Puan vermedi·536 syf.··
2026 44. kitabı
Kinyas ve Kayra, hayattan kaçmayı yolculuk sanan iki insanın karanlıkta birbirine çarpma hâli gibi başlar. Afrika’dan Amerika’ya, uyuşturucudan şiddete, boşluktan daha büyük boşluklara savrulurlar; ama asıl gidilen yer harita üstünde değildir. İkisinin de derdi dünyayı gezmek değil, kendi içlerinden mümkün olduğunca uzağa düşmektir. Ne var ki insan nereye giderse gitsin içindeki çürük bavulu da yanında taşır. Daha ciddi bakınca, bu anlatı bir “isyan güzellemesi” değil; isyanın da nasıl kokuşabileceğini gösteren kirli bir ayna. Kinyas ve Kayra düzenin dışına çıkınca özgürleşmiş olmazlar, sadece başka bir hapishanenin kapısını açarlar. Toplumun ahlakına tükürürler ama yerine koydukları şey de tertemiz bir hakikat değildir. Bazen başkaldırı, insanın kendi kendini yüceltmek için kullandığı havalı bir zehire dönüşür. Buradaki mesele budur biraz: çürümüş dünyadan nefret ederken, o çürümenin başka bir biçimine dönüşmek. İkisinin ilişkisi dostluk gibi görünür ama daha çok birbirini besleyen iki karanlık damar. Biri düşerse öteki de düşsün ister gibi, biri susarsa diğeri içindeki gürültüyü onun üstüne boca eder. Aralarında sevgi var mı, var belki ama sıcak değil; daha çok gece yarısı soğuk duvara yaslanmak gibi bir yakınlık. Birbirlerini anladıkları için mi yan yanalar, yoksa yalnız delirmek daha korkunç olduğu için mi, işte orası bilerek bulanık bırakılmış sanki. Dili en çok burada çalışıyor: cümleler bazen yumruk gibi, bazen kusmuk gibi, bazen de insanın alnına yapışan ateşli bir bez gibi geliyor. Temiz, parlatılmış, uslu bir anlatım yok; aksine kirini saklamayan bir akış var. Bu yüzden okurken yalnızca olaylara bakmıyorsun, kelimelerin nefesi de üstüne siniyor. Bazı satırlar “beni anla” demiyor, “dayanabilirsen bak” diyor. Güzel olan da biraz bu hoyratlık zaten; süslenmiş
Alıntı
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2026 167. kitabı
Hakan Günday’ın o sert, yeraltından gelen, sınırları altüst eden ve kelimeleri birer jilet gibi kullanan o muazzam ilk kalemiyle; hayatın anlamını şiddette, nihilist bir çöküşte, uyuşturucuda ve dünyanın en tekinsiz köşelerinde arayan iki adamın, Kinyas ve Kayra’nın o karanlık cehennemine daldım. Yazar; Afrika’dan Amerika’ya, oradan Türkiye’nin dehlizlerine uzanan o kanlı ve felsefi yolculukta, insan doğasının en vahşi, en bencil ve en çıplak halini öyle sarsıcı bir dille işlemiş ki iki farklı ruhun varoluşsal sancılarını, sisteme duydukları o derin nefreti ve kendi içlerindeki o mutlak karanlığı adeta ruhumun en derin yerinde hissettim. Türk edebiyatının yeraltı dünyasındaki o en radikal, en acımasız ve aynı zamanda en felsefi zirvesi olan; her satırıyla insanı kendi konfor alanından söküp atan, bittiğinde ise zihinde ömür boyu sürecek bir fırtına bırakan, tam anlamıyla kült ve sarsıcı bir başyapıttı.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sadece düşünceler
Puan vermedi·448 syf.··
2026 4. kitabı
bu kitabı birden fazla kez okumuş birini görürseniz onu olduğu yerde bırakıp kaçmanızı öneriyorum. kötü bir kitap diye düşündüğümden değil asla bu kitap insanın en karanlık duygularını farketmesini en istemediğiniz duygular ile karşılaşmanıza olanak sağlıyor. kitabı okurken ilk başlarda ne kadarda iğrenç insanlar bunları nasıl yapabiliyorlar diye düşündüm hiç etik değerleri yok mu acaba gibi ardından kitabın ortalarında insan olup olmadıklarını sorgularken onlarında bunu sorguladıklarını farkettim.kitabı bitirdiğim gibi okumuş birine rastlamak ve onunla bu kitap üzerine uzun uzadıya tartışmak istedim bende kapanmış bir kitap gibi hissettirmedi uzun bir süre düşündüm hatta en son okuması için arkadaşıma verdim son bir umutla ve o bitirdiğinde benimle aynı kafa karışıklığına sahipti sanki bir takım şeyler bile isteye havada bırakılmış gibi herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum bence okumanız gereken zaman diliminde karşınıza kendiliğinden çıkacaktır bende öyle oldu en azından
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 201835,4bin okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:23
Günday yine yapmış yapacağını. Sansürsüz dili ve insanın,ahlak kavramının sınırlarını zorlayışı kitabı okuduğum esnada hem beni dehşete sokuyor hem de düşünmeye sevk ediyor. Yazarın dili, benzetmeleri, karakterlerin iç dünyasına ait tasvirleri edebi bir tatmin duygusu oluşturuyor. Hikaye sert. Her zamanki gibi. Bazen “bunu da yazmazsın be adam” diye geçirdim içimden, özellikle de Derdâ’nın hikayesinde. Kinyas ve Kayra’dan aşina olduğumuz iki karakterin ayrı ayrı ve beraber yaşantılarını konu alıyor diyebiliriz kısaca. Ağır konusuna rağmen oldukça akıcı ve merak duygusunu canlı tutmayı başarabilen bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir de Günday’ın hikayeye giren yan karakterlerin sonlarını muallakta bırakmamasını çok seviyorum. Kitap akışında beni rahatsız eden tek bir şey oldu o da başlarda tesadüflerin şaşırtırken sonlara doğru kabak tadı vermeye başlaması. Tüm olayları ve kişileri tesadüf eseri birbirine bağlamış yazarımız, ilk birkaçında okuma hazzı verse de her şeyin bu denli tesadüfi olması hikayenin gerçekçiliğinden götürmüş, insana gerek var mıydı dedirtiyor.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
İçimizdeki Bastırılmış Karanlık
Puan vermedi·536 syf.··
2026 2. kitabı
İnsanın içindeki aydınlık ve karanlığın, var olma çabası ile mutlak hiçliğin efsanevi savaşı. Ahlak kavramını ve sınırları baştan aşağı sorgulatan, rahatsız edici ama bir o kadar da gerçek bir yeraltı edebiyatı şaheseri. Psikolojik derinliği okurken adeta dibe çekiyor. Özellikle Kayra'nın halleri, insanın alkollüyken ortaya çıkan o bastırılmış, sakladığı çirkin ve vahşi tarafının vücut bulmuş, sürekli var olan hali gibiydi.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
8/10
·536 syf.·
2026 238. kitabı
Selamm arkadaşlar … Sonunda Türk edebiyatında her babayiğidin cesaret edemeyeceği cinsten çiğ, maskesiz ve insanlığın tüm o karanlık, hayvani dürtülerini suratımıza sol kroşe gibi indiren çok özel bir yeraltı manifestosun daha sonuna geldim. Hakan Günday’ın daha yirmili yaşlarının başında zihnindeki tüm o varoluşsal öfkeyi kusarak yazdığı bu kitap, özellikle din, toplum ve sistem üzerine kurduğu o beyin yakan felsefi teorilerle (o meşhur Adem-Havva mevzusunda olduğu gibi) okuru adeta kendi zihniyle kuşkuda bırakacak kadar güçlü argümanlar içeriyor… Bir tarafta hiçliğin dibine çöken Kayra ile diğer tarafta her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışan Kinyas’ın o muazzam çatışması, modern insanın içindeki o devasa iki kutbun kusursuz birer yansımasına dönüşüyor. Ancak yiğidi öldürüp hakkını yediğimizde(!), kitabın o 600 sayfalık devasa gövdesinde görmezden gelinemeyecek ciddi defolar ve "ilk kitap" günahları da sırıtmıyor değil hani.:)) Özellikle Afrika ve Amerika maceralarında vites arttıran bazı abartılı şiddet sahneleri yer yer "En psikopat benim" diyen zorlama bir ergen hezeyanına göz kırparken, birbirini tekrarlayan o uzun "insanlıktan tiksinme"ifadeleri de beni yordu… Ha bir de Kayra’nın tüm bu dünyayı yakma arzusunun arkasında dünyayı gezecek maddi lüksünün olması, mevzuyu hayatın gerçek sillesini yememiş bir "tuzu kuru" gibi gözükse de gözüme roman, o finalde tokat gibi hesaplaşmasıyla tüm bu günahlarını affettirmeyi ve her yaşta bambaşka tatlar bırakacak kült bir deneyim olmayı yine yeniden sonuna kadar başardı. Özetle bu kitap, hayatın ve sistemin parlatılmış yalanlarından sıkılan, sıradan maceralar yerine okuru zihnen hırpalayıp bittiğinde derin bir sessizliğe gömen hırçın bir deneyim arayan ve insanlığın en çıplak karanlığıyla yüzleşmeye cesareti olan
Alıntı
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma