Hüzün rûhi bir elemdir ki, ya istenilen ve sevilen bir şeyin ele geçmeyişinden, ya kaybından, ya da gelecekte sevilmeyen ve çirkin bir şeyin kendisine geleceği düşüncesinden doğar. Sebebi çoğu defa, cismânî arzuların şiddetle peşinden koşmak, bedenî lezzetlere hırs ve tamah göstermek, dünyevî hazinelerin kazanılma ve devam ettirilmesine gereğinden fazla değer vermek; bütün gayretini geçici faydaların, kalıcı olmayan dünyanın bâki olmayan lezzetlerine kavuşmak için sarf etmek, bu yönde ısrarla çırpınmak isteğidir.
Bir filozof şöyle der:" Ben edebi, edepsizlerden öğrendim. Zîra her iş onlardan ortaya çıkar, akılda onun çirkinliği meydana çıkardı. Ben bunu hatırımda tutup, işlemezdim, bundan kaçınırdım."