Onu, keskin ve yoğun bir özlem duygusu uyandırmıştı. Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusu; ama bu duygunun nereye yöneldiği belli değildi. Öylesine bir özlemdi işte; belki boşluğa, belki hiçbir yere; belki de özlem duygusunun ta kendisine.
Bir anda düşünmeye başlıyorsun ve gürültü kanser gibi yayılıyor kalabalığın arasında. Tarifsiz bir huzursuluk kaplıyor içini, ellerin titriyor, avuç içlerin terliyor ve istemsiz biçimde kaçmak istercesine sendeliyorsun. Sanırım işte o an bazı şeyleri kabullenmen gereken an senin için..