Yaygın söylencenin aksine, on dokuzuncu yüzyıl ortalarında sanayi alanında hegemonyasını tesis edene ve serbest ticareti benimseyene kadar Britanya, bebek sanayi korumasına yönelik etkin STT (sanayi, ticaret ve teknoloji) politikalarının saldırgan bir kullanıcısı ve hatta bazı alanlarda öncüsü olmuştur.
Vardığım sonuç, bugün iktisadi kalkınma için gerekli olduğu düşünülen kurumların çoğunun, büyük oranda, bugünün kalkınmış ülkelerindeki iktisadi kalkınmaya neden olmaktan ziyade kalkınmanın sonucunda ortaya çıkmış olduklarıdır. Bu kalkınmakta olan ülkelerin kalkınmış ülkelerde bugün varolan kurumları benimsenemeleri anlamına gelmez. (ancak bugün kalkınmış ülkelerin uyguladığı sanayi ve ticaret politikalarını uygulamaları gerekir.)
Kapitalizmin meşruiyet üreterek istikrar ortaya çıkarma kapasitesi Frankfurt Okulu'nun (Nazilerden kaçarak ABD'ye yerleşen temelde Alman ve Neo-Marksist olan kişiler grubu) da özel ilgisini çekmiştir. Okulun en fazla tanınan üyesi olan Herbert Marcuse Tek Boyutlu İnsan (1964) eserinde gelişmiş sanayi toplumunun, ideolojisinin düşünceyi manipüle etme ve muhtelif görüşlerin ifade edilmesini engelleme kapasitesi sayesinde "totaliter" bir nitelik kazandığını ileri sürmüştür. Marcus'a göre liberal kapitalizmin temel niteliği olarak görülen hoşgörü bile özgür tartışma ve müzakere yapıldığı izlenimi vererek ve beyin yıkamanın ve ideolojik kontrolün ne düzeyde gerçekleştiğini gizleyerek baskıcı amaçlara hizmet etmektedir.