Öncelikle bu kitabı okumakta popülaritesine oranla gecikmiş olsamda kendi adıma tam zamanında okuduğumu düşünüyorum, bunun sebebi kitabın bir nebze oturmuş bir sosyolojik bakış açısıyla okunduğunda klasik bir edebi lezzetten çok daha fazla tat bıraktığını düşünmemdir.
İlk olarak kitabın üç bölümden oluştuğunu ve bu üç bölümünde birbirinden farklı tarzlarda ilerleyişe sahip olduğunu söylemeliyim. İlk bölüm yazarın alaycı-eleştirel diline alışmak okuma akışını bir miktar yavaşlatıyor bu sebeple eseri 'sabırla güzelleşen kitaplar' kategorisine rahatlıkla sokabiliriz.
İkinci bölümde ise olayların çerçevesini oluşturan karakteri daha fazla tanımaya başlıyoruz fakat buna tanımak demek yanlış olur bence, çünkü kitap ilerledikçe yazar sanki bu bölümde bilerek bizim karakterlere karşı belirli ön yargıları beslememizi sağlamış gibi hissettim. İkinci bölümde bire kıyasla daha belirsiz bir dil kullanılmış, kimi zaman olay anlatımları hızı artırırken işin içine eleştiri ve betimlemeler girdiğinde hız yeniden yavaşlıyor ama bu durumun garip ve keyif verici bir yanı olduğunu söyleyebilirim. Yine bu bölümde bazı olay kesitlerine tam olarak anlam veremiyoruz çünkü yazar bunuda tasarlamış çünkü henüz fidanı suladığımız ama hangi ağaç olduğunu bilmediğimiz kısımdayız.
Üçüncü ve yazarında deyimiyle fırtınanın koptuğu bölüme gelince o bir ileri bir geri giden dil değişerek sizi hüp diye içine çekiyor sanki. Her sayfada "aaaa o, o yüzdenmiş meğer veya nasıl yaa!" cümleleriyle ters köşelerin tillahını yaşıyoruz. Açıkçası genelde çoğu kitabın sonunu önceden tahmin edebildiğimden okurken çok şaşıran biri değilim ama bu kitap en dikkatli okurları bile iki, üç defa kesinlikle şaşırtacaktır diye düşünüyorum.
Genel anlamda karanlık bir havaya sahip olduğunu düşünüyorum ki zaten anlatılan şeyler
Güneş hüzünlü hüzünlü yükseldi; güneşin üzerine vurduğu hiçbir şey, sahip olduğu yetenekleri ve güzel duyguları kullanma becerisinden yoksun, kendi yararı ve mutluluğu için bir şeyler yapmayı beceremeyen, dahası bu feci halinin farkında olan ve bu feci halin onu tüketmesi pahasına kendinden vazgeçen bu adamdan daha hüzünlü değildi.