Yaşar Kemal'in Orhan Veli'ye yazdırdığı şiir:
Akşam olur mapushane kilitlenir Kimi kağıt oynar, kimi bitlenir Kiminin temyizden evrakı gelir Düştüm bir ormana yol belli değil Yatarım yatarım gün belli değil. Mapushane içinde üç ağaç incir Kolumda kelepçe boynumda zincir Zincir sallandıkça her yanım sancır Düştüm bir ormana yol belli değil Yatarım yatarım gün belli değil.
Unut demek, zihne "hatırla" demenin en kibar yoludur.
Unutmaya çalıştığın her şey, zihninde kelepçe olur. Ne kadar çekersen, o kadar bileğine oturur.
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şeytanın insana vurduğu ilk kelepçe dili zikir yapmaktan alıkoymaktır. Zira insanın dili bağlandığı zaman diğer azaları da teslim olur. 📌 Şeytan onların başlarına dikilip Allahı anmayı unutturmuştur. (Mücadele 19)
Birine sahip olmak istiyorsan ona kelepçe değil, kanat takacaksın. Uçabildiği halde hala senin yanındaysa senindir.
DOMINANCE – SUBMISSION Ben buna kısaca “Punish me sendromu” diyorum. Uzun yıllar bir erkeği sadece içimde yaşadım. Onu gerçek haliyle değil, zihnimde büyüttüğüm haliyle sevdim. Bekledim, sustum, çoğu şeyi içimde biriktirdim. Ve bu uzun bekleyişin içinde aşk, benim için “sakin bir his” olmaktan çıktı.İçimde nabzı olan bir şeye dönüştü; yaklaştıkça derinleşen, uzaklaştıkça büyüyen bir çekime,daha çok yoğun, kontrolü zor, beni tamamen ele geçiren... Onunla gerçek bir yakınlık ihtimali doğduğunda ise, içimde bir şey “normal” olanı yeterli bulmadı. Çünkü ben zaten yıllarca normal bir yerden değil, hayal gücümün en uç yerinden sevmiştim. O yüzden yakınlık başladığında sıradan bir temas değil; tamamen teslim olabileceğim, kendimi bırakabileceğim bir deneyim aradım. Kamçı, kelepçe, kölelik gibi imgeler benim için fiziksel şeylerden çok daha fazlasıydı. Ben yıllarca duyguyu tek başıma taşıdığım için, birine gerçekten yaklaştığımda “ben artık taşımak istemiyorum” noktasına geldim. Bazen sevginin sıradan bir şekilde yaşanmasına inanamıyorum. Çünkü içimde büyüttüğüm aşk hep aşırıydı, hep yoğundu, hep uçlardaydı. Ama zamanla şunu fark etmeye başladım: Benim istediğim şey aslında acı ya da sertlik değil. Benim istediğim şey; tam teslimiyet, görülmek ve kontrolü güvenle bırakabilmek. Bazen içimde yükselen şey sadece aşk değil; teslim olma isteğiyle karışmış bir çekim. Ve o çekim bazen şu cümleye dönüşüyor: “Beni biraz daha yakına çek… ama ben kendi isteğimle sende eriyeyim.”
Dikenli tellerden bir kelepçe hɑzırlɑyın tɑkın bileklerime kɑnɑsın, ɑsın beni o yârin gözlerine cesedim gözyɑşlɑrıylɑ yıkɑnsın
1000Kitap