Bir adam ona(Ömer b. Abdülaziz)dedi ki: Allah sana islâm'dan hayır versin. O ise Hayır, Allah benden İslâm'a hayır versin dedi, Elbisesinin altnda kıldan yapılmış kalın bir gömlek giyerdi; gece namaza kalkabilmek için boynuna kelepçe koyardı; sabah olduğu zaman hiç bir kimsenin his- setmemesi için onu yerine kor ve üzerini kitlerdi. O odaya fazla girip çıktığından dolayı, orada mal ve mücevher olduğunu zannederlerdi. Öldüğü zaman o yeri açtıklarında içinde kelepçe ve kıldan yapılmış gömlek vardı. Gözyaşlar kan oluncaya kadar ağlardı.
— 1 —
titrek bir mum alevinin
havaya bıraktığı bulanık bir is
ve yollara dökülen göz gözü görmez bir sis
değildik biz
bir genç kızın çeyizlik elişiydi
ve gerdek gecesindeki bir gelin gibi dişiydi
yalın yürek üzerinde koştuğumuz deniz.
beni yaşamımla sorgula
iki gözüm
beni yüreğimle
beni özümle.
bilimle anla beni tarihle yargıla.
— 2 —
bir gece şafak sökmeden asılacağım:
bal değildir
ölüm bana
idam gül değildir bana
geceler çok karanlık
gel düşümdeki sevgilim
ayışığı yedir bana.
duygu bana
öykü bana
yaşadığım her saniye
(...) Daha sonra, kanunlarda yapılan değişikliklerle birçok siyasî tutuklu ve hükümlüyle beraber Salih Mirzabeyoğlu da tahliye oldu. Çıktığı ânda da, gözaltına alınmasından gördüğü işkenceye kadar, hukuk dersleriyle dolu olan “İşkence” kitabını yazdı. Kitab, işkencenin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, zaman zaman ironik, zaman zaman küfürlü bir üslûbla anlatıyordu. Büyük ilgi gördü. Kitabın, arka kapak yazısı çok ünlü oldu; Metris’teki İbdacıların bulunduğu koğuşun duvarına çizilmiş ve yazılmış olarak yıllarca orada durdu:"Tenimizi ezebilirsiniz… Ama… Ruhumuzu asla… Onu ne işkence zapteder, ne kelepçe, ne pranga… Gülümser durur inancımız, hürriyet buudunda sonsuzca… Bizi edebilirsiniz, evimizden, tenimizden… Ama dinimizden?.. Çok şükür… Pişmanlık uğramadı semtimizden… Ya siz?.. Ezelî pis, hayvancıklar… Neye yaradı işkenceniz?.. Dünyanız kara, ahiretiniz zift… Sizi bekliyor cehenneminiz!.."
İŞKENCE, -Hukuk ve Hûk-, 5 Ağustos 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor