İnsan, çektiği ızdırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar yorulursa dinlenmekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır. İhtiyaç ve ızdırapla muvaffakiyet ve saadet arasındaki bu riyazi (matematiksel ) tenasüp (uyumluluk), bütün insanlar arasında tam ve ezeli bir müsavat (eşitlik ) temin etmiştir.
Her vakit başka başka eserler okuyanlar, iki üç günde bir dostlarını, evlerini, vatanlarını değiştiren insanlara benzemezler mi? Belki bunun için her yerde pek çok kitap çıkıyor, fakat iyileri ne kadar az.
Kitap. Nasıl diyeyim... İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı. Değil mi?
1820'lerde ırkçılığın yükselmesi ile Mısır'ın statüsü düştü. 1880'lerde ırkçı antisemitizmin yükselmesi ile Fenikelilerin statüsü düştü ve 1917 ile 1939 arasında zirveye ulaştığı sırada çöktü. Böylece İkinci Dünya Savaşı'na gelindiğinde, Yunanistan'ın Mısır'dan ve Fenike'den önemli sayılabilecek kültürel ve dilsel alımlamalar yapmadığı ve kolonileştirmelerle ilgili efsanelerin, tıpkı Yunanlı bilgelerin Mısır'da öğrenim gördüğü masalı gibi, sevimli saçmalıklar olduğu kanısı iyice yerleşmişti. Nitekim, bu kanılar, ideolojik destekleri olan ırkçılık ve antisemitizm akademik camiada genel olarak saygınlığını yitirmiş olsa da, 1945'e 1965 arasındaki yıllarda ayakta kalmayı başardı.