Puan vermedi·80 syf.··
2026 9. kitabı
! Spoiler içerebilir ! Siz sevdiği kitapları tekrardan okuyanlardan mısınız bilmiyorum ama ben değilim. Ne kadar sevsem de elim bir okuduğuma bir daha kolay kolay gitmiyor benim. Biraz herhangi bir yerde kıpırdayamaz hale gelecek şekilde kök salmamak için biraz da daha okumamış olduğum kitaplardan yayılan bilinmezliğin, farklı bir düşüncenin, cümlenin, karakterin cazibesinden sanıyorum. Başka nedenleri de olabilir. Yalnız birkaç seferdir okuduğum kitapları daha bitirmeden tekrar okumanın hayalini kurarken buluyorum kendimi. Kitaba daha onu bitirip bir kenara atmadan tekrar çekiliyorum. Feniçka da bu duyguyu iliklerime kadar hissettiğim bir kitaptı bir süredir. Çok kısa bir zaman önce okumama rağmen tekrar elime aldım onu. İlk okumamda çok etkilenmiştim. Sürekli bir sonraki sayfanın heyecanı içinde bazı yerleri çok da anlamasam da geçmişim. Bunu çok net fark ettim. Tekrar okuduğumda mekanlar diğer kişiler vs. ye dair şeylere çok daha dikkat etme fırsatım oldu. Salomenin hayatını çok daha iyi bilerek okuyunca içinde kendi hayatına dair daha çok şey gördüm. 8. Sf'da hem yazarına hem karakterine ait ortak özellikler göze çarpıyordu: •Moskovada doğmuştu. (St. Petersburgda doğdu) •Eski bir askeri doktor olan babasıyla (Salomeninki de rus general) birlikte daha küçük yaşlarda İsviçreye gitmiş, burda üniversite öğrenimine başlamıştı. •Babasının ölümünden sonra (17 yaşında kaybetmiş Salome de babasını) bir yığın çaba gerektiren uğraşlarl, ders vererek, her türden çeviriler yaparak azimle eğitimini sürdürmüştü. •Anlaşılan Zürihte (Salomenin okuduğu yer) arkadaş olduğu pek çok erkekle birlikte okuyordu. Bunlar yakalaması kolay benzerliklerdi ama dediğim gibi ben kitap boyunca bunları gördüm. Eğer Salomeyi Nietzsche'nin evlilik teklifini reddeden kadın olarak tanıyorsanız
FeniçkaLou Andreas-Salomé · İş Bankası Kültür Yayınları · 20219,5bin okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2026 6. kitabı
#okudumbitti köşemizde bugün #dokuzkehanet yer alıyor. Bütün spritüel dünyada dolaşan bilgilerin bir araya toplandığı bir kitap olmuş. Bu bilgileri kahramanımız sırasıyla ediniyor. Ama sadece öğrenmek yetmiyor aynı zamanda sindirmek ve yaşama uyarlamak da gerekiyor. Kahramanımız bilgileri kullanabilir hale getirdiğindeyse bir sonraki bilgiyi edinecek bağlantılar karşısına çıkmaya devam ediyor. Böylece dokuz bilgi kendini sırasıyla açmış oluyor.. Kahramanımızla birlikte biz de bu bilgilere erişmiş oluyoruz. Tüm bu bilgiler bir olay örgüsü içerisinde maceralı bir hikayeye yerleştirince okuması da daha sürükleyici oluyor. Kitap hızlı akan ve dili akıcı bir eser. Madde dünyasının sınırlarını aşıp Peru’da spritüel bir evrene geçiş yapmak isteyen herkes göz atabilir. Ayrıca içinde bulunduğumuz zamanda tam da ihtiyaç duyduğumuz şey aslında. Çünkü dünya boyut atladı ve artık Newton fiziğinin yanına başka bir şeyler eklemenin zamanı geldi. Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığının ve etrafınızda olup bitenlerin farkına vardığınızda evrenin sizinle iletişime geçtiğini ve hatta size göre şekillendiğini deneyimlemeye başlıyorsunuz. Bu bakış açısı az şey değil. Perspektifinizi değiştirebilecek bir kitap diyip bitirelim öyleyse… Bu arada bu kitapla birlikte auraları görmeye başlayanlar derneği mi kurulsa… ;) Dokuz Kehanet James Redfield
Dokuz KehanetJames Redfield · Altın Kitaplar · 2020452 okunma
Reklam
10/10
·16 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
Kızımla birlikte okuduğumuz Tılsımlı Kelimeler, çocuklara nezaketin ve güzel iletişimin önemini sıcak, sade ve akılda kalıcı bir dille anlatan keyifli bir kitap oldu. Merhaba, lütfen, teşekkür ederim ve özür dilerim gibi günlük hayatta sık kullandığımız kelimelerin aslında ne kadar değerli olduğunu çocukların anlayabileceği şiirsel bir anlatımla aktarıyor. Renkli çizimleri ve masalsı atmosferi sayesinde kızımın ilgisini baştan sona canlı tuttu. Okurken hem sohbet etme fırsatı bulduk hem de bu “tılsımlı” kelimelerin hayatımızı nasıl güzelleştirdiği üzerine konuştuk. Çocukların kalbine nezaket tohumları ekmek isteyen ailelerin birlikte okuyabileceği, kısa ama anlamlı bir eser.
Tılsımlı KelimelerAyşegül Yakupoğulları · Ay Perisi Yayınları · 202610 okunma
Puan vermedi
Kül ve Gözyaşı Diyarı / Tuğçe "Kayıplar ne kadar can yakıcı, ne kadar umut kırıcı ve ne de düşünce kırbaçlayıcıydı." Merhabaalar, yeni bir fantastik seri keşfettim. İlk kitabını okuyup hemen size anlatayım dedim. Serinin ilk kitabı olmasıyla birlikte daha çok evrene ve karakterlere odaklanacağımız bir kitao olduğunu söylemeliyim. Fantastik kitaplar benim için bir konfor alanı, siz fantastik kurgular okumayı seviyor musunuz? Nancy, ailesiyle birlikte kasabanın birinde yaşıyor. Geçimini ise kazı yaparak, kazıda bulduklarını satarak kazanıyor. Babasıyla yine bir gün kazıya çıkıyorlar ve şanslarına sandık gibi bir kutu buluyorlar. Ah o kutuda ne var bir bilseniz. Bir kolye var ben size söyleyeyim lakin öyle sandığınız gibi bir kolye değil. Satmak için pazara gidiyor kızımız ve tabi ki başına bir şey gelmese olmaz. Bu kolyeyi çaldırıyor. İşte olaylar buradan patlak veriyor ve bizi heyecanlandıran bir maceraya yol alıyoruz. Yeni yazarların kalemini tanımayı ve Türk yazarlarımızdan fantastik kitap okumayı çok seviyorum. Tuğçe hanımın kalemiyle de yeni tanışma fırsatı buldum. Benim için önemli olan şeylerden bir tanesi kesinlikle kurulan evren. Yazarın kurguladığı o boyutlara ayrılan evren bence çok keyifliydi. Başka boyutlarda neler olabilir düşüncesiyle heyecanlanmadan edemedim. Bence uzun soluklu olabilecek bir evren, çok maceralar okuruz diye düşünüyorum. Yazar özellikle merak unsurunu ön planda tutmuş, evrene karşı karakterlere karşı merakımı cezbetmeyi başardı. Nancy ana karakterimiz. Başlarda o kadar şaşırdı ki olaylara ona hak vermeden edemiyorum. Kızcağız hiç bilmediği şeyler öğrendi ve şok yaşaması normal bence. Yine de kitabın devamında olayların farkına varıp kendini keşfetmesi güzeldi. Ne çok hızlı ne çok yavaş tam dozunda bir karakter gelişimi okuduğumu
Kül ve Gözyaşı DiyarıTuğçe Delen · Memphis Yayınları · 202310 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
Eril Dişil Bilgeliği Üstüne Kitaptaki psikolojik tespitler, ampirik (kanıtlanabilir) veri ve çağdaş çift terapisi ekolleri (Gottman, Imago veya Duygu Odaklı Terapi gibi) yerine, yazarın kendi şahsi ideolojik filtresine dayanmaktadır. Bu durum, bilimsel gerçeklik gibi sunulan ama aslında tamamen öznel ve dogmatik olan dogmaların okuyucuya "psikolojik rehberlik" adı altında dikte edilmesine yol açmaktadır. Bu tarz yetkinlik dışı psikolojik anlatılar, okuyucu üzerinde suçluluk ve yetersizlik hissi yaratma riski taşıdığı için klinik açıdan oldukça sakıncalı. Kitabın ana omurgasını, toplumsal cinsiyet rollerini dini kavramlarla harmanlayarak mutlaklaştırma çabası oluşturmaktadır. "Erkek Rahman isminin tecellisidir, kadın Rahîm isminin... Rahman isminin hayatımızdaki yansıması baba, dünyadaki yansıması güneştir ve temsil ettiği ateş elementi bedenimize hareket etme arzusu verir. Koruyan ve güvende hissettirendir. Rahîm isminin hayatımıza yansıması anne, dünyadaki yansıması ay, temsil ettiği element su elementidir. Gece gibi olan, kusurlarımızı örten, koşulsuz sevgi verendir." Bu satırlar, ilk bakışta manevi bir derinlik taşıyor gibi görünse de, özünde insan psikolojisini katı kutuplara sıkıştıran muhafazakar bir evren tasavvurudur. Erkeği "güneş, ateş, hareket ve koruyan aktif güç"; kadını ise "ay, su, gece, edilgen ve kusur örten" olarak kodlamak, 21. yüzyılın sosyo-ekonomik ve bireysel gerçekleriyle tamamen çelişmektedir. Kadını yalnızca "koşulsuz kabul eden ve örten bir gece" pozisyonuna indirgemek, onun bireysel sınırlarını, öfkesini, hak arayışını ve rasyonel varlığını yok saymaktır. Yazar, eril ve dişil prensipleri tanımlarken kendi içinde derin mantıksal çelişkilere düşmektedir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, "Dişil uyumlu, eril muhalif olandır. Dişil
Celal ve Cemal Aynasında Eril Dişil BilgeliğiNevin Nesrin Soysal · Aile Yayınları · 2023457 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 13. kitabı
!!!!!!!!!!OKUMAYANLAR İÇİN OKUMA KEYFİNİ DÜŞÜRECEK BİLGİLER İÇERİR!!!!!!! Topluma yabancı olan karakter YOZO... Açlığın ne anlama geldiğini biyolojik düzeyde kavrayamayan, toplumda gizlenmek ve zarar görmemek için insanları güldürme zorunluluğu hisseden, kendisini yavaş yavaş eksantrik bir soytarı olarak tanımlayan karakterimiz. Etrafında dışlanmışın hakikatini temsilen Takeiçi ve normalin ikiyüzlülüğünü temsilen Horiki yer alıyor. Fiziksel ve sosyal olarak zayıf olan Takeiçi, okulun dışlanmışı, Yozo' nur soytarı maskesini görebilen tek kişidir. Toplumun kabul ettiği uyumlu, kibirli, bencil ve içten çürümüş Horiki ise Yozo'yu kendi eğlencesi için tüketmiştir. Toplumun, gerçeği açıkça gören ve yansıtanları (Takeiçi) dışlayıp; rol yapan, bencil ve ikiyüzlüleri (Horiki) kabul ettiği sosyolojik zemin kitapta da aynen anlatılmaktadır. Marksist bir gruba inançtan değil, 'yasadışılık' hissinin verdiği rahatlama için dahil olan Yozo, sapkınlığı adeta kendine konfor alanı seçer. Ve kitapta şöyle ifade edilir: ''İnsan toplumunda dehşet içinde... yaşamaktansa hapiste olmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.'' Bu durumu taşradan metropole taşındığı süreçte yaşadığı statü kaybı ve ekonomik tükenmeyle bir girdap takip eder. Başlangıçta karakter, toplumu bireyi ezen, soyut ve korkunç bir dalga olarak algılar. Horiki ile arkadaşlığı ile ''Toplum dedikleri sen değil misin?'' aydınlanması yaşar. Yani birbirini ezen, soyut ve korkunç olan bireylerin toplamıdır. Dalga yoktur, damlalar vardır. Bu farkındalık, makro korkuyu mikro bir umursamazlığa dönüştürür. Gidişatta eşi Yoshiko'nun, insanlara duyduğu saf güven dolayısıyla yaşadıkları Yozo'yu bambaşka düşüncelere sevk eder. ''Güvenmek bir suç mudur?'' Masumiyet ve mutlak güven modern toplumda hayatta kalmaya uygun olmayan
Duygu ve Düşünce
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
Reklam
Reklam