Empatiyi Özümseyelim mi?
Merhaba arkadaşlar, herkese mutlu sabahlar, sağlıklı hayatlar... Ben Eklektik Fenomenolog Dr.Muhammet Barkım CANLIOĞLU. Üzerinde çalışmakta olduğum "Post-Westphalia" (Post Vestfalya) isimli kitabımın hazırlıklarını sürdürüp, idari-akademik-entelektüel çalışmalarıma devam ederken bugünkü yazımda Husserl'in Transendental Fenomenolojisinde Başkasının Beni Sorununun çözümünde kilit, kurucusu olduğum eklektik fenomenolojinin gelişiminde başat ve insanlığın yaşadığı buhranların aşılmasında aygıt rolü üstlenen bir kavrama odaklanmak istiyorum: "Empati" Empati kavramı çoğu kez günlük hayatın sığlaştırıcı perspektifinden kurtulmayan, derinliği tam olarak anlaşılamayan ve tekrarlandıkça anlam kaybına uğrayan talihsiz bir kelime... Günlük hayatta "Kendini başkasının yerine koyma" minvalinde kullanılan empati Husserl'in ortodoks fenomenolojisinde "Anlam oluşturma sürecinde, ötekinin bilinciyle bütünleşilmesini sağlayan ve öznelerarasılığın temelini oluşturan unsur" olarak öne çıkmaktadır. Eklektik fenomenolojide ise "olguların ve olayların değişmez özünü, yorumlarla çeşitlenen sözünü ve tartışmalarla şekillenen izini aynı ortak paydada yoğuran esas bileşik" olarak değerlendirilmektedir. Empati, gündelik hayatta derdi olana "vah vah", müjdesi olana "ne mutlu sana" diyerek geçiştirilen ama asıl teorik boyutunda insan sayısı kadar olay olgu ve bunlara karşılık gelen farklı duygu kombinasyonları olduğunun bilincinde olarak hiçbir tavrı ötekileştirmemeyi içerdiğinden anlık onaylamaların ötesinde durumlara ömürlük hazırlık içeren bir duruşu vurgular. Çağımızda kendi vicdanını sosyal medyadaki kısa bir videoya ya da dizilerdeki kurgusal karakterlerin abartılı acılarına gözyaşı dökerek tatmin eden sığ kitlelerin "Empati" kavramını gerekli hassasiyetle ele alabilmeleri önce Husserlyen
Doktor MBC soruyor
Pandora'nın Kutusu Kısa bir dönemdir kitap okumalarımda gerideydim. Fakat en sevdiğim yazar Osamu Dazai sayesinde bir kez daha kısa bir zamanda bir kitap bitirme şansım oldu. Genelde kitaplarda alıntılama yapmayı ya da altını çizmeyi pek sevmem, fakat bu kitapta beni bunlara çeken bir şeyler oldu. Hiç umudu olmayan bir hayatı kısa sürede aydınlığa taşıyan Tarlakuşu'nun hikayesi bir kez daha Dazai'nin kalemine hayran kalmamı sağladı. Beni etkileyen birkaç alıntıyı paylaşmak isterim; "Kaygı, toplanan kara bulutlar gibi yüreğimin derinliklerine yapışıp orada kaldı. Bu şekilde yaşamaya devam edersem gelecekte nasıl biri olacağımı merak ediyorum." "Hiçbir yol yokmuş gibi sanki, hiçbir şey. Benim böyle umarsızca yaşamamın sadece insanları rahatsız ettiğini ve tamamen anlamsız olduğunu düşününce daha da katlanılmaz geliyor." "Benim yaşıyor olmam insanlara rahatsızlık veriyor. Ben lüzumsuz bir adamım, farkındalığı kadar acı veren bir düşünce yok." (s.11) "Ölümle bir arada yaşayanlar için bir çiçeğin gülümsemesi, ölüm-yaşam meselesinden daha çok yüreklerine işler. Şimdi bizler, tabiri caizse, hafif çiçek kokularına kapılıp ne olduğunu bilmediğimiz büyük bir gemiye bindirildik ve kendinizi onun göklerdeki rotasının insafına bırakarak ilerliyoruz." "Ölmenin ya da yaşamanın, bir insanın mutluluğuna ya da üzüntüsünü belirleyen kilit nokta olmadığını anlamaya başladım." (s.42) "Hiç bilmiyorum. Ama güneşe doğru büyüyorum." (s.142)
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bak hele
Bak Hele Hele güzel olmaya görsün bir kadın. Hele birde farkındaysa güzelliğinin... Her şeye hakkı olur be gülüm zalimliğe bile... Ve her türlü vefasızlığa! Hele olmasın bakışları hülyalı, zülüfleri rahiya... Dudakları gül kurusu... Saçları lüle lüle Gözleri göl yeşili Hele... bak hele işvesi boyundan büyük. Elleri maharetli bereketli.... Gözlerinde her daim hüzün. Dudaklarında gizli bir tebessüm . Kır çiçeği edası. Çölde serap havası
Şiir
"Kahpe içerden olunca, kapı kilit tutmaz oğul!"
Günlük dump
Cok karışık çünkü gün içinde düşündüğüm büyük başlıklı her şey var Benliğimi kaybettim sanıyordum tamam mı, sebebi cevremdekilermis🐖💨(bu aralar favori emoji kombinasyonum bu🥳🥳) degismisim gibi tepkiler alinca direkt kendimi bu düşüncenin içine atmisim (dumbbitch🤬) Farkındalık bize niye bu kadar geç uğruyor fln skwnekdmkekrkekr☠️ Dışarıdan bir göz olarak çok iyi bir izleyicisindir ama iş kendine bakmak olunca yapamiyorsundur pov: Su icmedin su iç İçinde var olan bir karakteri anahtarmiscasina sadece belli kilit kişilerin yanında açmak da çok kısıtlanmış hissettiriyor, hani içinde o senin, istediğinde kullanabilmen gerekmez mi🕳️ Kısıtlanmak her zaman fiille desteklenmek zorunda degil, bazen söylenen bir kelime bile senin yapmak istediğin bir şeye karşı "hayır ya bunu yapmamaliyim" fikrini aklına getiriyorsa yine kisitlaniyorsundur Su icmedin Çocukların da bir birey olduğunu düşünemeyen acil zavallı orrrrrullar imha edilmeli Sen doğurdun diye kuyruğun olmayacak, senin fikirlerine aynen sahip olmayacak, yapmak istediğin şeyleri o yapmak istemeyecek anlamak zor değil be Yakın olduğun birinden aniden soguman gayet doğal, bu seni kötü biri yapmaz sadece aranızdaki bağın basit şeyler üzere kurulduğunu gösterir Su Planladığın çoğu şeyi yapamamak senin dağınık olduğunu göstermez, sadece senin düzen fikrinin daha ucu açık olduğunu gösterir Her şeyi romantize etmek biraz da gösteriş ithnk Ne bulursan iç Ne giydiğin seni tamamen yansıtmaz, insanlar giyimin üzerinden seni kalıplara soktuğunda bu onların zihinleri dışına cikamadiklari anlamına gelir (CANİNİ SIKMA YANİ)
Hissedemedin derinliğini yaşamın Aşık olamadığın için Sebepsiz zorunlu bir varlık gibi Elinde kaldı Hekata'nın kilit çözen anahtarı Sevişemedin ..... Geçti artık geçti Yedinci katına kaldı göğün Yedinci katına Yedinci katında Ruhların vuslatına Doyasıya koklaşma umudun ..