Eğer hakikat, bilginin yegâne kaynağı olduğunu düşünen öznenin tasarrufuna göre şekilleniyorsa o zaman hakikat ancak bu öznenin bildiği kadardır. Bu öznenin bilmediği, bilemediği yahut bilmek istemediği her şey, metafizik ve mistik bir hezeyan olarak reddedilmelidir.
Seküler dindarlık kesinlikle ve kesinlikle oksimoron değildir. Tarihsel bir gerçekliktir. Dindarların çoğu sekülerdir zaten. Hatta kendi sandıklarından çok daha fazla. Sekülerlerin çoğun da dindardır. Çoğu zaman kendi sandıkları tarzda olmasa bile.