İyi Kitap
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 04:38
Kitap dinlemeye dair önyargılarım vardı. Sonra bir vesileyle sesli kitap uygulamalarından birinden bir aylık üyelik aldım. Bu kitap dinlediğim ilk kitaptı. Beni yerden yere vurdu. Hem çok tanıdık, hem çok yabancı bir aile hikayesi… Her bir karaktere iç sesleriyle yer veriyor. Hepsi çok gerçek. Hayatımdaki insanlara benzerlikleriyle beni şaşkına çevirdiler. Sonra bir noktada karakterlerden birini kendime öyle yakın hissettim ki, bu ancak usta bir kalemde çıkmışsa hissedebildiğim bir duygu. Ayrıntılarla örülmüş, hem insanı merakta bırakan hem derinden etkileyen şekilde gelişen bir olay örgüsü var. Velhasıl bu kitap, sesli kitaba dair önyargımı da kırmıştır. Ne mutlu bana:) -Çiğdem karakteri sana çok başka bi gıcık oldum kızım, seni var ya gözüm görmesin.-
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Hal Dünü Bitmez Doğunun 1- Coğrafya kaderdir dedi İbn-i Haldun yalnız yetmedi. Bu sözün yirmi birinci yüzyıl da devamını şöyle yazdım etik ahlakın devamı hal dünü devam ettiren bir bilinç olarak; ✓ Coğrafyanın kader olduğu kadar, o coğrafya üzerinde yaşayanlar da o coğrafyanın kaderidir. Örneğin doğal kaynak zengini ortadoğu coğrafya olarak kader mi? Yoksa doğal kaynaklarını birkaç soyguncuya şahsi çıkara satılarak göz yumanlar bu kan bataklığı coğrafya için nedir? Örneğin Anadolu üzerinde ki planları olan yine ortadoğu bağlantılı soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı batının emellerini gerçekleştirmesine engel Türk yeryüzünün kaderi değil mi? 2- Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer demiş İbn-i Haldun. ✓✓ İşte yeryüzünde bilim ve teknolojiyi bizden çalarak ve kötüye kullanarak gücü ele geçiren barbar batı doğunun kadim etik ahlak anlayışı geçmişini bu çağda kanlı soyguncu doğal kaynak ve yaşam hırsızlığı yaparken yerli işbirlikçileri ile birlikte suçüstü edilerek yakalandı ve etik ahlak anlayışı geçmişi gelecek refah için uyandırdı. 3- İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür dedi İbn-i Haldun. ✓✓✓ Aç bırak, muhtaç et, biat ettir ve karnının gurultusunu unuttur, her yönden fanatik kitleler üret, işbirlikçi olanı besle, olmayanı dışla. Ya benden yana olacaksınız ya da benden yana değilseniz yok olacaksınız anlayışını dayat. İnsanı ilkesizlik ve onursuzluk öldürür. Karın topluluğuna genel yararı şahsi çıkara satan ahlaksızlık o toplumu çürütür. Hiç yabancı gelmiyor değil mi? 4- İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız kendi kendini örgütür. ✓✓✓✓ On yaşında çocukken yaşadığım bir olay sonrası kendime verdiğim bir söz yönümü, yolumu ve yöntemi çizdi. İnsanlık yararına büyük bir hedefi gerçekleştirmek için ilk
Hayata Dair
Mukaddimeİbn-i Haldun · Gece Kitaplığı · 20231,732 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Özgürlüğün, zincirlerini farkedene kadar…
Puan vermedi·352 syf.··
2026 169. kitabı
George Orwell’in 1984’ü üzerine konuşurken çoğu insanın aklına baskıcı bir devlet, yasaklar ve Büyük Birader gelir. Benim aklımda kalan ise başka bir soru oldu: Özgür müsün, emin misin? Bu kitapta insanlar zincire vurulmuyor. Daha korkuncu yapılıyor; neye inanacakları, neyi hatırlayacakları ve hatta ne hissedecekleri belirleniyor. Gerçek sürekli değiştiriliyor. Dün söylenen bugün inkâr ediliyor. İnsanlar gözleriyle gördüklerine değil, kendilerine söylenene inanıyor. Kitabı okurken ister istemez kendime şu soruyu sordum: Bir insanın özgürlüğü elinden alınmadan önce aklı mı elinden alınır? Winston’un mücadelesi sadece bir rejime karşı değildir. O, hafızasını korumaya çalışır. Çünkü hatırlayan insan sorgular. Sorgulayan insan ise tehlikelidir. Parti’nin asıl savaşı insanların bedenleriyle değil, zihinleriyledir. 1984’ü okurken en çok ürküten şey anlatılanların tamamen yabancı gelmemesidir. Kalabalıkların aynı şeyi düşünmesi, farklı seslerin susturulması, insanların gerçeği değil tekrar edilen sözü benimsemesi tanıdık duygular yaratıyor. Bu kitap bana baskının en tehlikeli hâlinin korkuyla değil, alışkanlıkla kurulduğunu düşündürdü. İnsan bir süre sonra zincirlerini fark etmezse özgür olduğunu sanabilir. 1984 bir distopya değil sadece. Aynı zamanda bir uyarı. Çünkü Orwell geleceği anlatmaktan çok insanın değişmeyen zaaflarını gösteriyor. Kitap bittiğinde aklımda kalan soru şu oldu: Gerçeği saklayan mı güçlüdür, yoksa gerçeği görüp yalnız kalmayı göze alan mı?
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
Kutsalların gölgesinde kalan çocuklar…
9/10
·160 syf.··
2026 9. kitabı
Nihan Kaya’nın kitaplarını okurken en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, çocukları her şeyin merkezine koyması. Üstelik bildiğim kadarıyla kendisinin çocuğu da yok. Bu yüzden de sık sık eleştirildiğini görüyorum. “Senin çocuğun yok, çocuk yetiştirmek hakkında nasıl bu kadar konuşabiliyorsun?” diyenler oluyor. Ben bu kitapları ilk okuduğumda anne değildim. Üstelik uzun yıllar anne olamamanın ne demek olduğunu bilen bir kadındım. O zaman da söylediklerini değerli buluyordum. Şimdi ikiz annesi olarak dönüp baktığımda da aynı şeyi düşünüyorum. Hatta belki daha güçlü düşünüyorum. Seni Asla Feda Etmeyeceğim benim için sadece bir kitap değil, bir bakış açısıydı. Kitabın merkezinde çocuk var. Ama öyle romantikleştirilmiş, süslü cümlelerle anlatılan bir çocukluk değil. Korunması gereken, sesi duyulması gereken, yetişkinlerin idealleri uğruna harcanmaması gereken bir çocuk. Kitabın en çok tartışılan bölümlerinin başında Hz. İbrahim ve Hz. İsmail kıssasına getirilen yorum geliyor. Nihan Kaya burada birçok inanan insanı rahatsız edebilecek bir yerden bakıyor. Özellikle Hacer’in konumunu sorgulaması ve “Ben olsaydım çocuğumu vermezdim” demesi pek çok kişi tarafından dine saldırı olarak görülebilir. Açıkçası ben kitaptan bunu almadım. Benim aldığım şey daha farklıydı. Çünkü yaşarken hangi inancın, hangi yorumun ya da hangi bakış açısının mutlak doğru olduğunu kanıtlayabilecek durumda değiliz. Buna ancak öldükten sonra cevap bulabileceğiz; onu da bilinçli bir şekilde deneyimleyip deneyimleyemeyeceğimizi bilmiyoruz. Bu yüzden kitapta anlatılanları bir inanç savaşı gibi okumadım. Benim için kitabın asıl meselesi şuydu: Bir çocuk kutsal bir emanettir ve yetişkinlerin inançları, ideolojileri, korkuları, beklentileri ya da hayalleri uğruna feda edilmemelidir. Belki de bu yüzden
Seni Feda EtmeyeceğimNihan Kaya · Eksik Parça Yayınları · 2021720 okunma
Spoi yok.
5/10
·488 syf.··
2026 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:32
Selamlar. Neredeyse uzun zamandır inceleme yazmıyorum ve güya bir daha yazmayacağımı kendime söz vermiştim. Galiba ikizler burcu olduğumu çok belli ediyorum. Neyse kitap o kadar kötüydü ki inceleme yazmaya karar verdim. Daha fazla düşüncelerimi içimde tutup sinir olmak istemedim açıkcası. :D Öncelikle kitabın yazaranın Rebecca Yarros olması yüzünden bu kitaba büyük bir beklenti ile başlamışdım. Çünki dördüncü kanat gibi muhtaşem bir kitabı yazanın kötü bir kitap yazacağını düşünmemiştim açıkcası. Belki de bu yüzden çok sevemedim kitabı, beklentimi aşırı yüksek tuttum. Kitap bana bir türlü geçmedi. Ne karakterler, ne olay örgüsü, ne de duygular falan filan. 400 küsür sayfa kitabı boşu boşuna okumuş gibi hissettim. Ve olayların çoğu bana aşırı mantıksız geldi. Hangileri olduğunu söylemiyorum çünki spoi olur. Birde şu mektup olayları. Kim mektup üzerinden birine aşık olup onun için her şeyi yapar Allah aşkına. Aşırı absürt ya. Hele kitap da mektupların karışık şekilde verilib art arda verilmemesi nefret ettiğim olaylardan biri oldu. Kafam o kadar çok karıştıki bu mektupda acaba hangi olaya tepki verdiler diye. Yani maksad ne? Ne yani abi. Mektupları art arda koymak bu kadarmı zordu. Anlamadım. Size tavsiyem -eğer ki inceleme de buraya kadar geldiyseniz- eğer çeviri kitap ve ya yalnızca kitap okumaya yeni başladıysanız ve ya, dram türünü okumaya yeni başladıysanız ve dram türüne başlamak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle okuya bilirsiniz. Artı olarak belirtmek isterim ki smut sahneler vardı ama o kadar da abartılmış değildi, sadece 1,2 sahnede falan vardı. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim >3
1000Kitap
Son MektupRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 2025309 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 79. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:25
Daha cesur, daha sağlam, daha korkusuz, endişelerinden arınmış biri olmak isterdim. Hayatta kaçırdığım fırsatlara baktığımda bunun arkasında yatan nedenin hep kendi kendime inşa ettiğim korkularım olduğunu görüyorum. Evet kaygının artık bireysel bir problem olmaktan çıkıp toplumsal soruna dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Hepimizin geleceğe dair endişeleri var, kaygı sarmalı içinde hapsolmuş gibiyiz. Mesela ben bazen ortada herhangi bir tehdit unsuru, korkmamı ya da heyecanlanmamı gerektirecek bir şey olmadığı halde nabzımın hızlandığını, odaklanmakta zorlandığımı hissediyorum. “Endişeli biriyseniz şu duyguyu iyi bilirsiniz: son derece güvenli yatağınızda uzanmış, gözleriniz açık yatıyorsunuzdur, içinizde bir korku vardır ve bu korku giderek artar. Nedeni gerçek olaylar değildir, olabilecek olaylardan korkuyorsunuzdur.” Bu aslında sol beynimizin algıları fazlasıyla abartan, dengesiz bir düşünme biçimidir. Bunu fark ettiğimizde sağ beynimizi harekete geçirerek daha dengeli bir bakış açısını yeniden kurabiliriz. Harvard sosyoloji mezunu, dünyaca ünlü yaşam koçu ve konuşmacı olan Martha Beck kaygı ile başa çıkma sürecini iki temel döngü üzerine kurar. Kaygı sarmalı ve yaratıcılık sarmalı. “Sağ beynimi çalıştıracak şeylerle ilgilenmek, beni sol beynimin kaygı sarmalından çıkaracaktı.” Yaratıcılık Sarmalı beynin sağ yarım küresiyle bağlantılıdır. Merak, keşif ve öğrenme yoluyla aktive edilir. Beck, kaygının panzehirinin kontrol değil, merak olduğunu savunuyor. “Kaygı sarmalları bizi dünyadan uzaklaştırır. Yaratıcılık sarmalları bizi dünyaya yaklaştırır.” Martha Beck New York Times çoksatanı ve Amazon 2025’in En İyi Kitaplar seçkisinde yer alan bu kitabında, dünyayı tehdit olarak algılayarak daralan bir bakış açısı yerine, merak ve yaratıcılıkla dünyayı genişleten bir bakış
Kaygının ÖtesiMartha Beck · Domingo Yayınevi · 20265 okunma