Sarah ve on iki aylık kızı Kimmy oyuncak dolu bir odaya giriyor. Cana yakın genç bir araştırma görevlisi odada bekliyor ve onlarla iki çift laf ediyor. Kimmy bu yeni oyuncak cennetini keşfetmeye başlıyor: Arada annesine bakarak etrafta emekliyor, oyuncakları alıyor, yere atıyor, ses çıkarıyor mu, yuvarlanıyor mu, ışıkları yanıyor mu kontrol ediyor.
Ardından Kimmy’nin annesine odadan çıkması söyleniyor; kadın kalkıp usulca dışarı çıkıyor. Kimmy ne olduğunu anladığı anda çılgına dönüyor. Hızla kapıya doğru emekliyor ve ağlıyor. Annesini çağırıyor, kapıya vuruyor. Araştırma görevlisi, Kimmy’nin ilgisini bir kutu renkli blokla çekmeye çalışıyor ama bu sadece Kimmy’yi daha fazla kızdırmaya yarıyor ve bloklardan birini araştırma görevlisinin kafasına atıyor.
Annesi kısa bir süre sonra odaya döndüğünde, Kimmy hızla ona doğru gidiyor ve kollarını kaldırarak kucağa alınmayı bekliyor. İkisi sarılıyor ve Sarah sakince kızını rahatlatıyor. Kimmy annesine sıkıca sarılıyor ve ağlamayı kesiyor. Sakinleştiğinde Kimmy’nin ilgisi yeniden oyuncaklara dönüyor ve oynamaya devam ediyor.
Sarah ve Kimmy’nin katıldığı bu deney, bağlanma teorisi alanındaki muhtemelen en önemli çalışma, yabancı ortam testi olarak bilinir ve yukarıda sözünü ettiğimiz, onun kısaltılmış bir versiyonu. Bağlanma teorisi öncülerinden Mary Ainsworth, çocukların keşif isteğinin –oynama ve öğrenme yeteneğinin– annelerinin varlığı ya da yokluğuyla tetiklenmesi ve durması karşısında hayrete düşmüştü.
Ainsworth, bir bağlanma figürünün odadaki varlığının, çocuğun daha önceden bilmediği bir ortama katılmasına ve güvenle araştırmasına yettiğini görmüştü. Bu varlık güvenli dayanak olarak biliniyor. Size destek olan birinin arkanızda olduğunu ve ona yüzde yüz güvenebileceğinizi, ihtiyacınız olduğunda dönebileceğinizi