7/10
·303 syf.··
2026 20. kitabı
Gerçek nedir? Hak etmek ne demektir? Toplum kimi alkışlar; doğru olanı mı, görünür olanı mı? Bir insanı yaptığı şey mi tanımlar, yoksa başkalarının ona inandığı bir hikaye mi? Başarı emekle mi kazanılır, görünürlükle mi? Başarı için kalite şart mıdır? Reklamla bu aşılabilir mi? Vicdan şartlara göre şekil değiştirebilir mi? Çıkarlara göre vicdan susturuculabilir mi? Hırs motivasyon sağlar mı? Bir hata bütün doğruları siler mi? Başkalarının görünür olmasını alkışlarken perde arkasını bilsek yine de alkışlamaya devam eder miyiz? Peki o perde arkası hikayesinin başrolü biz olsak yine de o hak edilmeyen alkışlarla gururlanabilir miydik? #SarıYüz #KitapÖnerisi #RFKuang #Edebiyat #OkumaHalleri
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,5bin okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Bəzən özümüzü itirdiyimiz o anlarda yenidən özümüzə dönməyin, "biz" olmağın yolunu axtarırıq. Hakan Özkanın "Yeniden Biz Olmak" kitabı sanki içimizdəki o düyünləri səssizcə açır. Hər səhifəsi özümlə yenidən tanış olmağım üçün atılmış bir addım kimi idi. Əgər siz də ruhunuza toxunacaq, sizi sizə xatırladacaq bir bələdçi axtarırsınızsa bu kitabı mütləq kitabxananıza əlavə edin. İnsan ancaq öz yaralarını qəbul etdikdə sağalmağa başlayır '"biz" olmaq da buradan keçir.
Yeniden Biz OlmakHakan Özkan · Olimpos Yayınları · 2023126 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere sevgili canım yazar @seydabozkurtofficial kaleminden Külce adlı şiir kitabıyla geldim. Külce isminden de anlaşıldığı gibi okurken yanıp kül olacağız... " Çocukluğumda, bir rüzgarda saçlarımı savurmuştu bu şarkı... Sabahın cüretkarlığını da onunla tanımıştım... " Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise insanın kalbinde yaşamaya devam eder. Benim için bu şiir kitabı da tam olarak böyle bir eser. Her sayfasında kendimden bir parça bulduğum, kimi zaman hüzünlendiğim, kimi zaman umutla dolduğum satırlar vardı. Şiirlerin her biri sanki kalbin en sessiz köşelerine dokunuyor. Yazarın kelimeleri öyle içten ve öyle samimi ki, okurken yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz. Özlemi, sevgiyi, kırgınlığı ve umudu öyle güzel anlatıyor ki bazı dizeler uzun süre zihninizden çıkmıyor. Bu kitabı sevme nedenim sadece güzel şiirlerden oluşması değil, bana hissettirdikleri. Bazen bir şiirde geçmişimi buldum, bazen de geleceğe dair umutlarımı. Her okuyuşumda farklı bir anlam keşfettim ve her seferinde aynı duyguyla son sayfayı kapattım. Hayranlık... Eğer kalbinize dokunacak, sizi düşüncelere sürükleyecek ve duygularınızı kelimelerde bulmanızı sağlayacak bir şiir kitabı arıyorsanız, bu eser kesinlikle okunmayı hak ediyor. Çünkü bazı şiirler sadece okunmaz, hissedilir. Anladım ki Anladım ki Bütün çığlıklarımı heybemde taşıdım ben, Yer Gök duyduğu haykırışlarım, Ama insanoğlunun kulağı bile çınlamadı. Anladım ki Duvarlarımı olmazlarla örmüşüm, Tek tek, ağır ağır koymuşum tuğlaları, Her yarama bir tuğla eklemişim. Anladım ki Hilal bile gece de kendine kırdın, Karanlıkla gündüz birbirine karışıyor,
KülceŞeyda Bozkurt · Parana Yayınları · 202617 okunma
Puan vermedi
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaz; insanın zihninin içinde dolaşır. Kafadan Doğumlar da tam olarak böyle bir kitap. Günter Grass, bir çiftin çocuk sahibi olma düşüncesinden yola çıkarak aslında modern insanın korkularını, geleceğe dair kaygılarını ve dünyaya karşı duyduğu güvensizliği anlatıyor. Bu kitapta asıl mesele bir çocuğun doğup doğmaması değil; insanın, kendi yarattığı dünyaya bir çocuk getirmeye cesaret edip edememesidir. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki bazen en büyük yolculuklar ülkeler arasında değil, insanın kendi zihninde gerçekleşiyor. Kimi zaman bir otel odasında, kimi zaman bir tren yolculuğunda, kimi zaman da sıradan bir konuşmanın içinde insan kendini, geleceği ve varoluşu sorgulamaya başlıyor. Çünkü bazen en büyük doğumlar, dünyaya değil, insanın kafasının içinde gerçekleşir. Ve o düşünceler, doğdukları anda bizi biraz daha tuhaflaştırır.
Kafadan DoğumlarGünter Grass · Gendaş Kültür Yayınları · 200028 okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2026 140. kitabı
Dantel, yalnızca ipliğin sabırla işlenmiş hali değildir, yaşamın da görünmez desenlerini taşıyan bir aynadır, öyle değil mi? İnsan, hayatta attığı her adımı bir ilmek gibi örer, kimi zaman sevinçleri, kimi zaman acıları ince bir nakış gibi günlerine işler. Nasıl ki bir dantel tek bir düğümle tamamlanmazsa, yaşam da tek bir başarı ya da yenilgiyle anlam kazanmaz. Yıllar geçtikçe geriye dönüp baktığımızda, dağınık sandığımız ilmeklerin aslında birbirine bağlı olduğunu görür, sabırla örülen hayatımızın, tıpkı bir dantel gibi zarif ve benzersiz bir bütün oluşturduğunu fark ederiz. Dolayısıyla kitabın ismini bu noktada çok anlamlı buldum. Dört kadın… Yaşamlarına dair desenleri sabırla ören dört kadının hikayesini okurken her şey öyle tanıdık gelecek ki. Bazen sabırla atılan her ilmeğin ortaya çıkardığı deseni bozup, en baştan başlamak gerektiğini de hatırlatıyor. Kitabın içerisindeki hayatlardan geçince insan düşünmeden edemiyor aslında ne kadar çok duygularımızla yaşıyoruz. Belki de en çok beklentilerimizle. Ama hayat işte bizim içimizden geçenlerle karşımızdakilerin duyguları aynı olmuyor. Dolayısıyla hayal kırıklıkları yaşıyoruz bolca. Ama devam etmek zorundayız. Her defasında da başımızı koyacağımız bir omuza ihtiyacımız oluyor. Her kadının yaşadığı hayal kırıklıklarına rağmen mutlaka bir yerlerde yine insanın içini harekete geçiren duygular vardır diye düşünüyorum. Belki zamanı değildir ya da yanlış kişilerdir. Ama insan her defasında yanlışı bulmak konusunda çok da başarılı, bu da bir gerçek. Güzel yarınlara…
DantelMüge Acar · Eva Yayınevi · 20265 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece bir okur değildim. Serap Kurşun Kanmaz'ın dostuydum. Kitabın hazırlık sürecinde birlikte çalıştık, uzun sohbetler yaptık, satır satır üzerinden geçtik. Kitapta yer alan röportajı da bu sohbetlerin bir parçası olarak gerçekleştirdik. Günler boyunca konuştuk. Kimi zaman yeni yazdığı bir aforizmayı heyecanla paylaştı, kimi zaman tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı. Ama ne anlatırsa anlatsın, konuşmalarımızın merkezinde hep yaşam vardı.Aslında Serap'ın bana en çok öğrettiği şey de buydu.O, hastalığından bahsettiğinde bile hastalığı konuşmazdı. Yaşamı konuşurdu. Tedavi süreçlerinin ağırlığını, hastane odalarının yalnızlığını, belirsizlikleri elbette inkâr etmiyordu. Ancak bütün bunların içinde hâlâ umut edecek bir şey bulabiliyor, yarınlara dair heyecan duyabiliyor, yazmaya devam edebiliyordu. Belki de bu yüzden kitabın ilk sayfalarından itibaren hissedilen duygu acı değil; yaşama tutkusu oluyor. Bazen bir aforizmada, bazen bir günlük sayfasında, bazen de içten bir itirafta Serap'ın sesini duyuyorsunuz. O sesi bugün hâlâ duyabiliyorum. Çünkü bu kitapta yalnızca kelimeler yok; onun cesareti, mizahı, sevgisi ve yaşama bağlılığı var. Ne yazık ki kitap tamamlandıktan sonra Serap'ı kaybettik.Bu cümleyi yazmak hâlâ kolay değil.Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdaki yerleri değişmiyor. Serap da benim için öyle biri. Dostluğu, zarafeti, insanlara dokunma biçimi ve her şeye rağmen koruduğu yaşam sevinciyle hep hatırlayacağım bir insan.Bugün Serap Gibi'yi okurken satırların arasında yalnızca bir yazarın değil, çok kıymetli bir insanın izlerini görüyorum. Onunla yaptığımız sohbetleri, geleceğe dair planlarını, yazmak istediği yeni kitapları ve gözlerindeki o bitmeyen yaşam enerjisini hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitap benim için sadece
Serap GibiSerap Kurşun Kanmaz · Doğan Solibri Yayınları · 20252 okunma