Kenan Çakır

Kenan Çakır
@kenanckir

Alpay Şirin

@Osirisis
·
Randevuya her gelişinde bir yığın meçhul, hareket hâlinde... Buluşma dakikaları yaklaştığı zaman, loş salonda, gözlerim giriş kapısının yaylı kanatları üzerinde parlayan buzlu camlara dikilir. Dışarıda dolaşanların gölgeleri bu camların üstünde uzayıp kısalmaktadır. İçeriye girecek olanın gölgesi, gittikçe büyüyerek ve aslına benzeyerek yaklaşır. O değildir. Fakat yanılmış olmak ihtimalinin temennisi içinde birdenbire açılan kapıya bakarım: O değildir. Gözlerim yine buzlu camların üzerindeki rüyaya dalar. Donuk parıltılar, koyuluklar, belirsiz şekiller kaynaşmaktadır. Uzun, uzun, çok uzun bir zaman geçer. Belki birkaç saniyedir, fakat saatler kadar uzar. Sayısız oluş sürprizleriyle görünüp kaybolan gölgelerin hiçbiri gelişme ve bozulma ânlarında onun şeklini sezdiren benzerliklere yaklaşmaz. Bu gölge o değildir, şu gölge o değildir. Kapı açılır, kapanır; açılır kapanır; kadınlar, kahkahalar, garsonlar girip çıkarlar. Ben büyük salonun karanlık dibinde, her birinin bana verdiği hayal kırıklığını gittikçe daha fazla çarpan kalbimde hazmetmeye çalışarak beklerim ve gözlerimi buzlu camların üstünden ayırmam. Uzun, uzun, çok uzun anlar geçer. Saate bakar ve ayağa kalkarım. On dakika geçmiştir. Gelmemesi ihtimalinin içine ölçüsüz bir hayalin doldurabileceği bütün felaketlerin toptan sezgisi içinde, onun gecikmesini tabiî gösterebilecek mazeretlerin hiçbiri korkunç realiteyi izah edemez. Gelmesinden başka şifam yoktur. Gelmezse, yeryüzünde hiçbir güzel canlı ve enteresan şeyin beni oyalayamayacağını düşünmenin verdiği bir ümitsizlik dehşeti içinde yerime oturur, gözlerimi buzlu camların yarı karanlık zemininde oynayan kaderin parıltılarına dikerim. Nihayet işte, o, onun gölgesi, hiç aldanmadım. Camın üstünde büyümeye başlar. O, muhakkak. Fakat gözlerin verdiği tam emniyete
Sayfa 54 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Edebiyat