Kader Kiper

İnsan yalnızca içgüdüleriyle besin-güvenlik-özgürlük elde edemez... Hayvan bilinci yaşanan anın ötesine geçemediği gibi, kurbanlarının soyunun tükenebileceğini de düşünemez... Hayvan yok eder; üretmez... Hayvani zevkler duyumsal düzeylerin civarında kalır ve algısal olandan kaçınır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yokluk aslında tüm dünya kültürlerinde babaların bir özelliği değil midir? Onlar ya cephededir ya hapishanede, ya altın postun peşindedir ya da adalarda perilerle eğlenirler, ya ev dönüşü fırtınaya yakalanırlar ya da dünyanın meyhanelerine takılırlar, ya bir yerlerde gurbet ellerde para kazanırlar ya da sadece canları eve gelmek istemez.
Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başIıyorsunuz - a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da - babam hayattayken. Ya da - iki yıl sonra... Kızım doğduktan sonra da böyle olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü - yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra.
Meğer köye dönüşü ölümünden sonra olacakmış. Nihayet bahçesine ve köpeğine kavuşmuş, her zaman olmak istediği yerdeydi. Sanki bahçe ölümü kovacak, ölümün orada yeşermesine izin vermeyecekti; ya güller dikenlerini üzerine batıracak, ya köpek dişlerini kavalkemiğine geçirecekti.
Babam o üç yüz kilometrelik yolu cenaze arabasında kat edecekti. Daha önce, Sofya'ya gitmek üzere yola çıktığında, bunun tek yönlü bir seyahat olacağını hissetmiş miydi acaba? Bize birtakım işaretler verilir mi, yoksa tam tersine, cehaletimizle mi korunuruz?