Bir dış nedenden ötürü üzülüyorsan, aslında canını sıkan bu değil, onun hakkındaki yargındır, bu yargıdan her an vazgeçebilirsin. Ama seni üzen kendi karakterinden kaynaklanan bir şeyse, yargını düzeltmeni kim engelleyebilir?
Yoksa seni yolundan alıkoyan basit bir ün isteği mi? Öyleyse unutkanlığın her şeyi nasıl bir hızla yuttuğunu; önünde ve ardında uzanan zamanın sonsuz uçurumunu; ünün boşluğunu, seni alkışlamayı gösteriş haline getirenlerin dönekliğini ve ahmaklığını; ününün kapatıldığı dar alanı düşün. Çünkü yeryüzünün tümü bir noktadan başka bir şey değildir, senin oturduğun yer ise bu noktanın küçücük bir parçasıdır ancak; burada sana övgüler düzecek kaç kişi çıkar ve bunlar ne tür insanlardır?