getirdiğinin açık örneklerini de görüyoruz. Artık toplum gerçeklerin değilde, gerçek
    olarak gösterilenlerin peşinden gitmeye başlamıştı. Gerçeğin önemi yoktu, yeter ki ortada bir düşman olsun yeter.

    Kitapta günümüzde de etkili olan çeşitli aile, şirket ve yapıların gçemişine göz atıp, nereden nereye ve nasıl geldiklerini de anlatılıyor. Örneğin, Bush ailesi. Baba ve oğul Bush'un
    Amerikan başkanı olduğu düşünürsek, babasının veya dedesinin geçmişi hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bush ailesinin kurucusu sayılan Prescolt Bush, servetini savaş
    malzemesi üretiminden yapmıştı. Tokyo'ya atılan yangın bombalarını üreten firmanın sahibiydi.

    Doların rezerv para oluşunun hikayesi de anlatılıyor. Öyle ben 'rezerv para' oldum demekle rezerv para olunamayacağını ve bunun için neler yapılması gerektiğini; İngiltere'nin
    elinden ekonomik egemenliğin nasıl alındığı (Sterlin-Dolar kapışması), rezerv altın oluşumunun Amerikan hegomanyası için gün gelip olumlu ama gün geldiğinde nasıl da olumsuz
    sonuçlar doğurduğunu okuyoruz. Rezerv para, herkesin o parayı standart kabul edip, tüm ticaretin o para üzerinden yapılması ve ABD'nin sınırsız para basma yetkisinden
    dolayı savaşların finansmanın nasıl para sağladığını da okuyoruz.

    Yani rezerv para denilip geçilmesin; ne var canım alt tarafı ABD doları, 'onların doları varsa bizim de...' hamaset nutukları sadece hamasetten öteye geçmez ve hamaset de karın doyurmaz.

    Ekonomi, siyaset, uluslararası ilişkiler okuyanların ilgisini çekecek, okudukları bilgi doğrultusunda yeni araştırmalara kendilerini sevk edecek bir içeriğe sahip.

    Kitap size bir çeşit 20.yüzyıl Amerikan ekonomisin tarihini, kırılma noktalarını ve geleceğini anlatıyor. Ekonomik tarihin gelişim sürecini Amerikan gözünden, Amerikanın
    sisteminden bakmayı ve buna göre nasıl düzenleme yapıldığını görmek açısından bilgilendirici. Çözüm değil sadece olayların gelişim süreci anlatılıyor.

    Bazı ülkelerde çıkan bir takım ekonomik veya siyasi krizlerin nasıl ortaya çıktığını veya çıkarıldığını okudukça daha kolay bir şekilde bazı şeyleri anlamamızı da sağlıyor. Yani birilerin istediği ya da olması gibi davranılacak yoksa sonu felakete kadar gidecek hareket başlar. Okumaya devam ettikçe her şeyin bir 'kelebek etkisi' gibi ya da 'domino taşları' gibi birbirine bağlı oldukları da görüyoruz. Bir tarafta düzelme varsa başka bir yerde yıkım olabiliyordu.

    Bazı bölümler tüm kesimlerin hizmetine sunulup, çoğu yer özel bilgiye gerek duyulmadan kavranıp, anlaşılabilir. Ama bazı kısımlar için ekstra ya da biraz daha derin bilgiye ihtiyaç
    duyuluyor. O yüzden kitabın bazı bölümleri ekonomiyle ilgili teknik birikime ihtiyaç duyar.

    2007 yılında başlayıp 2008'de devam eden ABD merkezli finansal çöküşün nedenleri kitabın içinde farklı açılardan anlatıyor. Balon yapılar, hatalı teorilerden doğru bir şey
    çıkarma gibi onlarca ekonomi-siyasal sebep-sonuç ilişkileri hakkında bilgi sunuyor.

    Kısaca Paranın Tanrılarının hikayesi anlatılıyor. Piyasaya egemen olan, tüm dünyayı boyunduruk altına alan bir küresel çetenin izini sürüyor. Onların tarihini anlatıyor. Büyük pencereden bakarsak bazı şeyleri yerine tam oturtabiliriz ama dar açıdan bakıldığında istesek de bazı yerler tam yerine oturmaz. O zaman bazı şeyleri hep havada kalıyor.

    Aykırı, ters ve bazen de hoş olmayan şeyler söyleyip bizleri uyarmaya çalışıyor. Ama şu da kesin ki, uyarı sadece bireysel kalıyor. Böyle olunca da parayı elinde tutan güçler yani 'Paranın Tanrıları'nın istedikleri gerçekleşebiliyor.

    Ezcümle: Tavsiye edilir

    Notlar:

    + Esasında yazı uzun ama buraya ancak bu kadar kısaltabildim. Ne de olsa tarihe atılmış bir tarih düşüyoruz.
    - Bilim + Gönül Yayınları tarafından yayımlanan kitabın satışı yok. Sahaflardan bulabilirsiniz. Bence alınıp, okunmaya değer.
    + 28/7/2018 - 29/9/2018 tarihleri arasında notlar alınıp, okunmuş ve yazıya dökülüp düzenlemesi ise 12/11/2018 tarihinde gerçekleşmiştir.
  • Merhaba arkadaşlar her şey 1k nın o en çok konuşulan ve çok ses getiren Tuco Herrera ve Roquentin gibi iki güzel arkadaşın da konuk olduğu, benim de ilk defa katıldığım Izmir 1k buluşma etkinliği #35293262 ile başladı aslında:))

    Bu kitab i okumama vesile olan Ayşe* yok yok bhmflzf ( Mehmet ) hocam bilemiyorum aslın da çekilişte bu kitap çıkmamıştı ama :)) iyi ki de bu kitap seçtiler diyorum şimdi okuyunca

    her şey bir rüya gibiydi sanki. Bir sabah uyandığımda 1K İzmir Okuma Grubu izmir 1k etkinlik buluşma kitabın bu olduğunu öğrendim acaba kimin rüyasıydı bu. Kim rüyasıyla değiştirdi etkinliklik kitabını acaba.. Ah yine kafamda deli sorular. Sanırım hala kitabın etkisin deyim biri beni bu rüyadan uyandırsın artık :))

    Neyse artık sade de gel dediğinizi duyar gibiyim :))

    Çoğunuz kelebek etkisi adlı filmini izlemiştir herhal de. Bu kitapta onun gibi bir konu var ama kitapta öyle ufak tefek olaylar dan çok rüyalarıyla elinde olmadan yani istemeyerek dünya yi değiştiren bir adam var Orr.
    Bu rüyalardan kurtulmak için aşırı ve yasa dışı edindiği psikiyatrik haplar kullanan Orr'un ceza almamak yada akil hastanesine yatmamak için katlandığı bir doktor Dr. Haber. Orr'un rüyalarını dünya barışı huzuru derken daha cok kendi çıkar ve menfaatleri dogrultusun da kullanan bir doktor, Dr. Haber...

    Normal de fantastik yani hayal ürünü tarz kitaplar okumam ve fazla ilgi duymam. Ama okudugum ilk edebiyat fantastik roman kitap. Lakin çok güzeldi.
    Neyse saat geç oldu ben biraz uyuyumda dünya yi degistiriyim :))
    Kitapla kalın
  • -SPOİLER-

    Adından anlaşılacağı üzere aylak birinin hikayesi. Aylak ama çulsuz değil, zengin ama mutlu değil. Hayatı hep bir arayışta olan adamın hikayesi.

    Freud bu kitabı okusa ne baş karakter hakkında ne düşünürdü diye düşünmeden edemedim. Bilinç altında hiç görmediği annesi yatan Bay C., her kadında annesini arıyor. Hatta onu büyüten teyzesini dahi annesi gibi düşünerek kusursuzlaştırıyor. Ta ki teyzesiyle babasını birlikte görene kadar. Babasına kızgınlığı burada tavan yapıyor. Teyzesine karşı ise sevgisi azalmıyor ancak insanlara olan güveni küçük yaşta kırılan Bay C, kimseye bağlanamıyor. Ne Ayşe'ye ne Güler'e ne de bir başkasına. Yemek yediği lokantalarda kalıcı olmak istemiyor, sevgilileriyle evliliğe gidemiyor, toplumla bütünleşemiyor. Her şeyi yarım. Adı bile. Aslında belki de kadın düşkünü babasına tahammül eden teyzesine ''Neden?'' diye sorabilse, buna bir anlam verebilse sorunları çözülecek olan C, cevabını alamadığı bu eylemleri kendi kafasında tekrar tekrar kuruyor.

    Babasına benzemek istemediği için bıyık bırakmayan, onun mesleğini seçmek istemeyen, babası olmamak için kendisi de olamayan birisi durumunda Bay C. Teyzesinin anlattığı kadarıyla bildiği annesinin gözleri mavi olduğu için mavi gözlü Güler'e de böyle aşık oluyor. Daha doğrusu aşık olmak değil de Cemal Süreya'nın dizelerindeki gibi;

    ''Ben nerede bir çift göz gördümse
    Tuttum onu güzelce sana tamamladım.'' durumu ortaya çıkıyor. Her kadını annesine tamamlıyor. Adını da okuyucuya tamamlatıyor. Cemal, Cezmi, Cavit...Onun için önemi yok. Sinemada gördüğü hayat kadınını da teyzesine benzetip evine alması ama sadece teyzesinin yaptığı gibi ondan saçını okşamasını istemesi de aslında çocuksu bir yarım kalmışlığı anlatıyor.

    Hayatı büyük resmi görmekten ibaret olarak algılamayan ve yaşamın detaylarda gizli olduğunu düşünen bir adam. Günlük yaşantısında sürekli izleyen, düşünen, sıradan insanların kendine has hikayelerini merak eden birisi. Kız arkadaşları ile birlikteyken baş başa olmak istiyor. Toplumsal baskıların, ailelerin, başkalarının kafalarında olmadığı bir ilişki. Fakat bunları isterken kendi kafasındaki babasını, teyzesini, o gün gördüğü görüntüleri unutamayan ve kendisiyle çelişen bir kişilik...

    Hayatı çoktan babasının davranışları ile şekillenmiş Bay C.'de Oedipus Kompleksi var sanki. Kendi annesini ve onun yerine koyduğu teyzesini sahiplenici, babasını dışlayıcı bir benlik.

    Sürekli arayışlarına devam ediyor çünkü annesindeki kusursuzluk hiçbir kadında yok. Kitaptaki B. karakteri belki de böyle birisi ama hep küçük nüanslarla tanışma fırsatını kaçırıyorlar. Bu açıdan günlük küçük olayların bile tüm yaşantımızı değiştirebileceği ''Kelebek Etkisi''ni de görebiliriz.
  • Bizde, söyledikleri tek cümle ile sivrilen, meclise giren, bakanlık koltuğuna oturan siyasiler vardır.Yine bizde, kendilerine isnad edilen bir cümle yüzünden kırk ayrı hücuma uğrayan, siyasi hayatları bitirilen devlet adamları da hatıralardadır.
  • Bu yaz okuduğum kitaplar arasında en iyiler listesine girecek türde bir kitaptı Alışkanlıkların Gücü... Kitaba ilk baktığımda beynin işleyişinin alışkanlıklarla olan ilişkisinin daha çok bilimsel anlatımla ortaya konacağı izlenimine kapıldım. Ama alışkanlıkların, ilham verici hayat hikayeleri ile anlatılması kitabın akıcı ve herkesin anlayabileceği bir üslupta olmasını sağlamış, ki bu çok güzel bir özellikti benim için. Ünlü isimlerin ve markaların yolculuklarını okumak, bu yolculuklar sırasında geliştirdikleri alışkanlıkları ve bazı alışkanlıkların, tahmin edebileceğimizden çok daha büyük gelişmelere sebebiyet verdiğini öğrenmek mutluluk vericiydi. Charles Duhigg’in de kitapta anlatmaya çalıştığı üzere alışkanlıklar bize sadece bir şeyi sürekli yapmayı öğretmiyor. Alışkanlıklar hayatımızın her yönden düzene girmesi yolunda domino taşı görevi görüyor. Biz bir alışkanlığı geliştirirken, bilmeden, kelebek etkisi misali büyüyebilecek bir değişimler kuşağına giriyoruz.
    Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm insan hayatında alışkanlıkların doğuşu ile ilgili... Alışkanlıkların yok edilemeyeceğini fakat değiştirilebileceğini söyleyen Charles Duhigg, bu kısımda alışkanlıkları değiştirmenin altın kurallarını da vermiş bulunuyor. İkinci bölüm büyük organizasyonların alışkanlıklarını ele alıyor. Bu bölüm bir pazarlama kitabına da benzediği için en çok ilgimi çeken bölüm oldu. Üçüncü bölüm ise toplum alışkanlıkları hakkında. Kitabın tüm bölümleri de, Charles Duhigg’in: “Alışkanlıkların nasıl işlediğini öğrenirsek onları değiştirebiliriz.” düşüncesi etrafında şekilleniyor. Bölümler kendi içinde bile birbirinden bağımsız okunabilir ama buna rağmen bütünlük içinde bir anlatıma sahip. Psikoloji ve kişisel gelişim tadında, nefis bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.️